ABD'li Tarihçi Grover Furr: Stalin bir ‘diktatör’ değildi

Fotoğraf: Wikimedia Commons

ABD'li Tarihçi Grover Furr: Stalin bir ‘diktatör’ değildi

Sovyetler Birliği üzerine araştırma yapan ABD'li Tarihçi Grover Furr ile SSCB önderi Joseph Stalin hakkındaki iddiaları konuştuk.

Ekim KILIÇ
New York

Sovyetler Birliği üzerine araştırma yapan ABD'li Tarihçi ve Montclair Devlet Üniversitesi Orta Çağ İngilizce Edebiyatı Bölümü Öğretim Görevlisi Grover Furr ile SSCB önderi Joseph Stalin hakkındaki iddialardan SBKP 20. Kongresi’nde Nikita Hruşçov’un iktidara gelişine, Sovyetler Birliği üzerine yapılan tarihçiliğin ne gibi iç çelişkiler barındırdığından Furr’ün yaptığı araştırmaların boyutlarına kadar birçok konuda konuştuk. Furr katıldığı paneller ve söyleşilerde “Stalin’i neden savunuyorsunuz?” sorusuna muhatap oluyor ve her daim duruşunu “Ben bir Stalin savunucusu değilim, tarihçiyim,” şeklinde belirtiyor. Kendisi “bilim dünyası”ndaki bu önkabul içeren yaklaşımın “Anti-Stalin Paradigması” adını verdiği bir konseptin parçası olduğu söylüyor.

Son kitaplarınızda, arşivlerden yeni tarihsel bulgular elde ettiğinizi vurguluyorsunuz. Belgeler bu bulguları neden bugün ortaya koyuyor? Bildiğim kadarıyla, bunlar Gorbaçov’dan beri yayınlanmayan belgelerdi. Bunun özel bir anlamı var mı?

Rus tarihçiler yavaş yavaş Sovyet arşivlerinden gelen belgelere erişiyorlar. Fakat pek çok tarihçi, benim ilgilendiğim türde belgeleri aramıyor! Yani süreç çok yavaş. Stalin dönemine dair hakim görüş bir sorun, ben bunu “Anti-Stalin Paradigması” (ASP) diye adlandırıyorum. O kadar hegemoniktir ve o kadar evrensel bir doğru gibi kabul edilmiştir ki, pek çok tarihçi bu alanda bakılıp araştırılabilecek çok az şeyin olduğuna inanmaktadır. Çünkü onlara göre zaten bütün cevapları biliyorlar!

Bunun iyi bir örneği, Ekim 2017’de Stalin biyografisini yayınlayan Stephen Kotkin’dir. Kitabı korkunç bir kitap ve dürüst kitap değil! Sebebi ise Kotkin’in hiçbir araştırma yapmamış olması. Basitçe, kendisi gibi dürüst olmayan tarihçilerin çalışmalarında bulduklarıyla kendisini Anti-Stalin Paradigma ile ilişkilendiriyor.

TÜM SOVYET TARİHİ YENİDEN İNCELENMELİ

“Fakat pek çok tarihçi, benim ilgilendiğim türde belgeleri aramıyor!” dediniz. Bunu açıklayabilir misiniz? Özellikle ne tür belgeler arıyorsunuz?

Tüm Sovyet tarihi, Hruşçov ve adamlarıyla daha sonra Gorbaçov ve adamları ve Troçki’nin yalan söyledikleri gerçeği ışığında yeniden incelenmelidir.

Çoğu tarihçi bu insanların yalan söylediğini ya da bunun herhangi sonucu olduğunu düşünmezler. Bu nedenle, ana akım Sovyet tarihçiliğine veya Anti-Stalin Paradigması’na göre, zaten “yerleşmiş” olan sorunlar yeniden incelenmezler.

Arşiv araştırmanızı nasıl yapılandırdığınızı merak ediyorum.

Stalin’in “suç” işlediği iddia edilen konuları seçiyorum. Sonra tüm kanıtları inceliyorum.

Şimdiye kadar yaptığım tüm araştırmalarda Stalin’in aslında “suç” işlemediğini keşfettim.

Bunu yapmaya devam ediyorum. Bu ay yayınlanacak bir sonraki kitabım Katin Katliamı üzerine olacak. Okuyucular görecekler ki, Sovyetler bu katliamdan suçlu tutulamaz. Kanıtlar bambaşka bir şeyi gösteriyor. Katin üzerine olan sözde “araştırmaların” tümü sahtekârlık ve aldatmacadan ibarettir.

HEM KOTKİN HEM DE SNYDER KASTEN YALAN SÖYLÜYOR

Tarihsel belgelerin toplanması ve tercüme edilmesi türünden bütün işleri yapan kişi siz misiniz? Bu süreç nasıl işliyor? Arşivler herkese açık mı? Yoksa herhangi bir sınırlama var mı?

Yayınlanmış arşiv belgeleri üzerinde çalışıyorum. Beni meşgul etmek için bunlardan yeterince var. Daha fazla yayınlanmış belge aramaya devam ediyorum. Daha fazlası da gün ışığına çıkıyor, ama onları nerede aradığını bilmek zorundasın.

ABD, dünyada Stalin dönemi hakkında araştırma yapmak için belki de en iyi yer! Birçok akademik kütüphanenin, Rus dilindeki kitap ve dergilerin tamamına veya hemen hemen tamamına aboneliği var. Inter-Library Loan (ABD’de kütüphanelerarası ödünç kitap alma servisi) kitapları almak için hızlı, kolay ve ucuz bir yol. Başka bir yerde işlerimi yapabileceğimden şüpheliyim. Elbette Rusya dışında.

Fakat Sovyet arşivlerinde çalışmak, son derece pahalı ve zaman alıcı. Ve bazı arşivciler, Rus olmayanlara yardım etmekten hoşlanmazlar. Bu sebeple bu işi ben başkalarına bırakıyorum. Buna maddi gücüm yetmez.

Moskova’daki meslektaşım Vladimir L. Bobrov araştırmamda paha biçilmez bir şekilde yardım etti. Onsuz asla yapamazdım. Kendisi de önemli arşiv araştırmaları yapıyor. Şu anda 11 Haziran 1937 tarihli “Tukhachevsky Olayı” Yargılamasının belgesini aldı ve üzerine çalışıyor. Bobrov’un ısrarları nedeniyle “tasnif edilmiş” ve bu belge başka kimsede yok ya da kimse uzun yıllardır okumamış. Bu belgenin yayınlanması bir bomba gibi düşecek.

Bildiğim kadarıyla, ABD'li Sovyet tarihçilerinden çok azı ileri düzeyde Rusça biliyor. Bunun hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu belgeleri nasıl çeviriyorlar?

SSCB üzerine çalışan diğer tarihçiler hakkında pek bir şey bilmiyorum.

Bazı çalışmalarınızda, Sovyetbilimcilerin bazılarının tarihi kayıtları doğru bir şekilde çevirmediklerinden bahsediyorsunuz. Bu problemi sadece çeviride teknik bir sorun olarak tanımlayabilir miyiz? Örneğin, “sınır” sözcüğünün “Stalin vs. Yejov” adlı eserinizde belirttiğiniz şekilde “kota” kelimesine çevrilmesi ya da Synder’in çalışmasını ifşa ettiğiniz “Blood Lies” kitabınızda “sahtekâr alıntılar” bölümü gibi..

Snyder Rusça okumaz ya da en azından “Bloodlands” kitabını yazdığı zaman hiç okumadı. Yani Snyder,Sovyet tarihi hakkında hiçbir araştırma yapmamıştı. Sadece anti-komünist Polonyalı ve Ukraynalı araştırmacıların yazdıklarını kopyaladı.

Stephen Kotkin “Stalin” kitabının 2. cildi için gerçek bir araştırma yapmamıştır. O da anti-komünist araştırmacıların eserlerini kullanır ve alıntılar.

Ek olarak, hem Kotkin hem de Snyder kasten yalan söyler ve tahrif ederler. “Blood Lies” adlı kitabımda bunları gösterdim. Yeni yazdığım Kotkin hakkındaki kitapta da göstereceğim.

Fotoğraf: Wikimedia Commons

SOVYET TARİHİNDE STALİN DÖNEMİ TAMAMEN YANLIŞ ANLATILIR

Anti-Stalin Paradigması nedir? Bunu biraz açar mısınız?

1930’larda Troçki, Hitler Almanya’sı ve faşist Japonya’yla yaptığı komplolar da dahil olmak üzere kendi komplolarını gizlemek için Stalin ve SSCB hakkında yalan söyledi. Onun takipçileri ona inandı, ama pek çoğu inanmadı.

1956’da Hruşçov, kötü ünüyle bilinen “Gizli Konuşmasını” yaptı. Çok az kişi söylediklerinden şüphe duyuyordu.

1961’de XXII Parti Kongresi’nde Hruşçov ve onun adamları daha güçlü bir şekilde Stalin’e saldırdı. Bundan sonra Hruşçov, Stalin’e saldıran yüzlerce kitap ve makaleye sponsor oldu. Hiçbirinin kanıtı yoktu. Neredeyse ölmüş olan Troçkizm, Hruşçov’un konuşmasıyla anında canlandı. Birçoğuna göre, Troçki, Isaac Deutscher’ın korkunç üç ciltlik biyografisinin başlığında olduğu gibi bir “peygamber” olarak görünüyordu. Hruşçov dönemi yalanları Brejnev-Çernenko-Andropov döneminde neredeyse durdu. 1986’dan sonra Gorbaçov, Stalin’e yönelik olarak Hruşçov’in yaptıklarının ötesine geçen yoğun bir saldırı başlattı. Gorbi’nin adamları Hruşçov dönemi yalanlarını tekrarladı ve çok daha fazla yalan söyledi.

Gorbaçov’un Stalin dönemi hakkındaki yalanları, SSCB’nin dağılmasının ideolojik hazırlıklarında etkiliydi. Emperyalist dünyada, Hruşçov ve Hruşçov-dönemi çalışmalarının ve daha sonra Gorbaçov dönemi çalışmaları görünür bir şekilde değer kazandı.

Bugünün anti-komünizmi ve çağdaş Troçkizm, Stalin dönemi hakkındaki Hruşçov ve Gorbaçov dönemi yalanlarından -sahte “araştırmalarından”- tamamen yararlanır. Tümü yanlıştır -birkaç insanın hayalinde oluşturulmuştur. Ben sürekli şaşırıyorum, hatta şoke oldum, Sovyet tarihinde Stalin dönemi tamamen yanlış anlatılır. Kısacası “Anti-Stalin Paradigması” dediğim şey bu. Tamamen, tamamen yanlış.

19. yüzyılın Danimarkalı yazarı Hans Christian Andersen’ın “Kral Çıplak” adlı hikayesinde olduğu gibi. Herkes, tamamen çıplak olmasına rağmen, imparatorun güzel kıyafetler giydiğini tekrarlar. Sadece bir küçük çocuk şöyle der: “Ama imparator hiç kıyafet giymiyor!” O benim.

SOVYET DÖNEMİ ARAŞTIRMALARINDA VAHİM SORUNLAR VAR

Bugünün Sovyet tarihçiliğini ve Sovyet bilimini akademik olarak nasıl tanımlarsınız? Bildiğim kadarıyla iki grup var; totaliter ve revizyonist okullar.

Stalin dönemi hakkındaki tüm araştırmaları okumaya çalışıyorum. Bazıları ilginç kaynaklar ve detaylar ortaya koyuyor. Ancak bunların hepsi Anti-Stalin Paradigması’nın sınırları içinde kalıyor. Öyleyse, günümüzde Sovyet dönemine dair tüm araştırmalarda çok ciddi, hatta vahim sorunlar var.

Anti-Stalin Paradigması’nın bu resimdeki yeri nedir?

Anti-Stalinizm, aleni biçimde anti-komünistler ve Troçkistler de dahil, ana akım “tarihsel araştırmalar”ın tartışmasız gerçeği.

Sovyet tarihçilerini totaliter ve revizyonist okullar olarak ayıran iç meseleler nelerdir?

Farklılıklar temelde: Stalin tamamen bir “diktatör” müydü? Veya yapmak istediklerine karşı sınırlar mı vardı, ve yapabildi mi? Her iki okul da temelde yanlıştır. Stalin hiçbir şekilde bir “diktatör” değildir.

Moskova duruşmaları hakkındaki çalışmalarınızda Stalin’i temize çıkarmaya çalışıyor gibi görünüyorsunuz. Stalin’in baskıcı politikalarla ilişkilenmediğini söylüyorsunuz. Ve sonra, Yejov’u suçlu olarak işaret ediyorsunuz. Joseph Stalin’i temize çıkarmak için özel bir çabanız mı var?

Ağustos 1936, Ocak 1937 ve Mart 1938 tarihli üç Moskova davasındaki sanıklar, en azından itiraf ettikleri suçlardan dolayı suçluydular. “Trotsky’s ‘Amalgams’ “ kitabımın ilk 12 bölümünü Moskova davalarındaki ifadeleri doğrulamak için ayırdım. Sanıkların itiraflarının hiçbir şekilde “zorla” alınmadığını ya da “senaryo” olmadığını biliyoruz. Aslında, bazı sanıkların suçlarının bir kısmının kovuşturmadan saklandığını biliyoruz.

Yejov’a gelince, okurlarımı kitabım “Yejov vs Stalin”e yönlendiriyorum. Sözde “büyük terör” konusu hakkında iyi olan başka bir kitap yok - bunun daha iyi bir Rus adı “Yezhovshchina” dır. Troçkistler ve anti-komünistler şöyle demeyi tercih ederler: “Furr önyargılıdır, bu yüzden ne yazarsa yazsın reddedebiliriz.” Tabii ki, bu onları ilgilendirir, beni değil. Nesnel ve bilimsel olmaya gayret ediyorum. Stalin suç işlediyse, bunu bilmek istiyorum.

Yine de, şu an daha açıktır ki Stalin’in 1930’lar boyunca hiçbir suç işlemediğini düşünüyorum. Eğer öyle olsaydı, Troçki, Hruşçov, Conquest, Khlevniuk, Snyder, Kotkin ve daha birçokları yalan söylemek zorunda kalmazlardı. Suç işlemiş olsa, Stalin’in işlediği suçları delillerle özetlerlerdi. Fakat Stalin tarafından işlenen gerçek bir “suç” bulamazlar. Bu yüzden tahrif etmek ve yalan söylemek zorundalar.

1936 Anayasası için Stalin’in serbest seçimleri önerdiğinden bahsediyorsunuz. Ancak bu seçimler yürürlüğe konmadı. Çünkü merkez komite üyelerinin çoğu bu öneriye karşıydı. İnsanların onlara karşı olan öfkesi seçimlerde bir tepkiye dönüşebilirdi. Ancak Stalin, karar verme süreçlerinde çok fazla ağırlığı olan bir diktatör olarak tasvir edilmiştir. Bu sorunu açıklayabilir misiniz? Stalin’in yetkisinin sınırlarını nasıl tanımlarsınız?

Lütfen 2005 tarihli “Stalin and the Struggle for Democratic Reform” başlıklı makalemi okuyun. Orada her şeyi açıkladım. Bu makalede, başlı başına yeni bir araştırmam var. Bu makaleyi yazarken, Rus ve Amerikalı bilim insanlarının son araştırmalarını kullandım.

Gerçek şu ki, Stalin’in bu kadar sert bir şekilde mücadele ettiği şeyleri elde edememesi -Sovyetler’de rekabete ve gizli oylamaya dayalı seçimler-, Stalin’in “diktatör” olmadığına dair bir başka delildir. Bu nedenle, dürüst olmayan araştırmacılar, Kotkin’in kitabında -“Stalin, cilt 2”de- yaptığı gibi, bu soruyu göz ardı ederler.

Enver Hoca, “Stalin ile” adlı kitabında Beria’nın Stalin’in omzu üzerinden yılan gibi baktığını ifade ediyor. Beria’nın konumu nedir? Bazılarına göre Hruşçov, Beria’yı kurban etti. Daha sonra Beria olumlanıyor. Bu tartışma hakkında ne düşünüyorsunuz?

Beria’ya Stalin’den bile daha fazla iftira edildi ve hakkında yalan söylendi! Bu yüzden onun hakkında objektif gerçeklere ulaşmak çok zor.

Beria’nın 1953’deki faaliyetlerini “Stalin and the Struggle for Democratic Reform” başlıklı makalemin ikinci bölümümde bir ölçüde tartışıyorum. O dönemde mevcut olan Beria ile ilgili bütün kitap ve makaleleri okudum. Onlar tarafından yeni bir şeyin yayınlandığını gerçekten düşünmüyorum.

Enver Hoca, bir tarihçi değil, politikacıydı. Bugün sahip olduğumuz kanıtlara erişemezdi. Mao Zedung da yapamazdı.

Fotoğraf: Wikimedia Commons

‘SSCB’DE SOSYALİZMİN EKONOMİK SORUNLARI’

Stalin’in ölümünden sonra Malenkov, Malenkov, Hruşçov ve Bulganin olduğu üç kişilik komite içerisinde liderliğe daha yakındı. Ancak, o zaman Hruşçov aradan sıyrıldı. Bunun nedenleri neler? Sovyet arşivlerinde bugüne kadar bulduğunuz belgelerden, Hruşçov’un açık bir çıkış yaptığı Sovyet siyasetindeki dengeler hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Bu Yuri Jukov’un kitaplarından birinin konusu ve sadece Rusça’da mevcut. Bu soruyla ilgili şu anda başka kaynaklar olabilir, ancak ben hiçbir şey bilmiyorum. 1930’lara odaklanıyorum.

Bana göre Hruşçov parti sekreterleri ve “nomenklatura”nın diğer üyeleri de dahil olmak üzere Merkez Komitesi üyeleri arasında büyük bir desteğe sahipti. Bu arada, Malenkov, Molotov ve Beria uzun zamandır sadece merkezi Moskova hükümetinde ve parti liderliğinde faaliyet gösteriyordu. Benim mantığıma göre Moskova dışındaki parti liderleri arasında fazla bir temele sahip değillerdi. Bu komünizmin büyük bir sorunudur. Görünen o ki, Hruşçov gibi, Sovyet Partisinin liderlerinin birçoğu nihai hedefi artık önemsemediler. Stalin önemsedi, ve o hayatta olduğu sürece geri kalanı sözde bağlılık gösterdi. Ama bir kez öldüğünde, bir daha asla ciddiye alınmadı, sanırım! Özünde, -Menşevikler olmasa da- “Menşevizm” “kazandı”! Menşevizm, komünizm bir yana bırakılarak, ekonomik koşullar sosyalizm için olgunlaşıncaya kadar, kapitalizmin uzun bir zaman boyunca var olması zorunluluğuna hükmetti. Bana öyle geliyor ki, bu düşünce tarzı sonunda galip geldi - komünizmi karakterize eden eşitlikçi hedeflerin çok uzun bir süre ertelenmesi gerektiği ve bu nedenle Komünizmin çok uzak bir hedef olduğu düşünüldü ve parti liderleri komünizme çok az önem verir oldular.

1964’te Molotov, SBKP’deki Hruşçov çizgisini eleştiren uzun bir belge yazdı. Bunu yaptığı için SBKP’den atıldı. Bu belge 2011-2012 yıllarında Rusya’da yayınlandı. Hiçbir tartışma görmedim!

Bu kötü politikalar bir yerlerden geldi! Kökenleri Stalin döneminde, hatta Lenin döneminde bile vardı. Böyle olmak zorunda. Hruşçov Stalin döneminde büyük bir parti lideriydi. 1956’da ve sonrasında onu destekleyen parti liderlerinin çoğu vardı.

Benim düşüncem, Lenin’in dahil olduğu Bolşeviklerin, İkinci Enternasyonal’i karakterize eden “sosyalizm” kavramından yeterince kararlı bir şekilde asla kırılmadıklarıdır. Bu sosyalizm kavramı, kapitalizmin birçok yönünü muhafaza etmeyi öngördü.

Stalin’in son kitabı, “SSCB’de Sosyalizmin Ekonomik Sorunları,” CPSU’daki revizyonist ideolojik eğilimi reddetmek ve bunlarla mücadele etmek için yapılmış bir girişim gibi görünüyor. Stalin’in kitabı, Ekim 1952’de XIX Parti Kongresi’nin ana odağıydı. Stalin öldüğünde, çabucak unutuldu, SSCB’de bir daha asla sözü edilmedi.

Muhtemelen bu konuda yapılabilecek çok fazla araştırma var. Bunu yapan birilerinin olup olmadığını bilmiyorum.

Hruşçov ve onun kliği hakkında Stalin tarafından herhangi bir uyarı veren belgeler var mı? Ya da Stalin’in Hruşçov’a yönelik tutumunu / yaklaşımını gösteren herhangi bir belge var mı?

Bilmiyorum. Ben hiç farkında değilim. Ama bu dönemle ilgili özel bir çalışma yapmadım.

Yuri Jukov’un “Tainy Kremlia / Secrets of the Kremlin” adlı kitabını bir başlangıç noktası olarak tavsiye ediyorum.

Hruşçov 1945 ve 20’nci Kongresi arasında ne yapıyordu? Başka bir deyişle Hruşçov parti liderliğine 20. Kongre’de her şey onun için hazırmışçasına başlamadı. Bu süreç İkinci Dünya Savaşı’ndan 20. Kongre’ye doğru nasıl işledi?

Bu kamuoyuna açık bir bilgidir. O Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin Birinci Sekreteri ve daha sonra 1949’da Moskova’nın Birinci Sekreteri idi. Çok güçlü konumlar!

Benim tahminimce, Stalin’in öldüğü güne kadar ülkenin dört bir yanındaki diğer Sekreterler ile çok fazla temas kurarak hazırlandı. Ama ben bunun hakkında kimsenin herhangi bir araştırma yaptığını bilmiyorum.

Bildiğim kadarıyla, sayın Furr, bazı ABD'li Sovyet tarihçileri tarafından marjinalleştirilmeye çalışılıyorsunuz. Bununla birlikte, söylediğiniz üzere tarihi gerçekleri savunuyorsunuz. Hiçbir tereddütünüz veya korkunuz yok mu? Bize yaptığınız işin doğasını anlatabilir misiniz?

Bu çok yozlaşmış çalışma alanında, “sınırların” - saygınlık sınırlarının ötesinde - olmaktan dolayı mutluyum.

Okurlarımız için herhangi bir şey eklemek ister misiniz?

Türkiye komünist hareketi dünya ölçeğinde çok önemlidir. Bu konuları ele almak için bana bu fırsatı vermenizi takdir ediyorum. Bana bu çok güzel soruları sorduğunuz için teşekkür ederim!

Son Düzenlenme Tarihi: 03 Haziran 2018 15:42
www.evrensel.net
ETİKETLER Stalin