Bir kavram: Emperyalizmin doğuşu

Bir kavram: Emperyalizmin doğuşu

'Kapitalizmin en yüksek aşaması emperyalizm' nasıl, niçin ve ne zaman ortaya çıktı?

EMPERYALİZM NE ZAMAN ORTAYA ÇIKTI?

Serbest rekabetin egemen olduğu tekel-öncesi kapitalizm, geçen yüzyılın 60’lı ve 70’li yıllarında gelişmesinin doruğuna ulaştı. 19. yüzyılın son 30 yılında tekel öncesi kapitalizmden tekelci kapitalizme geçiş gerçekleşti. 19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın başında tekelci kapitalizm kesin biçimde oluştu.

Tekelci kapitalizm ya da emperyalizm, kapitalizmin, temel özelliği serbest rekabetin yerini tekellerin egemenliğinin alması olan en yüksek ve son aşamasıdır.

Tekel öncesi kapitalizmden tekelci kapitalizme –emperyalizme– geçiş, burjuva toplumunun üretici güçlerinin ve üretim ilişkilerinin tüm gelişme süreci tarafından hazırlandı.

ORTAYA ÇIKARAN KOŞULLAR

19. yüzyılın son 30 yılını belirleyen, teknikteki ilerleme ve sanayiin büyümesi ve yoğunlaşması oldu. Maden sanayiinde yeni çelik üretme yöntemleri (Bessemer yöntemi, Thomas yöntemi, Martin yöntemi) kullanıma sokuldu. Yeni tipte işletici makinelerin –dinamo makinesi, yakıt motoru, buharlı türbin, elektro-motor– hızla yayılması, sanayiin ve ulaşımın gelişmesini hızlandırdı. Bilim ve teknikteki başarılar, termik santrallerden ve daha sonra da hidroelektrik santrallerinden dev miktarda elektrik enerjisi elde edilmesini sağladı. Elektrik enerjisinin kullanılması, kimya sanayiinde, renkli metaller sanayiinde ve hafif metal sanayiinde bir dizi yeni dalın oluşmasına yol açtı. Birçok üretim dalında, geniş ölçüde kimyasal işlemlerin kullanılmasına geçildi. Yakıt motorlarının mükemmelleştirilmesi, taşıtla ulaşımın, daha sonra da havacılığın oluşmasını teşvik etti.

Daha 19. yüzyılın ortalarında, kapitalist ülkelerin sanayiinde hafif sanayi ön sırada yer alıyordu. Nispeten küçük sayısız işletme henüz bireylere aitti; anonim şirketlerin yüzde oranı görece azdı. 1873 iktisadi bunalımı, böylesi işletmelerin çoğu için çöküş anlamına geldi ve sermayenin yoğunlaşmasına ve merkezileşmesine güçlü bir ivme kazandırdı. En önemli kapitalist ülkelerin sanayiinde ağır sanayi –yani her şeyden önce geliştirilmeleri muazzam sermaye gerektiren metalurji sanayii ve makine sanayii ve aynı zamanda madencilik sanayii de– egemen rol onamaya başladı. Anonim şirketlerin artan yaygınlaşması, sermayenin merkezileştirilmesini daha da güçlendirdi.

19. yüzyılda kapitalist üretim tarzı, hızla tüm yerküreye yayıldı. Daha henüz geçen yüzyılın 70’li yıllarının başında İngiltere, en eski burjuva ülke olarak, tek başına Amerika Birleşik Devletleri, Almanya, Fransa, İtalya, Rusya ve Japonya’nın toplamından daha fazla tekstil ürünleri üretiyordu. İngiltere, dünya sanayi üretiminde ilk sırayı tutuyor ve dünya pazarında sınırsız tekeli elinde bulunduruyordu. 19. yüzyılın sonunda durum, tayin edici bir şekilde değişti. Genç kapitalist ülkelerde, kendilerine ait bir büyük sanayi oluştu. Sanayi üretiminin hacmi açısından şimdi dünyada ilk sırayı artık Amerika Birleşik Devletleri alırken, Avrupa’da ilk sırayı ise Almanya alıyordu. Rusya’da, iliklerine kadar çürümüş Çarlık hükümetinin yarattığı tüm engellere rağmen, endüstriyel gelişme hızlı adımlar attı. Genç kapitalist ülkelerde sanayiin gelişmesi sonucu İngiltere, sanayi alanındaki egemen konumunu ve dünya pazarındaki tekel konumunu da yitirdi.

ÜRETİM İLİŞKİLERİNDEKİ ÇELİŞKİLER

Emperyalizme geçişle birlikte, üretici güçlerle kapitalizmin üretim ilişkileri arasındaki çelişkiler gittikçe daha keskin biçimler aldı. Üretimin kapitalistlerin en yüksek kâr peşinde izledikleri haydutça hedeflere tabi kılınması, üretici güçlerin gelişmesini, tekniğin ilerlemesini çeşitli şekillerde engelledi. Aşırı üretim bunalımları daha sık tekrarlanmaya başladı ve bunların yıkıcı etkileri arttı; işsizler ordusu büyüdü. Kent ve kırdaki emekçi kitlelerin yoksulluk ve sefaleti artarken, küçük bir avuç sömürücünün elinde biriken zenginlikler, eşi görülmedik bir boyuta ulaştı. Burjuvazi ile proletarya arasındaki uzlaşmaz sınıf karşıtlıkları, işçi sınıfının iktisadi ve politik mücadelesinin güçlenmesine yol açtı.

Emperyalizme geçiş döneminde Avrupa ve Amerika’nın en büyük kapitalist güçleri, zor ve sahtekârlıkla, muazzam sömürgesel mülkiyeti gasp ettiler. Bir avuç gelişmiş kapitalist ülke, yeryüzü nüfusunun çoğunluğunu, kendilerini ezenlerden nefret eden ve onlara karşı mücadele eden sömürge kölelerine dönüştürdü. Sömürgesel fetihler, kapitalist sömürü alanını muazzam ölçüde geliştirdi; emekçi kitlelerin sömürülme derecesi sürekli olarak arttı. Kapitalizmin çelişkilerinin aşırı derecede keskinleşmesi, ifadesini sayısız insan ömrüne mal olan ve muazzam maddi değerleri imha eden yıkıcı emperyalist savaşlarda buldu.

LENİN’İN EMPERYALİZM TAHLİLİ

Kapitalizmin gelişmesi içinde en yüksek ve aynı zamanda en son aşama ve proletaryanın sosyalist devriminin arifesi olarak emperyalizmi Marksist açıdan incelemiş olma tarihsel kazanımı, V.İ. Lenin’e aittir. “Kapitalizmin En Yüksek Aşaması –Emperyalizm” adlı klasik eserinde ve çeşitli yıllarda ve özellikle de Birinci Dünya Savaşı yıllarında yazılmış çalışmalarında Lenin, Marx’ın “Kapital’inin yayınlanmasından sonra geçmiş olan yarım yüzyıllık süre içinde dünya kapitalizminin gelişmesini genelleştirdi. Kapitalizmin oluşmasının, gelişmesinin ve çöküşünün Marx ve Engels tarafından ortaya çıkarılan yasalarına dayanarak Lenin, emperyalizmin ekonomik ve politik özünü, yasallıklarını ve çözülemez çelişkilerini bilimsel olarak ayrıntılı bir şekilde tahlil etti.

Lenin’in klasik tanımına göre emperyalizmin en önemli ekonomik özellikleri şunlardır: 
“1. Üretim ve sermayenin yoğunlaşması, ekonomik yaşamda belirleyici rolü oynayan tekelleri yaratacak kadar yüksek bir gelişme aşamasına ulaşmış olması.
2. Banka sermayesiyle sanayi sermayesinin iç içe geçip kaynaşması ve bu “mali sermaye” temelinde bir mali oligarşinin oluşması.
3. Meta ihracından farklı olarak sermaye ihracının özellikle büyük bir anlam kazanması.
4. Dünyayı kendi aralarında paylaşan uluslararası tekelci kapitalist birliklerin oluşması.
5. Yeryüzü topraklarının kapitalist büyük güçler arasında paylaşılmasının tamamlanması ."
(Lenin, Emperyalizm, Evrensel Basım Yayın. s. 81)
 

www.evrensel.net
ETİKETLER emperyalizm