Coğrafi keşifler, eksik bilinen gerçekler

Coğrafi keşifler, eksik bilinen gerçekler

Coğrafi keşiflerin yol açtığı fakat dünya üzerinde etkisi göz ardı edilmiş bazı sonuçlar Genç Hayat'ın 303. sayısına taşındı.

Günümüzde "küreselleşme" dediğimiz sürecin başlangıcı Coğrafi Keşifler'e dayanmaktadır. Çünkü keşifler, yeryüzünü küçültmüş, insanlığın benimsediği üretim şekillenmesini değiştirmiş ve dünya üzerinde iletişimi artırmıştır.

 

COĞRAFİ KEŞİFLER, EKSİK BİLİNEN GERÇEKLER

 

İnsanoğlunun, dünya üzerinde varolmasından bugüne kadar neden olduğu en temel değişim noktalarından biri şüphesiz yaşanan döneme de adını veren Coğrafi Keşifler’dir. Günümüzde Küreselleşme”dediğimiz sürecin başlangıcı Coğrafi Keşifler’e dayanmaktadır. Çünkü keşifler, yeryüzünü küçültmüş, insanlığın benimsediği üretim şekillenmesini değiştirmiş ve dünya üzerinde iletişimi arttırmıştır. Biz de bu sayımızda coğrafi keşiflerin yol açtığı fakat dünya üzerinde etkisi göz ardı edilmiş bazı sonuçları dergimize taşıyacağız.

 

1) Maya, Aztek ve İnka İmparatorluklarının Sonu

 

Asya ve Afrika'da olduğu gibi Amerika'da da İspanyollar ve Portekizliler, işgal ettikleri topraklarda yaşayan yerli halkların halkların hayatını hiç önemsemediler. İşgal edilen topraklar, sadece Hristiyanlar için yasal birtakım hakların tanındığı yerlere dönüşüyordu. Latin Amerika’nın aksine Afrika ve Asya'da, Portekizliler taleplerini gerçek bir mülkiyete dönüştürmek ve şehirler inşa etmek için nadiren girişimde bulunmuş olmalarına rağmen yeni kıtada, İspanyol fetihçilerin izinden giderek Avrupalıların yerleşmesi, başından itibaren yayılmacı bir karakter taşıdı. Kristof Kolomb, 1493'teki ikinci seyahatinde “Hispaniola” adalarına yerleştirmek üzere çiftçi ve zanaatçıların da bulunduğu 1200 İspanyolu beraberinde getirerek, bu bölgede kendi kendilerine yeten bir topluluk oluşturmayı, altın aramayı ve İspanyolların bölgedeki denetimini daha fazla genişletmek için hazırlık yapmayı umuyordu. Amerika'da toprak bakımından genişlemenin öncü kolları conquistadorslardı (16. yüzyılda Meksika ve Peru'yu fetheden İspanyollara verilen ad). Profesyonel fetihçiler ve maceracılar, İspanyol kralları adına hareket ettiklerini iddia etmelerine rağmen öncelikle kendileri için zenginlik ve toprak aradılar. Kişisel edilgenlik duyguları, dinsel inançlar ve yerliler üzerindeki moral üstünlükleri aracılığıyla güçlendirildi. Meksika'nın İspanyollar tarafından fethedilmesinin tarihini yazan Bernal Diaz, conquistadorsların amaçlarını şöyle özetlemektedir: "Tanrı'ya ve Majesteleri'ne hizmet etmek, karanlıktakilere ışık vermek ve zenginleştirmek." Bu görüşler ve politikalar sonucunda Meksika, Şili ve Guetamala’da  ilk çağdan bu yana varlıklarını sürdürmekte olan kadim Aztek, İnka ve Maya İmparatorlukları ve kültürleri yok edildi. Bu imparatorlukların üzerinde bulunduğu araziler ve yapılar tahrip edilerek, yerine geçici maden şehirleri kuruldu.

 

2) İnsanlığın Bittiği Nokta ‘’Korkunç Köle Ticareti’’

 

Amerika uçsuz bucaksız tarım arazilerine sahip yeni kıta sömürgeciler için müthiş bir üretim potansiyeline sahipti. Fakat Amerikan yerlileri köleliğe uygun değildi. Zaten yerlilerin büyük bir kısmı değerli maden peşindeki ilk kaşifler tarafından yok edilmişlerdi. Afrika’nın siyah derili insanları artık yeni bir gelir kaynağı olacaklardı. Neden onlar sorusuna R. Luragi eseride şöyle cevap veriyor:

-‘’Zenciler tatlı bir yaradılışa sahip, güçlü, kolayca disiplin altına alınabilen, öğrenmeye hevesli oldukları için köleliğe kolayşa alışabilen insanlar’’ diye cevap vermektedir.

Üç yüz elli yıl kadar süren köle ticareti sırasında gemilerle Afrika’nın en güçlü, en genç, en sağlıklı milyonlarca insanı Amerika’ya taşındı. Bu durumun sonuçları korkunçtu. Şöyle ki;

Afrika en verimli insan gücünü kabetti. Köle ticareti Afrika’da müthiş bir kaos ortamı başlattı. Portekizliler tarafından Afrika’nın yine kendi insanı ile başlattığı köle avcılığı, medeniyet , güvenlik ve insanı değer hiçbir şey bırakmadı. Afrika, güçlülerin zayıfları, ailelerin çocuklarını, çocukların ise anne babalarını köle olarak sattığı bir yer haline geldi. Böyle bir ortamda artık yamyamlıkta dahil vahşiliğin ve ilkelliğin her türlüsüne rastlamak şaşırtıcı olmasa gerektir.

3) Vahşi Kapitalizm

 

Rönesans sırasında ve sonrasında yapılan keşifler tüm Avrupa’da ve dünyada ekonomik yapının değişimine yol açtı. Latin Amerika’da diğer kıtalarda olmayan ölçülerde bulunan altın ve gümüş rezervinin Avrupa’da belirli ekonomik kaynaklara akması, hem o ülkelerin ticarete sokabilecekleri para miktarını arttırdı hem de ekonomik olarak yapılacak faaliyetlerin ana kaynağını oluşturdu. Bu büyüme ve bilimin de gelişmesi ile birlikte Avrupa’da mevcut ticaret yolları önemini kaybetmiş; bunların yerini alternatif ve yeni kıtaları içeren rotalar almıştır. Yeni kıtalara yayılmacı bu ekonomik büyüme ile birlikte kolonicilik tüm dünyayı etkisi almış, fetihlere öncülük eden ülkeler acımasızca dünyanın doğal kaynaklarını ellerinde tutmaya başladılar. Buradan ilerleyen sürecin sonundaki birikim sanayi devrimine kadar giden süreci hazırladı ve “Avrupalı Beyaz İnsan” ilk defa doğa karşısında üstün duruma geldi. Doğaya karşı üstünlüğün tamamen kapitalizm çerçevesinde ilerlemesiyle birlikte artı ürün fazlası çok yüksek boyutlara ulaştı. Binlerce işçi erkek, kadın çocuk bir ekonomik gereklilik olarak üretim sürecinin içine çekilerek, ücretlerin azaldığı ama üretimin devasa boyutlara ulaştığı dengesiz bir ekonomik sürecin içine çekilmek zorunda kaldı.

www.evrensel.net