İddialara karşı görüşler

İddialara karşı görüşler

Afrin Operasyonu'na dair 'İddialar ve gerçekler'in ardından Saadet Partili bir gençle, operasyona dair ne düşündüğünü konuştuk.

Arif NUSLU
Adana

Geçtiğimiz sayıda Çukurova Üniversitesi’nde okuyan Atatürkçü Düşünce Derneği üyesi gençler ile genel olarak Afrin Operasyonu'nu ve ne düşündüklerini konuşmuştuk. Bu sayımızda Saadet Partili olan ve Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nden bir arkadaşımızla Afrin operasyonunu, ülkenin içerisinden geçtiği durumları, seçimler üzerine süren tartışmaları konuştuk. 

Öncelikle Afrin operasyonunu konuşarak başlayalım. Afrin operasyonuna dair ne düşünüyorsun?

Ben Müslüman olmaya çalışan bir insan olarak Afrin operasyonunu insancıl bulmuyorum. Hükümetin 2011 yılından beri izlediği yanlış politikalar, bugün ülkeyi bu duruma getirdi. Amerika'nın istekleri doğrultusunda hareket eden hükümet burnumuzun dibinde Kobane'de DAEŞ varken girmedi de neden bugün giriyor? Hükümet mesele Kürtler olunca elinden geleni ardına koymuyor. 

Afrin operasyonu başladığı günden beri hükümet çıkan bütün karşı sesleri bastırmaya çalışıyor ve Afrin operasyonuna önceki dönemlerden daha geniş çaplı bir şekilde üniversitelerden, liselere, devlet yurtlarına kadar her alanı kullanarak bir “destek” örmeye çalışıyor. Hükümetin savaş politikalarını tabanda bu denli yayma çabası hakkında ne dersin? 

Tayyip Erdoğan hükümetinin şu anda hiç argümanı kalmadı. O yüzden savaşa sarılmak zorunda. Erdoğan'ın ilk zamanlarını hatırlayalım. Daha az bağıran bir Erdoğan vardı ama şimdi sürekli bağıran bir Erdoğan var. Fikrini anlatmakta zorlanan insan bağırarak müthiş bir hamaset yaratıyor. Afrin operasyonu meşrulaştırılmaya çalışıyor. AKP gündem değiştirerek istediği doğrultuda politikaya yön vermek istiyor. Mesela diyorsun ki "Yav kardeşim şeker fabrikaları kapatılınca işçiler işsiz kalıyor" onlar bize diyor ki "Afrin operasyonu var". Biz diyoruz ki "İşsizlik var, öğrencilerin gelecek kaygısı var" onlar diyor "Afrin operasyonu var". İşte böyle bir hamaset. 

Onun gibi düşünmeyen herkes vatan  haini olmuş durumda. E 28 Şubat'ta yediğin zulmün bugün sen kat kat fazlasını uyguluyorsun. Bunlar 28 Şubat'ın kaymağını yediler, yemeğe de devam ediyorlar.

Erdoğan ve AKP Hükümeti, “Allah'ın lütfu” diye nitelendikleri OHAL'i kullanarak, bir “tek adam tek parti” rejimi inşasında gemiyi daha da hızlandırarak ilerliyor. Buradan 15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen ve halen daha varlığını sürdüren OHAL'i, onun getirdiklerini konuşalım istiyorum.

Erdoğan ve hükümeti OHAL'i tamamen bir cadı avına döndürdü ve hakikaten kendisi için çok da verimli kullandı. Hatırlarsınız Fransa'da bir patlama sonrası ilan edilen OHAL'i Erdoğan eleştirmişti. Bakıyorsunuz şimdi neredeyse iki yıldır Türkiye'de OHAL yönetimi var. Şimdi üç ayı anlarsın ama bu kadar uzatılması kabul edilebilir değil. Bir kere OHAL'in olduğu yerde hukuksuzluk alır başını gider şu anda da olduğu gibi. Mesela Deniz Yücel örneğinde olduğu gibi. Adamın neden girip neden çıktığı dahi açıklanamıyor. Erdoğan "Elimizde görüntüler, her şey var. Bu tam bir ajan terörist. Ben bu makamda olduğum sürece bırakılmayacak" diyor sonra birkaç görüşme yapılıyor ve Yücel serbest bırakılıyor. Ben artık “Allah birdir” demesi dışında hiçbir sözüne inanmıyorum.

Erdoğan'ın Saadet Partisi geleneğinden, Erbakan geleneğinden geldiğini biliyoruz. Oradan buraya ne değişti?

Sözde aynı gelenekten geliyoruz ama biz AKP ile oturup meselelerimizi bile konuşamıyoruz. Ama Erbakan Hoca'nın dediği gibi "bizi AKP'nin günahlarına ortak etmeyin." Çünkü artık aştılar, biz bunların böyle olduklarını biliyorduk. Gömlek değiştirilir gibi dava değiştirilmez.

Buradan yaklaşan seçimleri; AKP-MHP ittifakını, geçtiğimiz günlerde yasalaşan yeni seçim yasasını ve yerlilik-milliliği konuşalım.

Bir "yerli ve milli" kavramı attılar ortaya hiçbirimizin bilmediği. Yerli ve millilik şeker fabrikalarını satmakla mı oluyor? Ya da ülkenin dört bir yanında Amerikan üslerinin olması mı bunu gösteriyor! Ya da insanların duygularını sömürmekle mi oluyor? Edi ile büdü yan yana gelmişler kendileri dışında herkesin gayri-milli olduğunu söylüyorlar. AKP-MHP ittifakı ülkeyi faşizme götürür, çıkmaza götürür.

Peki o halde bu ittifakın karşısında nasıl bir yol izlenmeli?

Çeşitliliğe sahip bir ülkede yaşıyoruz. Benim gönlüm ister ki şeriat olsun daha doğru ifade ile bir “peygamber şeriatı”. Ermenisinin, Yahudisinin hepsinin bir arada yaşayabileceği bir yönetimdir bu. Ama aslolarak gerçek bir adaletin olduğu toplum. Bu da benim ütopyam. Adaletin olmadığı yerde ben “anarşistim”. Devlet eğer zulmediyorsa, insanların haklarını yiyorsa ben bu devleti tanımıyorum. Seçimler meselesine gelirsek de İyi Parti ve Saadet Partisi ittifakı olacağını düşünmüyorum, istemem de. Kimseyle ittifak yapmak zorunda da değiliz tabi. Burada mesela CHP-HDP görüşmesi olabilecek bir şeydir. Burada devlet HDP'yi ciddi manada marjinalize etti halen daha devam ediyor. Sen beş milyonu aşkın oy almış bir partiyi yok sayamazsın.

www.evrensel.net
ETİKETLER Afrin Operasyonu