İşçi kadınlardan mektup var
Fotoğraf: Evrensel

İşçi kadınlardan mektup var

Pendik'ten, Bursa'dan ve Tuzla'dan kadın işçiler, yazdıkları mektuplarla neredeyse aynı olan sorunlarını anlattı.

‘HAMİLEYİM, DOĞURUYORUM, AYBAŞI OLDUM’ DEMEYİN YAKARIM!

Pendik’ten bir tekstil işçisi kadın
İstanbul

Ben Pendik’te bir tekstil atölyesinde çalışıyorum. Çok çalışan ama az para alan, mesaiye kalmamak gibi bir lüksü olmayan, izin istediğinde “Sen de çok oluyorsun” denilen, ikiden fazla tuvalete gittiğinde tutanak tutulan -bana iki defa tutanak tutuldu geriye bir şansım kaldı- yani kısacası “kölelik” diye tarif etsem koşullarımızı abartı olmaz.

Ama ne yapalım ekmek parası. Borçlar, krediler... diye diye sesimizi çıkarmadan çalışıyoruz. Yeni bir sipariş almışlar, çok yüklü bir iş, en az 5 ay ful fazla mesai yapacağız. Tabii patronun avuçları kaşınıyor. Ona yaranmak için her türlü pisliği yapabilecek olan ustalar hemen üzerimize baskı kurmaya başladılar. Bölümlerde konuşmalar yaptılar. İşe gelmeyenleri, fazla mesaiye itiraz edenleri, çok tuvalete gidenleri tazminatsız işten atacaklarını söylediler. Bu nutukları çeken müdürün lafının arasına giren bir tane ustabaşı özellikle kadınlara dönerek “Yok hamileyim, yok doğuruyorum, yok aybaşı oldum gibi mazeretlerle sakın yanıma gelmeyin yakarım. Çok büyük iş aldık burası bizim ekmek teknemiz. Bazı adı lazım olmayan provokatörlere kulak asmayın sonunuz kapının önü olur” dedi.

Yine kadınlara dönerek “Kardeşim çalışamıyorsan bırak işi git. Çocuğuna bak evinde daha yararlı olursun” dedi. Kadınların emeğini yok saydı. Halbuki bu işyerinde en önemli işleri kadınlar yapıyor. Bütün makineciler kadın. Sadece 7 erkek makineci var. Bütün son kontrollerde kadınlar var. Yani kadınların hepsi çekilse batarlar. Bu konuşmalardan sonra herkes işinin başına döndü. Kimimiz korktuk, kimimiz mırıldandık. Kimi de hemen yanındaki işçiyle rekabete girdi. Patron ise avuçlarını ova ova yanımızdan uzaklaştı.

Bu süreçte bizlere milli, dini hiçbir bayramda tatil yok. 1 Mayıs işçilerin bayramı yaklaşırken bu sorunlarımızı dile getirmek istedim. Birileri sesimizi duysun diye ümit ediyorum. Yani ben bir işçi olarak kendi günümde bile sokağa çıkamayacaksam ne-rede kaldı özgürlük? Nerede kaldı adalet?

24 Haziran öncesinde gelip bizlerin kapısına dayanacaklar oy isteyecekler. Ben de bu fırsatla söylüyorum. Siz önce bizi köle gibi görenlere bir takım yaptırımlar yapın biz de size oy verelim. Hoşçakalın...


FABRİKADA KREŞ OLSA...

Tekstil işçisi bir kadın
Bursa

Bursa Osmangazi Demirtaş Organize Sanayi’de bir tekstil firmasında uzun yıllardır çalışıyorum. 500 çalışanın 100’ü kadın. Ama sağlıklı, hijyenik bir soyunma odamız yok, kreşimiz de yok.

Ben bir kadın ve anneyim, kendi yaşamımdan bir şeyler anlatmak istiyorum. Hayatım çok sıkıntılarla geçti, hangisini anlatayım bilemiyorum. 6 ay önce doğum yaptım ikinci oğlumu dünyaya getirdim. Doğum iznine ayrıldım, ama çalışmam gerekti ve kısa süre sonra tekrar işbaşı yaptım. Süt iznimi hafta sonu bir gün olarak kullanıyorum. Sabah vardiyam 07.00’de başlıyor, çocuğumu emzirmeden işe geliyorum. Haliyle göğsüme süt doluyor, ben de hem tuvalet hem soyunma odası olarak kullandığımız yerde sütümü kavanoza sağıp eve götürüyorum. Fakat şefimiz benim soyunma odasında uzun kaldığımı söylemiş, arkadaşım da “Süt sağıyor, çocuğuna götürüyor” demiş. Şef de “Söyleyin ayağını denk alsın, işten çıkartırım onu” demiş. Arkadaşlar biraz daha dikkatli olmamı söylediler, ben de korktum borcumuz var.

Görümcem ve kaynanam da bizimle kalıyor hem evde çocuklarıma bakıyorlar. Bundan önceki  oğluma da onlar baktı, şimdi de 6 aylık oğluma bakıyorlar. Ben istemez miyim çocuklarıma bakıp kendim büyütmeyi. Sadece hamilelikte anneyim, sonra onların özlemiyle geçen bir ömür...

Fabrikada kreş olsa çocuğumu yanımda getirsem kucağıma alıp emzirsem... Akşam iş çıkışı eve gidiyorum yorgun oluyorum çocuklarımla ilgilenemiyorum. Bazen oturup ağlıyorum, ben nasıl bir anneyim diye.

3 çocuk doğurun diyenler var ama ben iki çocuğumla bile ilgilenemiyorum. Yaklaşan Anneler Günü’nde ben anneliğimi sorguluyorum.

Beni de dinlediğiniz için sağ olun.

Kalite kontrolden N.


ANNEANNE YA DA BABAANNE YOKSA ÇOCUKLAR ORTADA KALIYOR

Tuzla Sanayi’den bir kadın işçi
İstanbul

Merhabalar ben Tuzla Organize Sanayi’de çalışan bir işçi kadınım.

3 yıldır kendim gibi işçi olan biriyle evliyim. Çocuğum yok. Çünkü etrafıma bakıyorum o kadar çok kötü olaylar yaşanıyor ki çocuk yapmaya korkuyorum. Hadi her şeyi göze aldık bir çocuk sahibi olduk diyelim, kim bakacak? Çalışan kadınlara bakıyorum en basitinden -kendi çalıştığım fabrikada bile- anneanne ya da babaanne yoksa çocuklar ortada kalıyor. Kadınlar ya işi bırakıyor ya da neredeyse aldığı maaşı geçen fiyatlarla özel kreşlere veriyorlar. Bu nedenle biz de çok istememize rağmen çocuk sahibi olmayı erteliyoruz. “Allah büyük elbette bizim de yüzümüzü güldürür” diye şükredip duruyoruz.

Bazen de nereye kadar diye kendime soruyorum. İşyerinde, evde, memlekette sorunlar bitmiyor. Son günlerde biliyorsunuz bir erken seçim çıktı başımıza. “Çözüm bekleyen o kadar çok derdimiz varken erken seçim neden” diye soruyorum. Tabii bu açıklama sonrasında işçiler de hemen bölündü. AKP’ye oy vermiş işçiler “Reis söylüyorsa vardır bir bildiği” diyorlar. “Ülkeyi yönetemiyor” diyen işçilere neredeyse saldırgan bir tutum sergiliyorlar. Bu tartışmaları en çok AKP’nin koyu taraftarı olanlar yapıyor. Ama sadece AKP’ye oy verip gerisine karışmayan kesimde bir sessizlik var. Çünkü kendi dert ve sorunları her şeyin önüne geçiyor. Ben haksızlığa karşı duran biriyim, hiçbir işçiyi ayırmadan yardımlaşırım. Bu tartışmalarda “Her zaman birlik olmamız gerektiğini” söylüyorum. Bu kadar sorunlarımız var ama biz parti yarıştırıyoruz.

Eşimin fabrikası sendikalı. Bir sorun olduğunda bütün işçiler birlik olup çözüyorlar. Bunlardan bahsediyorum “Gelin birlikte hareket edelim” diyorum. Ama o çok koyu AKP’li olan kesim rahatsız oluyor ve karşı çıkıyor. Bir tane fazla mesaileri kesildiğinde ise ortalığı ayağa kaldırıyorlar. Ama bunu birlikte yapalım dediğimde hemen beni ve benim gibileri hain ilan ediyorlar.

Önümüz 1 Mayıs... Aynı bölümde çalışan kadınlarla kendi aramızda mitinge katılmayı konuşuyorduk. Bir baktım bölüm şefi geldi ve bize mesai yazdı. Biz karşı çıktık. Ama işçilerin çoğu sessiz kalınca iki bölüme 1 Mayıs’ta mesai yazdılar. Sessiz kalanlar tutuştu “Bize de mesai yazarlar mı?” diye. Biz de “Siz sessiz kaldıkça yazılır tabii” dedik. Birkaç arkadaş en güvendiğimiz işçilerden başlayarak 1 Mayıs’ta işe gitmemek için örgütleniyoruz.

Sözün kısası; hiç kimseyi ayırt etmeden, o parti bu parti demeden birlik olmamız lazım. Biz işçiler kendi işçi bayramımıza sahip çıkmazsak hiçbir zaman başarılı olamayız.

Bütün işçilere sesleniyorum: Eğer sen de adalet yok diyorsan 1 Mayıs’a güçlü katılmalısın ve 24 Haziran’a hazır olmalısın.

Mektuplar ekmekvegul.net’ten alınmıştır.

Fotoğraf: Arşiv

Son Düzenlenme Tarihi: 24 Nisan 2018 17:33
www.evrensel.net
ETİKETLER Kadın işçiler