‘Universitas’tan Yıldız’a son durum

Yıldız Teknik Üniversitesi logosu

‘Universitas’tan Yıldız’a son durum

Yıldız Teknik Üniversitesi’nden Hazan İlik, YTÜ’deki baskı ortamını ve üniversitenin son durumunu Genç Hayat’a yazdı.

Hazan İLİK
Yıldız Teknik Üniversitesi

“Üniversite, Platon ve Aristo’nun hiçbir politik ve dinî baskı unsuru olmadan öğrencileri ile felsefi tartışma yarattıkları ortamdan esinlenerek günümüze kadar evrensel ölçekte bağımsız ve tüzel kişiliğe sahip kurumlar olarak “universitas” (üniversite) adını almıştır.” demiş Wikipedia. Gelin nesiller boyunca proje, performans ödevlerine kaynaklık etmiş, bir yılı aşkın süredir yasaklı olan bu sitedeki tanım üzerinden üniversitelere ve akademiye bugünün Türkiye’sinden bir göz atalım. 

YILDIZLARLA BİR ASRA ATILAN İMZA

Evet, koca bir asra tanıklık etmiş, 100. Yıl mottosu “Yıldızlarla Bir Asra Atılan İmza” olan bir üniversiteden bahsediyoruz. Kendi öğrencilerinin toplumun ön yargıları kırmak için düzenlediği Yaşayan Kütüphane* etkinliğini çeşitli bahaneler bularak yasaklayan üniversite yönetimi tarihe yazılacak bu günlere nasıl bir imza bırakıyor dersiniz? Peki yüzüncü yılını aşmış bir üniversite olarak YTÜ ne kadar “universitas” tanımına uyar acaba? Örneğin üniversitenin asıl bileşenlerinin, kulüp ve topluluklarının yapacağı etkinliklerden asacağı afişlere, dağıtacağı broşürlere kadar kocaman bir sansür ağına takıldığı bir yerde politik baskı unsuru olmadığından söz edilebilir mi ya da bir kulübün kampüste yapacağı kampta, güvenlik görevlilerinin “kızlı-erkekli” kalmayı yasaklaması? size de bir yerden tanıdık gelmiyor mu?

CUMHUR İTTİFAKININ KULÜPLERE YANSIMASI

Siyasi her türlü faaliyetin yasak olduğunun sık sık söylenmesi ama kendilerinin iktidar partisinin yavrusu haline gelmiş bir partiye mensup olduğunu söyleyenlerin açıkça, rahatça, maddi olarak belki de hiçbir kulüp/topluluğa verilmemiş tüm imkanları sınırsızca kullanarak büyük prodüksiyonlu etkinlikler yapabiliyor olması aynı bugün dışarıda “Cumhur İttifakı” dışında kalan hiç kimsenin (nerdeyse hiçbir medya kuruluşunun muhalefete yer vermemesi, milletvekillerinin tutuklanması, parti binalarının taşlanması, üyelerinin darp edilmesi vs.) fiilen rahatça propaganda yapamıyor olması gibi değil mi?  

YTÜ, TÜRKİYE’NİN MİNİ BİR PORTRESİDİR

Bugün Yıldız’da yaşanan baskı ortamı mini bir Türkiye portresi sunuyor bize aslında. Sadece YTÜ de değil, Muharrem İnce’yi okula aldığı için Cerrahpaşa Dekanını görevden alan YÖK’ün tümüyle partizanlaştırılması, rektör atamaları, kulüp ve toplulukların baskı altına alınması, bütçelerinin kısıtlanması gibi girişimlerle önemli ölçüde tahrip edilen üniversitelerin hepsi benzer bir portre sunuyor. Üniversiteleri kendi arka bahçesi, öğrencilerini kurmak istedikleri “tek adam-tek parti” iktidarının dayanağı yapmaya çalışanların dur durak bilmeyen saldırılarla gelmesi çok da şaşırtıcı olmasa gerek. Bütün bu saldırıları püskürtmek üzere birleşmedikçe, üniversite bileşenlerinin yan yana hareket edebilecekleri mekanizmaları kurmaya çalışmadıkça veya var olanlarını güçlendirmedikçe sorunların çözülebileceğini düşünmek şaşırtıcı olur ama. Bugün tepki görmedikçe yarın daha ağır bir hamle ile geleceğini görüyor, hatta yaşıyoruz. Tüm bunların çözüm yolunun demokratik bir Türkiye ve laik, demokratik, bilimsel bir üniversite mücadelesinden geçtiğini de biliyoruz! 

* Yaşayan Kütüphane’de bulunan kitaplar sıklıkla kendilerine karşı önyargı beslenen gruplardan ve sistematik bir şekilde ayrımcılık ve sosyal dışlanmaya maruz kalan gruplardan belirlenir. Kütüphanenin “okuyucusu” kendi önyargıları ve bilmedikleri ile ilgili konuşmak isteyen ve bu deneyim için zamanını ayırabilecek olan herkes olabilir. Yaşayan Kütüphane’de kitaplar sadece konuşmakla kalmayıp, okuyucunun sorularını da cevaplayabilir ve kitaplar da soru sorarak kendilerine yeni öğrenme noktaları çıkarabilir.
 

 

www.evrensel.net