Esra Erol etkisi Ege Üniversitesi’nde

Kaynak: Pixabay

Esra Erol etkisi Ege Üniversitesi’nde

Ege Üniversitesi’nden Dilan Emreoğlu, okullarında yürütülen ‘aile politikaları’na ve evlilik anketine dair yazdı.

Dilan EMREOĞLU
Ege Üniversitesi Sosyoloji Bölümü

“Hayat Arkadaşımı Nasıl Seçerim?”… Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Evlilik Öncesi Eğitim Programı adı altında, üniversite son sınıf öğrencilerini kapsayan bir çalışma düzenliyor. Ege Üniversitesi Rektörlüğü bu “eğitim programına” yıllardır ev sahipliği yapıyor. Bu dönem de bu alışkanlığından vazgeçmiş değil. Aslında üniversitemizin evlilik ile ilgili olan “takıntısı” daha öncelere dayanıyor. Üniversitemiz önceki rektörlerinden Prof. Dr. Candeğer Yılmaz'ın Bornova Belediyesi ile “Evlilik Öncesi Danışmanlık” projesinin protokolünü imzaladığını biliyoruz. Hem yıllardır yapılan “Hayat Arkadaşımı Nasıl Seçerim?” etkinliği hem de bu protokol mezun olan gençler için düşünülen geleceğin nasıl olduğunu ortaya koyuyor. Bu geleceğe göre okul biter, mezun olur ve evlenirsin. Bu gelecekte gençlerin nasıl okuduğunu, nasıl bir eğitim istediğini, geleceğe dair beklentilerini düşünmezsin. Onlar düşünmezler ama biz arkadaşlarımızla bu etkinliklerin ne anlama geldiğini hem düşündük hem konuştuk. 

‘BİZ İŞSİZLİĞİ DÜŞÜNÜYORUZ ONLAR EVLİLİĞİ’

Üniversitenin amacıyla ve bizlerin gelecekten beklentileriyle en ufak bir kesişim noktası bulunmayan bu etkinlikler yerine bizlerin gelecekte nasıl bir yaşam istediğimizle ilgilenilmesi gerektiği konusunda hemfikir olan arkadaşlarımız: “bizler bir iş sahibi olacak mıyız, bu iş nasıl olacak bunları düşünürken gelecek ile ilgili tek tartıştığımız şey evlilik mi olacak?” diye soruyorlar. Bu etkinliğin amacının öğrencilerin okulu bitirdikten sonra daha rahat bir evlilik yapabilmelerini sağlamak, daha iyi bir ilişki sürdürmelerine yardımcı olmakmış gibi göründüğünü söyleyen Felsefe Bölümü öğrencisi Zeynep “Fakat üniversite öğrencileri mezun olduktan sonra evlenmek zorunda mı? Bu bir dayatma gibi aslında, çünkü onların bakış açısına göre okul biter, mezun olursun ve evlenirsin. Fakat biz bunu istiyor muyuz? Çoğumuz üniversiteyi bitirdikten sonra kariyer yapmak, bir iş sahibi olmak derdindeyiz.” diyerek etkinliğe dair düşüncelerini aktardı. Toplumda birçok sorun ve konuşmamız gerek birçok şey varken seçilen konunun evlilik olmasının çok anlamsız olduğunu düşünen Ecem konuşmamız gereken şeyleri sıralamaya başlıyor: Çocuk istismarı, kadın cinayetleri, mezunları bekleyen işsizlik… Tüm bu sorunların üstünü örtüp evlilik gibi bir konunun eğitiminin verilmesini özellikle bunun üniversite içinde yapılıyor olmasını anlamsız bulduğunu belirtti. 

İZDİVAÇ PROGRAMI DEĞİL, BİLİMSEL EĞİTİM VEREN ÜNİVERSİTE

Bizler üniversitede okurken hangi bölüm olursa olsun hayata atılabilmek ve kendi ayaklarımız üzerinde durabilmek istiyoruz diyen İlayda “Üniversite eğitiminin kapsamı, insanın kendisini bilimsel açıdan olabildiğince geliştirmesiyle ve donanım kazanmasıyla alakalı olmalı. Fakat bahsedilen ‘evlilik eğitimi’nin bilimsellikle uzaktan yakından bir alakası yok. Böyle bir çalışmanın üniversite gibi bilimsel bir ortama yansıtılmaya çalışılması, bilimselliğin büyük darbeyle karşı karşıya gelmesi demektir. Üniversite evlilik için araç olabilecek bir kurum olmamalı. Üniversitelerin gerçek görevi çağdaş, aklını kullanabilen, aydın bir kesim yetiştirmek olmalıdır.” diyerek üniversitenin nasıl bir yer olması gerektiğini tarif etti. 

Felsefe bölümü öğrencisi Ece “Zaten evliliğe bakış açıları da genel olarak çamaşır, bulaşık yıkansın, sıcak yemeğim olsun, soyum devam etsin şeklinde. Fakat evlilik, aşk böyle bir şey değil. İki kişinin hayatlarını ortak bir payede devam ettirme isteğidir. Bunu da üniversitede evliliği dayatan ve zorunlu kılan bir program üzerinden kimsenin öğrenmesi beklenemez.” diyor.

Kadınlar üzerinde oluşturulan baskının çok ağır olduğunu söyleyen Simge ise “Okul bitti hemen evlen, ‘siz okumayın, evlenin’ gibi şeyler söyleyip işsizliğin sebebini de bizlere bağlıyorlar.” diye ekledi. Onların çizdiği bu yoldan gitmek zorunda olmadıklarını, gençlere böyle bir gelecek öngörenlerin  öğrencilerin kafasındaki asıl kaygılara çözüm bulmaya yönelik çalışması gerektiğini söyledi.

Tüm bu konuştuklarımız ise aslında üniversitenin etkinliğe öğrencileri niye özel başvuruyla kabul ettiğini gösteriyor. Kim bilir belki de rektörümüz üniversitenin asıl sorunlarından uzak, öğrencilerin de tepkisini çekecek bu etkinlikle bugüne kadar ortaya koyduğu “imajı” bozmak istemedi. 

İKTİDARIN POLİTİKALARINDAN ‘EVLİLİK EĞİTİMİ’NE

Ege Üniversitesi’nin tutumunun iktidarın politikalarıyla birlikte konuşulması gerektiğini düşünen arkadaşlarımız buraya dair de sözlerini söylediler. İktidarın söylemleriyle kadını eve kapatmaya çalıştıkları yetmezmiş gibi bu gibi etkinliklerle bu tutumlarını taçlandırdığını düşünen Felsefe Bölümü öğrencisi Beritan “bu etkinlik aslında iktidarın politikalarıyla tamamen örtüşüyor. Kadının mezun olduktan sonra sadece evlenmesi, ev işi yapması ve çocuk üretmesi gerektiğini amaçladığını ve bunu da evlilik danışmanlığına soyunmuş üniversitelerde yaptığı etkinliklerle bunu açıkça ortaya koyuyor.” dedi. 

Durumu özetleyen Ecem ise “Devletteki hiyerarşik yapıyı evin içine de sokmaya çalışıyorlar. ‘Kadın evinde ses çıkarmadan otursun, erkek başında dursun’ diyerek.  Aynı şekilde ülkenin başında da tek bir adam olsun. Asla eşitlik, adalet olmasın… Üniversiteleri de bunun için bir araç olarak kullanıyorlar.’’ diye belirterek ne yapılmak istendiğini ortaya koyuyor.

www.evrensel.net
ETİKETLER Ege Üniversitesi