Savaş ekmeğimizi daha da küçültmesin

Savaş ekmeğimizi daha da küçültmesin

"Türkiye’nin işgalci tavırlarını bırakıp işçinin emekçinin yanında olması gerekiyor. Çünkü çalışırken bir lokma ekmek için ölmek istemiyoruz."

 

 

Fatma KARAASLAN

Adana

 Adana’da Keresteciler Sitesi’ndeyim. Kereste üretiminde ilk sırada bulunan, mobilyaların en fazla üretildiği yer olan bölgede diğer iş yerlerinin aksine ham maddesi kumaş olan tekstil atölyelerinden birinde çalışıyorum. 50-100 kişilik bir kapasitesi bu atölyede yaşları 18-25 yaş arası genç işçiler çalışıyor. Öğle molalarında fırsat bulup Türkiye gündemine dair röportaj yapmak istediğimiz genç işçiler, onların görüşüne önem verdiğimizi duyunca röportaja içtenlikle katılacaklarını, genç işçilerin de sesini duyuran bir dergi  olduğunu yeni öğrendiklerini söylüyorlar ve süreci daha da yakından takip edeceklerini bildirmelerinin ardından sohbetimize başlıyoruz.

 BARIŞA KARŞILAR”

Ben maddi sıkıntılardan dolayı ortaokuldan sonra liseye gidemedim. Önceliğimiz çalışmak olduğu için de hep bizi bu duruma mecbur edenlere karşı oldum.” diye başlıyor konuşmaya atölyenin temizlik işleriyle ilgilenen 19 yaşındaki Kezban. Devletin kimi desteklediğini biliyoruz diyen Kezban; “Barışa ve insanca yaşamaya ihtiyacı olanlara her zaman karşılar. Bize yaptıkları yetmezmiş gibi Afrin halkına da savaş açarak en büyük zorbalığı yapıyorlar. İşçisini düşünmeyenler savaşı düşünüyorlar.” diyerek sözlerini bitiriyor.

DEVLET BİZİMLE DE İLGİLENSİN”

Yolda giderken kirpiklerine kadar talaş tozuyle kaplı, arkasına yarım çuval takos doldurduğu mavi bisikletiyle eve dönmekte olan 22 yaşındaki hızar işçisi Mehmet ile karşılaşıyoruz. Genç Hayat’ı anlatıyorum kendisine ve Türkiye’nin Afrin’e girmesini nasıl değerlendirdiğini soruyorum.

Sınırımızda devletimizi bölmeye çalışanlara karşı yapıldıysa eğer, doğru bir hareket olarak görüyorum. Zaten sürekli olayları olan bir ülke. Artık çıkan her habere alıştık.” diyor Mehmet. Savaş biterse eğer geçimin daha kolaylaşacağını düşünüyor. İki defa işten çıkarılmış ve sonunda ilk defa asgari ücretle çalıştığı şu anki işyerine girmiş. Mehmet son olarak ekliyor “Devletin savaşı bir an önce yapıp bitirmesini tüm sorunları çizdikten sonra biz çalışanlarıyla da ilgilenmesini istiyorum. Her gün yeni bir zam ile güne uyanıyoruz. Bunlar artık farkedilmeyecek gibi değil. Bir an önce yapılması gerekenlerin yapılması ardından asgari ücretli olan bizlerle ilgilenilmesi gerekiyor.”

 BİR LOKMA EKMEK İÇİN ÖLMEK İSTEMİYORUZ”

25 yaşındaki dikim bölümünde olan Emrullah liseden sonra üniversiteye gideceğini düşünüyormuş fakat yaklaşık 7-8 yıldır asgari ücret altında çalışıyor. “Herkes gibi ekonomiden biz de etkilendik ve okulu bırakmak zorunda kaldım.” diyor Emrullah. Afrin Harekatı dükkana gelen gazetelerden gördüğünü söylüyor ve şaşırmadığını çünkü Türkiye’den beklenenin bu olduğunu düşünüyor. “Savaş istemediklerini söylüyorlar ama savaşmaya devam ediyorlar. Türkiye’nin işgalci tavırlarını bırakıp bir an önce işçinin emekçinin yanında olması gerekiyor. Çünkü çalışırken bir lokma ekmek için ölmek istemiyoruz. Afrin halkı sivildir, sivillerin başkalarının kararlarıyla öldürülmesini istemiyoruz.” diyor Emrullah ve tekstil işçileri ile sohbetimizi tamamlıyoruz.

 SAVAŞ İSTEMİYORUZ, İŞ İSTİYORUZ”

Hükümetin uzun zamandır dillendirdiği ve geçtiğimiz günlerde başlayan Afrin’e yönelik harekatı nasıl değerlendirdiğini fermuar bölümünde çalışan 22 yaşındaki Hatice ile konuşuyoruz. Hatice gündemi pek takip edemediğini ama buna rağmen yine de uzak kalamadığını söyleyerek başlıyor. “Yaklaşık iki aydır çalıştığım bu atölyede bir hafta sonra tüm çalışanlar gibi benim de işime son verilecek. Gerekçe olarak ise artık sipariş alınmadığını söylüyorlar. Aslında bu kapı da hükümete açılıyor. Daha iyi bir üretim yapabilmek yerine sürekli savaşmayı tercih ediyorlar.” diyor. Önceliği ülkesinde tutmak yerine başka yerlerde tutan bir sistemde yaşadıklarını söylüyor ve ekliyor “Afrin halkı da en az bizim kadar mağdur. Mağdurun halinden de mağdurlar anlar. Bizlere söyleyecek tek şey kalıyor: Savaş istemiyoruz, iş istiyoruz!”

 

 

www.evrensel.net