Fotoğraf: Evrensel

Uyuşturucu: bir genç neden, nasıl başlar?

“Gençliği madde kullanmaya iten başlıca sebep nedir?” sorusu ile bugün nasıl bir dünyada yaşadığımız sorusunun cevapları kesişmektedir.

 


 
Aydın YİĞİT
Adana

''12 yaşındaydım. Hem okuyup hem çalışıyordum. Okumaya da pek meyilim yoktu gerçi. Koşudaydım (hipodromda). Atları idman yaptırıyordum. Odamız yukarda bizim, tek kişilik odalar. Ahırlar yani, atların kaldığı yerler. Ben de oradan geçiyordum. Bir geçtim, iki geçtim... Bir koku geliyor: leş gibi bir koku. Atlardan mı geliyor, yok. Lavabodan mı geliyor, yok. Aralık bir kapı gördüm. İçeri baktım, tabi o zaman küçüğüm, merak ettim ne oluyor diye. İçeride duman var, birkaç kişi bir şeyler içiyor, kova falan var. Atın eğerini bıraktım, bunları izliyorum. Bir kaç gün böyle izledim. Sonradan kapı açıldı. İçeriden birisi ''Ne geziyorsun yeğenim, içeri gel'' dedi. Yanındakilere ''Bir kapak yapın, vursun'' dedi. Yaptılar bir kapak, aldım içtim (gülüyor). O günden beri 10 yıldır içiyorum. Şimdi yalnızca esrar maddesini kullanıyorum.'' *
Kim, neden uyuşturucu kullanır, nasıl başlar? Uyuşturucu ile nasıl mücadele edilmelidir ya da uyuşturucu kullanımı nasıl ortadan kalkar?  Bu sorular kuşkusuz herkesin, her kesimin sorduğu ve cevap aradığı sorulardır. Zira Birleşmiş Milletler 2017 raporuna göre şu an dünyada 250 milyon insanın en az bir uyuşturucu madde kullandığı, Türkiye’de son 5 yılda uyuşturucu kullanımının 17 kat arttığı ve kullanım yaşı 10’a düştüğü kayıtlara geçilmiştir. Elbette ki uyuşturucu artık bir dünya sorunu haline gelmiştir. Öyle ki son yıllarda kullanım oranında artışın olmadığı bir ülkeye rastlamak pek mümkün değil. Hal böyle olunca bu soruları cevaplamak daha yakıcı bir ihtiyaç haline dönüştü. Öyle ki, her yıl onlarca resmi-sivil kurum bu sorular üzerinden raporlar yayınlıyor. Devletler ve hükümetler mücadele planı açıklıyor, meclislerde araştırma komisyonları kuruluyor. Son söyleyeceğimizi ilk elden söyleyecek olursak bu yöntemlerin (uyuşturucu kullanımının nedenleri ve çözümlerine ilişkin) -birçok araştırma değerli veriler sunuyor elbette- birçoğu Nasreddin Hoca’nın samanlıkta kaybettiği anahtarı evinin önünde aradığı fıkrada olduğu gibi beyhude çabalar ya da göz boyamalardır.

“ORAYA DÜŞENE DE ACIMIYOR BU DÜZEN”

''İnsan çalışmayınca, ben okuyamadım da, hem işsiz hem de esrar kullanıyor olunca ailem biraz sıkıntıya düştü. Onlar beni öyle görünce ben daha fazla sıkıntıya düştüm. Kendi elimizle yaptık yani bunları. Gençlerimiz hep böyle düşüyor. İşimiz olsa, biri beni işe alsa, ben de istediğim her şeyi elde edebilsem. Elde edemeyince olmuyor. İnsan kötü yola düşüyor. Dertler yüzünden yani. Kötü gözle bakıyor çevrendeki insanlar, ailen olsun, akrabaların olsun. “Bak, şuna bak” diyor “hem zibidi gibi geziyor, hem de çalışmıyor” diyor. Öyle dedikçe sen de kendini alçak hissediyorsun, küçük hissediyorsun sıkıntıya giriyorsun. Otomatik olarak ne oluyor? İnsan psikolojisi yani yöneliyor. Kötü arkadaşlar, kötü çevreler ediniyorsun. Sürükleniyorsun. Oraya düşene de acımıyor bu düzen. Adana'da işsizlik çok, çalışanları da ucuza çalıştırıyorlar. Aile ortamına girdiğin zaman konuşamıyorsun. Bunu içince her insan ortamına da giremiyorsun. Bunu içmesek aslında aklımız çalışır, kendimize çeki düzen veririz belki. Öbür türlü evindeki eşyayı bile alıp satarsın.'' **

Uyuşturucuyla mücadele yollarıyla bu kadar çok ilgilenen varken neden her yıl artmaktadır uyuşturucu kullanımı ya da yeni yeni sentetik, kimyasal maddelerin kullanımı gündeme gelmektedir? İstanbul, Antep, Kayseri, Adana, Ankara, Bursa uyuşturucu kullanımının gençler arasında en yaygın olduğu illerden. Peki, İstanbul’un Sultanbeyli ilçesindeki Adana’nın Hürriyet Mahallesi’ndeki gençleri (kastımız daha çok semt gençliği, işçi/işsiz/meslek liseli gençler) bu maddelerin kullanımında ortaklaştıran nedir? Yukarıda bu pasajları vermemizin sebebi belki de bu sorulara bir nebze olsun cevap verebilmek.

GENÇLİĞİ MADDE KULLANIMINA İTEN NEDİR?

Kuşkusuz ki tüm dünyanın ve Türkiye’nin son yıllarda sürüklendiği politik, sosyal, kültürel, ekonomik iklim ile birlikte değerlendirmezsek bu konuda söyleyeceğimiz her söz suya yazı yazmaya çalışmaktan öteye gitmeyecektir. Uyuşturucu kullanımını önlemek ve ortadan kaldırmak için bugünün gençlerinin ruh hali, eğilimleri ve yaşama dair kaygıları bir bütün olarak ele alınmalıdır. Bu yapılmadığı takdirde sorunun çözümü için polisiye önlemler almak, kişinin psikolojisi ve karakteri üzerine tartışmalar yürütmek sadece uyuşturucu kullanımındaki artış hızını azaltabilir ama sorunun kendisini ortadan kaldırmaz. Öyle ki “Gençliği madde kullanmaya iten başlıca sebep nedir?” sorusu ile bugün nasıl bir dünyada yaşadığımız sorusunun cevapları kesişmektedir. Eğer bugün ülkemizde ve dünyada işsizlik artıyor, savaş politikaları tırmandırılıyor, hurafeler, dini söylemler ve uygulamalar kural/kanun haline geliyorsa uyuşturucu kullanımı gençlerin önünde kötü bir “seçenek” olmaya devam edecektir. Maddi bir varlık olarak insan ve bunun milyonlarcasını oluşturan gençlik yığınları eğer geleceğinden çok fazla kaygı duyar hale geliyorsa ve bu dünyadaki yaşama dair soruları cevapsız kalıyorsa bir “kurtuluş” ve dertlerinden, tasalarından “arınma yolu” olarak uyuşturucu kullanımını tercih edebiliyor.

UYUŞTURUCU İLE MÜCADELE AMA NASIL?
Bir hatırlatma ile devam edelim: İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu, Genel Güvenlik ve Uyuşturucu ile Mücadele Toplantısı’nda yaptığı konuşma sırasında son yıllarda güvenlik güçlerince ele geçirilen uyuşturucu madde miktarlarını açıklamış, uyuşturucu ve teröre karşı mücadelenin ortak yürütülmesi gerektiğini dile getirmişti. Bunlarla hızını alamayıp polis ve jandarmalara talimat vererek torbacıların ayaklarını kırmalarını ve –herhangi bir uyarı ya da soruşturma geçirmeleri halinde- suçu da kendisine atmalarını istemişti. Konumuzla alakalı olması ve geçen hafta gündem olması sebebiyle hatırlattığımız bu sözlere uzunca bir cevap vermeyeceğiz lakin birkaç soru ile yolumuza devam edeceğiz. Birincisi, son 16 yıldır hükümette olan AKP, gençliğe nasıl bir dünya vaat etmiştir ve eğitim, çalışma, sosyal ve kültürel yaşama ilişkin hangi taleplerini karşılamıştır? Basitçe bir örnek ile ele alacak olursak, semtlerde gençlerin uyuşturucu kullanımından arınacak hangi sosyal tesisler inşa edilmiş ve gençliğin buralarda vakit geçirmesine ön ayak olunmuştur? Bir diğer soru ise polisiye ve güvenlik politikaları ile övünen bir hükümet olarak AKP, uyuşturucu ile de böyle mücadele ettiğini söyleyerek ne kazanmıştır, gençlik uyuşturucu kullanmayı bırakmış mıdır?
Ya da son bir soru ile bu kısma son verelim. AKP hükümeti, gençlik içinde ırkçı, şoven, gerici politikaları yaymak isteyerek gençliğin barış, demokrasi, kardeşlikten değil savaş ve şehadetten beslenmesi için çaba harcayarak bilimi değil hurafeleri ve dini söylemleri esas alarak uyuşturucu kullanımının yollarını döşemekte midir? 

BATAKLIKTA SİNEK AVLAMAK

Sözün özü olarak: Kapitalizmin tüm dünyayı sürüklediği, gençliği psikolojik bir buhranın içine aldığı ölçüde değerlendirmeden ve kapitalizme karşı ve daha iyi bir gelecek talebiyle mücadele etmeden uyuşturucu ile mücadele edilemeyecek, kullanan gençler için bırakmak bir seçenek olarak ortaya çıkmayacaktır. Aksi takdirde bataklık ortalık yerde duracak en fazla birkaç sinek avlanacaktır. Bugünün Türkiye’sinde gençlik içinde hem uyuşturucu kullanımının artması hem de AKP’den uzaklaşması bir tezat gibi görünse de bazı arayışların bir sonucu olarak değerlendirilmelidir. Bu arayışlar hem kapitalizme hem de onun ülkedeki işbirlikçileri ve onlar için yasa çıkaranlardan hesap sormaya döndüğü ölçüde uyuşturucu kullanımının çok büyük bir hızla azalacağını söylemek yanlış olmayacaktır.



*Bu sözlerin sahibi ortaokul son sınıfa kadar okuyabilmiş ve yıllardır oto-elektrik, kaporta gibi işlerde çalışmış dönem dönem simit, su satmış ve şu an işsiz bir genç. Adana’da yaşayan ve esrar kullanan bu işsiz gencin ‘’Nasıl başladın?’’ sorusuna verdiği cevap
**Aynı gencin ‘’Neden hâlâ kullanıyorsun?’’ sorusuna verdiği cevap
 

 

ANTİDEPRESAN KULLANIMI ARTMAKTA

Bugün elbette uyuşturucu ile mücadele dünyada ve ülkede dünden daha fazla dikkat edilmesi gereken bir noktadadır. Ancak uyuşturucuya karşı mücadele kullanılan maddeye, kullanan veya kullandıran kişiye karşı mücadele olarak ele alınamaz. Bunu sağlamanın yolu ilk elden gençliğin bir araya gelmesi ve sürdürdüğü yaşam hakkında daha fazla söz hakkı elde edebilmesinden geçecektir. Ve bu sorun yalnızca gençliğin bir sorunu değil artık bir ‘’halk sorunu’’ halini almıştır. Öyle ki, insanlığın geleceğe dair duyduğu kaygının ve bugün yaşadığı huzursuzlukların artmasına bağlı olarak antidepresan kullanımı da çok yaygınlaşmıştır. 2014-2017 yılları arası verilerine göre Türkiye’de antidepresan kullanımı 7 milyon kutudan 12 milyon kutuya çıkmış, her 10 gençten 1’i bu tür ilaçları kullanır hale gelmiştir.

 

www.evrensel.net