Liman ve depo işçileri: Ekonomik gidişat değişim ihtiyacı yaratıyor


Fotoğraf: Evrensel

Liman ve depo işçileri: Ekonomik gidişat değişim ihtiyacı yaratıyor

Ambarlı'da seçimleri konuştuğumuz liman ve depo işçileri, ekonomideki kötü gidişatın çözümünü değişimde buluyor.

Sinan CEVİZ
İstanbul

Erken seçimin ilan edildiğinden itibaren durağan olan hava 24 Haziran’a sayılı günler kala daha heyecanlı bir atmosfere bırakıyor kendini. İşyerlerinde, servislerde, yemekhanelerdeki sohbetlerin ana gündemi seçim olmaya başladı. Görünen o ki zaman daraldıkça daha heyecanlı bir hal alacak.

Ne diyor işçiler? Seçimlerden beklentileri ne? Liman ve depo iş kolunda çalışan işçilerle önceki seçimlerde haberler yapmış, görüşlerini aktarmıştık. Bir kez daha politik gelişmelere dair bu sektördeki işçilerinin görüşlerini alıyoruz. Çoğu sağ muhafazakar işçilerden oluşan Ambarlı Limanı ile dağılımın daha dengeli olduğu 4 bin işçinin çalıştığı bir depodan bir kez daha aktarmaya çalışacağız işçilerin değerlendirmelerini.

İŞÇİLER ÖNLERİNİ GÖRMEK İSTİYOR

Bu seçim döneminde en çok konuşulan artık bir değişimin ihtiyaç olduğu yönünde. Çarşı pazar el yakıyor, herkesin dilinde hayat pahalılığı. AKP iktidarının politikalarının buna yol açtığını düşünenler de gidişattan mutsuz, “Yok bu dış güçlerin bir oyunudur” diyen de. Seçimler sonrasında daha kötü olacağı konusunda genel bir kanaat olduğunu söyleyebiliriz. Ve elbette çoğu “Bu iktidar gitmeden düzelmez” derken, “AKP iktidarı kaybederse daha kötü olur” diyenlerin sayısının da hatırı sayılır düzeyde olduğu söylenebilir.

En belirgin olan ise servislerde, yemekhanede seçimin konuşulduğu anlarda tartışmaların genelde liderlerin söyledikleri üzerinden sürdürülmesi. Geçmiş seçimlere oranla iktidarın değişmesini isteyen işçilerin sesinin daha moralli ve gür çıktığını söyleyebiliriz. Genel olarak “Bu adam gitmez ne yapar eder iktidarda kalır” fikrinin görüştüğümüz işçiler içerisinde pek de hakim olmadığını söyleyebiliriz.

Her ne olursa olsun seçimde ekonomik olarak güven veren parti ve liderlerin daha çok ön plana çıkacağını söylemek mümkün. İşçiler önlerini görmek istiyor, geçim ve iş imkanları konusunda ikna edici projeler sunan daha çok destek toplayacaktır. Elbette Kürt sorunu, dış politika, Suriye meselesi bunların tamamı işçiler tarafından izleniyor ve ekonominin de bu politikalara bağlı olduğunu düşünüyor işçiler. Kimisi “Yanlış yaptık” diyerek eleştirirken, kimisi de “Doğru yaptık, bizi çekemeyenlerin ekonomik oyunları” diye desteğini sürdürüyor.

MHP tabanında bir kopuş yaşanırken AKP tabanında da az da olsa “Artık vermeyeceğim” diyenlerin sesinin duyulduğu anlar oluyor. Muhalefet, iktidar oranını yüzde 50 yüzde 50 şeklinde baz alırsak ibrenin az da olsa muhalefetten yana yükseldiğini söyleyebiliriz. Tabi ki bu değerlendirme görüşlerini aldığımız işyerlerindeki arkadaşlarımızın eğilimini yansıtmak bakımından geçerli.

MİLLETVEKİLLİĞİNDE HDP CUMHURBAŞKANLIĞINDA İNCE

Şimdiden milletvekili dağılımı için matematik hesaplar yapılır durumda. Özellikle CHP tabanında HDP’nin barajı geçmesi gerektiğini düşünen işçiler var ve bu nedenle milletvekiliği için HDP’ye, cumhurbaşkanlığı için ise İnce’ye oy vereceklerini söylüyorlar. Konuştuğumuz CHP’li bir işçi böyle bir tercih yapma nedenini şöyle açıkladı: “Ben oyumu HDP’ye vereceğim, cumhurbaşkanlığında ise İnce’ye. İnce çok iyi bir aday ve dürüst. HDP barajı aşsın. İkinci tura kalır seçimler, o zaman kesin İnce kazanacak. Ama HDP’nin barajı geçmesi lazım, onun için böyle bir tercih yaptım.”

Bu verilere ve söylenenlere bakılırsa Meclis seçimlerinde Muharrem İnce’nin, CHP den daha çok oy olması, HDP’nin de Demirtaş’dan daha çok oy alması sürpriz olmaz. Kürt sorunundaki tutumundan dolayı AKP’ye oy veren işçilerin bir bölümünden de HDP’ye dönüş olduğunu söyleyebiliriz.

AKP TABANINI TUTAN ERDOĞAN

AKP’li seçmeni motive eden ve birleştiren ismin ise Cumhurbaşkanı Erdoğan olduğunu söyleyebiliriz. Her ne olursa olsun Erdoğan’ın liderliğinden asla vazgeçmeyen ve “Sonuna kadar yanındayım” diyen bir seçmen kitlesi var. AKP’li işçiler yine işyerlerinde partilerini, Erdoğan’ı ve politikalarını savunuyorlar. Ancak önemli bir dezavantajları var: Argümanlarının tekrar olması. Her koşulda iktidarı destekleyen işçilerden birinin anlattıkları şöyle: “Bana birini gösterin aha bu daha iyi yapar deyin, gidip oy vereyim, ama yok. Biri dinsiz, biri terörle arasına mesafe koymaz. Şimdi de İYİ Parti çıktı. Hepsi eski siyasetçi, sanki daha önce ne yapmışlar. İyisi ile kötüsü ile ne yaptıysa Reis yaptı, bu oyunlar da bozulur Allah’ın izniyle.”

İYİ PARTİ NEREDEN OY ALIYOR?

Genelde AKP’ye oy veren işçiler içerisinde fikrinin değişmediği işçi arkadaşlarımızın çoğunluğunun 35 yaş ve üstü olduğunu söyleyebiliriz. Genç işçilerde daha çok değişim olduğu söylenebilir. AKP-MHP ittifakından kopan ve İYİ Partiye yönelenlerin önemli bir kısmını genç ülkücülerin oluşturduğunu söylemek mümkün. İYİ Partiye oy vereceğini söyleyen genç bir işçiden dinleyelim: “Ülkücüleri paspas ettiler, al işte ne terör bitti ne ekonomi iyiye gidiyor. Bunların vakti geldi, artık bir değişiklik olsun istiyoruz. Akşener anamız dobra dobra çıkıp her şeyi ortaya koyuyor. Böyle bir insanın dik duruşu bizim için bir şans ve sonuna kadar ülkücüler arkasında olacak.”

‘KURBAN, BU İYİ OLMADI’

Cemaatlerin bazılarının iktidarı destekleyen açıklama yapmasını değerlendiren bir işçi şunları söylüyor: “Kurban ben de cemaat üyesiyim bizim sohbetlere herkes geliyor, AKP’li de İYİ Partili de HDP’li de. Biz dini vecibelerimizi yerine getirmek ilim irfan öğrenmek için gidiyoruz. Siyaset girdi mi iyi olmaz. Misal ben hep AKP’ye oy verdim, şimdi vermeyeceğim. Ne yani vermiyorum diye imansız mı oldum? Bu olmadı kurban olmadı.”

Son Düzenlenme Tarihi: 28 Mayıs 2018 22:17
www.evrensel.net
ETİKETLER erken seçim