Çorlu’da kadınlar sandığa geçim derdiyle gidecek

Fotoğraf: Evrensel

Çorlu’da kadınlar sandığa geçim derdiyle gidecek

Evrensel'e konuşan Çorlulu kadınların en büyük derdi geçim ve gelecek kaygısı.

Elif Ekin SALTIK
Çorlu

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde, Bahçelievler semtindeyiz. Hem işçi kadınlar hem de ev kadınlarıyla bir aradayız. Kadınların en büyük derdi geçim ve gelecek kaygısı. Bunlar sandığa da yansıyacak gibi görünüyor.

Bir kamu kurumunda işçi olarak çalışan Şirvan’ın evindeyiz. Şirvan kısa süre öncesine kadar taşeron işçisiydi. Son düzenlemeden sonra çalıştığı kuruma bağlı şirketin kadrosuna geçirilmiş. “Taşeron işçi olmaktan hiçbir farkı yok. Hatta işini kaybetme stresi daha fazla. En ufacık bir şeyde tutanak tutuluyor. ‘Dışarıda kadro bekleyen bir sürü insan var, düzgün çalışıyorsan çalış’ deniliyor ama hangi koşullarda çalıştığımızı biz biliriz ancak” diye anlatıyor yeni durumu.

Çalışıyor olmanın geçim derdini çözmediğini, çeşitli yol ve yöntemler bulmaya çalıştıklarını söyleyen Şirvan, kendi işyerinden örnek veriyor: “Çalışanlar kendi aralarında gün yapıyor. Deterjana, pirince, çaya, şekere yani pahalı erzaklara giriyorlar. Her ay çekiliş yapıyorlar. Nerede ucuzsa oradan alıyorlar erzakları. Bizim bölümde de 100 lira günü yapıyoruz.”

‘YASTIK ALTI ESKİDENDİ’

Yedi aylık bir bebeği olan Nurçin, “50 lira, 100 lira ile pazara, markete gidiyorsun iki parça bir şey alıyorsun, bakıyorsun para bitmiş. Eskiden insanlar yastık altı yapardı. Artık buna imkan yok. Asgari ücretle geçinmeye çalışıyor insanlar, mümkün değil” diye yakınıyor. Araya giren Şirvan da her hafta pazara çıkamadığını, bazen haftada 50 lira pazar parası bulamadığını söylüyor. Kezban ise biraz daha ucuz olduğu için akşam pazarına gittiğini anlatıyor.

‘İDARE EDEBİLMEK İÇİN HER ŞEYİ KENDİM YAPIYORUM’

Kezban tekstilde çalışıyor. Henüz 23 yaşında, 4 yıldır evli. Önceleri ayrı evde oturuyorlarmış, ama maddi zorluklar nedeniyle kayınvalidesinin yanına taşınmışlar. “Bir sürü borç ödüyoruz. İki ev birlikte kolay değil tabii, ama mecburiyet” diyor. Asgari ücretin biraz üstünde alıyor. Çalışma koşullarından çok şikayetçi değil; “Makinelerin ipleri koparsa onları kontrol ediyorum, işim çok yorucu değil.”

Güler, Kezban’ın annesi. Kezban dışında iki çocuğu daha var; oğlu askerde, küçük kızı ise ilkokula başlayacak. Geçmişte tekstilde çalışmış. Çocuklar olunca bırakmış çalışmayı. Eşi döküm fabrikasında çalışıyor. Evleri kira, tek maaşla geçinmeye çalışıyorlar. “Çocuklara bakacak biri olsaydı çalışmak istiyordum” diyor. Tek maaşla nasıl geçinebildiklerini sorunca “Kendin yapıyorsun her şeyini. Kışlıklarını dolduruyorsun dolaba. Kendim idare ediyorum. Unumu alıp ekmeğimi yapıyorum. Kahvaltılıklar, menemenlikler, yemişler. Her şeyi koyuyorum dolaba. Köyde kimse yok, oradan gelen bir şey de yok. Bu şekilde idare ediyoruz” yanıtını veriyor.

MAHALLENİN ANNESİ!

Güleç yüzlü, ürkek bakışlı Hatice de üç çocuk annesi. Şirvan ona “mahallenin annesi” diyor. Çünkü Şirvan’ın çocuğu da dahil mahalledeki birçok çocuğa süt annelik yapmış. Çalışan komşularına destek niyetiyle yapmış bunu. Kadınlar da gönül rahatlığıyla çocuklarını Hatice’ye emanet etmiş.

Laf geçim sıkıntısından seçimlere geliyor haliyle.

‘YOLSUZLUK YAPTILAR FABRİKALARI SATTILAR...’

Seçimlerde ne olur sizce, siz oyunuzu kime vereceksiniz?

Kezban: Türkiye’de insanlar kendilerine yaşatılanı görmedikleri sürece yine Erdoğan kazanır. Ben Muharrem İnce’ye vereceğim oyumu.

Daha önce AKP’ye oy vereniniz var mı?

Kezban: (Annesini göstererek) AK Parti’li onlar ama ben Tayyip’i sevmiyorum. Hak yiyor, insanların hakkını. Bir dünya vergi alıyor. Bir de ‘Hastaneleri Tayyip yaptı’ deyip oy veriyorlar. Yok köprü yaptı, yol yaptı... Yaptığı her şeyi de bizim paramızla yapıyorlar zaten.

Güler, sen destekliyor musun Erdoğan’ı?

Yok, desteklemiyorum artık.

Niye?

Her olayı görüyorsun. Eskiden öyle değildi, ama şimdi her şey ortada. Yolsuzluk yaptılar, fabrikaları sattılar. Eşim de artık benim gibi düşünüyor. Çok kızıyor.

Erdoğan’a oy vermezsen kime vermeyi düşünürsün?

Hiç bilmiyorum, kim var, ne var bilmiyorum vallahi. Kararsızım.

Kezban: (Araya giriyor) Adam dinden vuruyor insanları. Dini kullanıyor. (Annesini göstererek) Yok yok, vermeyecekler bu sefer, Tayyip’e vermeyecekler oylarını.

Hatice siz kime vereceksiniz?

Kezban: (Yine atılıyor) Selahattin amcaya veriyor onlar.

Hatice: Bildim bileli HDP’ye oy veriyorum. Demirtaş’a vereceğiz.

Kezban: Muharrem İnce, Demirtaş’ı ziyarete gitti diye demediklerini bırakmadılar. Yıllarca Tayyip görüştü ama, gitti geldi, kimse bir şey demedi. İnce kötü oldu. Demirtaş’a yapılan haksızlık. Adamı FETÖ’cü ilan ettiler. Asıl FETÖ’cü kendileri. Birbirlerinin sırtını sıvazlıyorlardı. Erdoğan bir yüzükle gelmişti, hani ‘Parmağımdaki bu yüzükten başka mirasım yok. Bir gün duyarsanız zengin olmuşum, bilin ki çalmışım’ diyordu. Her şey ortada işte.

Hatice: Bizim doğuda bütün akrabalar HDP’ye veriyor. Bir tek amcam ve amcamın oğlu AKP’ye veriyor. Bizim orada çoğunluk HDP.

Kezban, çalıştığın fabrikada kadınların eğilimi nasıl?

Konuşmuyorlar hiç seçimleri.

Korkuyorlar mı?

AK Parti’liler korkuyor gibi geliyor bana.

Son Düzenlenme Tarihi: 13 Haziran 2018 20:36
www.evrensel.net
ETİKETLER Erken Seçim