1998 Fransa: Gökkuşağı takımından ırkçılara ders

Rusya’da düzenlenecek 2018 Dünya Kupası’na doğru her gün bir Dünya Kupası’nın öyküsünü sizlerle buluşturuyoruz.
1998 Fransa: Gökkuşağı takımından ırkçılara ders

Fotoğraf: Gustavo Marques/Flickr

Fransa, 1998'de ülkenin etnik çeşitliliğini yansıtan kadrosuyla şampiyonluğa ulaştı. 'Gökkuşağı' takımının başarısı ırkçıları kızdırdı.

Mithat Fabian SÖZMEN

Fransa’da 1990’lara gelindiğinde burjuva siyasetçilerin favori taktiği ekonomik eşitsizliğin yarattığı öfkeyi göçmenlere çevirmekti. Sonradan Cumhurbaşkanı olacak Paris Belediye Başkanı Jacques Chirac, ırkçı “Le bruit et l’odeur(Gürültü ve koku)”* konuşmasını yaptığında sene 1991’di.

Beyaz Fransızlarla Afrikalı ya da Müslüman göçmenlerin kendi hakları için bir araya gelmesinden ölesiye korkuluyordu. Ancak bunun olmadığı yerlerde de işler iyi gitmiyordu.

’80’lerde Michel Platini ve Jean Tigana’lı kadrosuyla uluslararası bir kupa kazanmaya 1958 İsveç’ten(O takımın yıldızı Just Fontaine Fas kökenliydi) beri hiç olmadığı kadar yaklaşan Fransa, 1987’de Platini’nin emekliye ayrılması sonrası çöküşe geçti. 1990 ve 1994 Dünya Kupalarına katılamayan Fransa’da Bulgaristan’a kaybedilen kritik maçta kadroda Bernard Lama ve Marcel Desailly dışında Afrikalı yoktu.

IRKÇILARI ÇILDIRTAN TAKIM

Fransa, kendi evinde düzenlenecek 1998 Dünya Kupası’na ülke gerçeğini daha iyi yansıtan bir kadroyla hazırlanmak zorundaydı! Zinedine Zidane, Lillian Thuram, Christian Karembeu ve henüz 21-22 yaşında olsalar da Thierry Henry ve Patrick Vieira gibi isimlerin çıkışı takımın çehresini değiştirmişti. Artık ırkçı lider Jean-Marie Le Pen’i çileden çıkartan “Gökkuşağı takımı” vardı.

Kuzey Afrika, Batı Afrika, Karayip, Pasifik Adaları, Ermenistan, Bask ülkesi gibi kökenlere sahip futbolcuları barındıran bu yeni takımı Le Pen, “Fransız” olarak kabul etmiyor, milli marşa eşlik etmeyen oyuncuları hedef gösteriyordu.

Fransa, arka fonda buna benzer homurdanmaların olduğu koşullarda başladığı Dünya Kupası’nda Güney Afrika’yı 3-0, Suudi Arabistan’ı 4-0, Danimarka’yı 2-1 yenerek 2. tura kaldı.

Dünya Kupası’nın ilk kez 32 takımla oynandığı bu formatta son şampiyon Brezilya A grubundaydı ve İskoçya ile Fas’ı yendikten sonra gruptan lider çıkmayı garantilemişti.

PLATİNİ’NİN KURA HİLESİ İTİRAFI

Dönemin Dünya Kupası organizasyon komitesinde yer alan, bugünün futboldan men eski UEFA Başkanı Michel Platini, geçtiğimiz günlerde finalde Brezilya ile Fransa’nın karşılaşabilmesi için bir kura hilesi yaptıklarını itiraf etti. Buna göre her iki takımın da gruplarını lider tamamlaması durumunda Fransa ile Brezilya finale kadar karşılaşmayacaktı.

FİNALDE ZİDANE ŞOV YAPTI

Planlandığı gibi oldu. Brezilya ikinci turda Şili’yi 4-1, çeyrek finalde Danimarka’yı 3-2, yarı finalde Hollanda’yı penaltılarla 5-3 yenerek finale yükseldi. Fransa ise sırasıyla Paraguay, İtalya ve Hırvatistan’ı geçti.

Finalde Fransa, Zidane’ın 2 golüyle Brezilya’yı 3-0 mağlup etti ve ilk Dünya Kupası şampiyonluğunu yaşadı. Zidane turnuvanın yıldızı olurken Gökkuşağı jenerasyonuyla Maviler, 2000 yılında Avrupa Kupası’nı da kazandı.

RONALDO BİLMECESİ

Arzulanan final öncesi Dünya Kupası tarihinin en gizemli olaylarından biri yaşandı. Brezilya’nın fenomen golcüsü Ronaldo, maç öncesi bir “problem” yaşadı ve bu, maç performansını belirgin şekilde etkiledi. Bu problemin ne olduğunu bulmak için Brezilya parlamentosunda soruşturma dahi açıldı.

Geçtiğimiz aylarda Four-Four-Two’ya konuşan Ronaldo, müsabaka öncesi bir nöbet geçirdiğini ancak hastanede yapılan tetkiklerin olumlu çıkmasıyla finalde sahaya çıktığını söyledi. Ronaldo, “Oynadım ama belki de bütün takımı kötü etkiledim. Çünkü belli ki geçirdiğim nöbet korkutucu bir şeydi. Yine de ülkeme karşı görevimi yerine getirmem lazımdı” dedi.

Maç öncesi neler yaşandığına dair ortaya atılan diğer iddialar Ronaldo ve Brezilya’nın sponsoru Nike’la yakından ilişkiliydi. “Hayvan” lakaplı Brezilyalı golcü Edmundo, Nike yetkililerinin 24 saat boyunca kampta olduğunu ve Ronaldo’nun sahaya 11’de çıkmasında onların etkili olduğunu söyledi. Bir Brezilya gazetesi, Ronaldo’nun sinir krizi geçirdiğini iddia ederken takımın teknik koordinatörü Zico’nun öncülüğündeki bir grup futbolcunun Ronaldo’nun oynamaması taraftarı olduğunu öne sürdü. Ronaldo’nun maç öncesi ısınmaya çıkmamasının da futbolcular arasında yaşanan bu tartışmayla ilgili olduğu iddia edildi.

TV Globo’da yapılan bir başka iddiaya göre ise Brezilya, Dünya Kupası’nı 23 milyon dolara FIFA’ya satmıştı. Bunun karşılığında ise 2002 Dünya Kupası’nda kendilerine kolay bir fikstür vadedilmişti.

İRAN-ABD EŞLEŞMESİ

1998 Dünya Kupası, tarihin en politik maçlarından birine de ev sahipliği yaptı. ABD-İran ilişkileri o gün de bugün olduğundan daha iyi değildi ve iki takımın F grubuna düşmesi, siyasilerde gerginlik yaratmıştı. ABD Futbol Federasyonu’na göre bu eşleşme “Tüm maçların anası” idi. Maç gününe kadar siyasilerden yapılan açıklamalar ve tribünlerdeki protestoların arasında İran ve ABD’li futbolcular maç öncesi birlikte fotoğraf çektirdi. İranlı futbolcular, ABD’lilere ülkede barışın simgesi olan beyaz güller hediye etti. Müsabaka İran’ın 2-1’lik üstünlüğüyle tamamlandı. Ancak İran, ikinci tura kalma fırsatını Almanya’ya yenilerek kaybedecekti.

**Le bruit et l’odeur... Manası “Gürültü ve koku.” Jacques Chirac’ın 1991 yılında göçmenlere ilişkin yaptığı bir konuşmada sarf ettiği bu sözler, tipik bir ırkçı burjuva yaklaşımın örneğiydi. Chirac, “Zaten zor geçinen bir Fransız işçi ailesi, hemen yanındaki evde 3-4 dört eşli, 20 çocuklu, çalışmadığı halde devlet yardımıyla kendisinden fazla para kazanan birilerini gördüğünde ne yapabilir? Buna gürültü ve kokuyu da eklerseniz Fransız işçi deliye döner” diyordu. Chirac, ülkenin ucuz işgücü Afrikalılar ile yerli işçilerin birbirinden nefret etmesini ve böylece asla bir araya gelerek sermayenin karşısına dikilememelerini istiyordu. Bu, göçmen nüfusa karşı devletin en tepesinden yapılan ırkçılık, 1995’te Zebda grubu tarafından “Le bruit et l’odeur” şarkısıyla hak ettiği cevaplardan birini almıştı.

İLGİLİ HABERLER

Toplam Query: 15