Horzum: Eşimi kaçıranları yakalayın hukuksuzluğa son verin

Horzum: Eşimi kaçıranları yakalayın hukuksuzluğa son verin

Ankara'da kaçırılan Ümit Horzum’un eşi Aynur Horzum, hükümete ve yargıya çağrı yaparak 'Eşimi kaçırılanları yakalayın bu hukuksuzluğa son verin' dedi.

Cansu PİŞKİN
İstanbul
 

15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen OHAL sonrası yaşanan ağır hak ihlallerine zorla kaybetme de eklendi. Ağırlıklı olarak Ankara’da gerçekleşen zorla kaybetme vakalarının* sonuncusu 32 gün önce Yenimahalle ACity Alışveriş Merkezi önünden kaçırılan Ümit Horzum oldu. Ankara’da kaçırılan 11. kişi olan Ümit Horzum’un eşi Aynur Horzum hükümete ve yargıya çağrı yaparak, ”Gelin, eşimi kaçıranları yakalayın, bu hukuksuzluğa son verin” dedi.

OHAL ilanının ardından ’90’lı yıllar boyunca uygulanmış olan zorla kaybetme pratiği yeniden gündemde. Geçtiğimiz yıldan bu yana Türkiye genelinde 13 zorla kaybetme vakası gerçekleşti. İnsan Hakları İzleme Örgütünün (Human Rights Watch), 12 Ekim 2017’de yayımlanan “Gözaltında: Türkiye’de Polis İşkencesi ve İnsan Kaçırma” raporunda yer alan bilgilere göre; kaçırma vakasına tanık olanlar, mağdurların gün ışığında ve cadde ortasında kendilerini polis olarak tanıtan şahıslar tarafından kaçırıldığını söylüyor. Raporda göze çarpan bir diğer ayrıntı ise, kaçırma vakalarında aynı tip VW Transporter araç kullanılıyor olması. Yine rapora göre kaçırılan mağdurların aileleri, yetkililere resmi suç duyurusunda bulunmak veya soruşturma ile ilgili bilgi almak konusunda güçlükler yaşıyor. Bu durumun en son örneği ise 6 Aralık günü Ankara Yenimahalle ACity Alışveriş Merkezi önünden kaçırılan Ümit Horzum. Ümit Horzum’un eşi Aynur Horzum kaçırma olayının yaşanmasından sonra Yenimahalle İlçe Emniyet Müdürlüğü ve Yenimahalle İlçe Jandarma Komutanlığı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına başvurmasına rağmen hiçbir ilerleme kaydedemedi. Öte yandan İnsan Hakları İzleme Örgütü, İnsan Hakları Derneği ve milletvekillerinin, kaçırılma vakalarına ilişkin sorularına ise hükümet nezdinden henüz bir yanıt gelmiş değil. 

‘İNANCIMI KORUMAK İSTİYORUM’

Aynur Horzum eşinin kaçırıldığı günden beri gerek hukuki yollarla gerek de medya aracılığıyla sesini duyurmaya çalışıyor. Gelinen aşamada hukuki olarak yapacaklarının tükendiğini belirten Horzum şu ifadeleri kullandı: “Görevleri gereğince eşimi arayıp bulması gereken devlet görevlileri, bırakın işlerini yapmayı aba altından sopa gösterip beni üstü kapalı tehdit etmektedir. Bunca hukuksuzluğa rağmen devletime inancımı korumak istiyorum. Şunu da belirtmek istiyorum, eşimi kaçıranlardan, kaçırılmasına göz yumanlardan ve kaçırıldıktan sonra işini yapmayarak bizi mağdur edenlerden hukuk içerisinde hakkımı arayacağım. Gelin, eşimi kaçıranları yakalayın, bu hukuksuzluğa son verin!”

‘EŞİNİN PEŞİNİ BIRAK’ 

Eşinin 6 Aralık günü saat 18.00 sıralarında Ankara Yenimahalle’deki Fatih Sultan Mehmet Bulvarı üzerinde bulunan ACity Alışveriş Merkezine yakın bir bölgeden siyah bir araçla kaçırıldığını anlatan Horzum, “Daha önce tanımadığım, eşimin arkadaşı olduğunu söyleyen biri olayın ertesi günü eve gelerek, ACity Alışveriş Merkezinin orada eşimin aracının önünün siyah bir minibüs tarzı bir araçla kesildiğini ve kaçırıldığını söyledi. Kendisi bizzat mı gördü bilmiyorum. Daha sonra bu kişiyle tekrar konuşamadım. Bir daha gelmedi maalesef” dedi. Kaçırılma haberi üzerine harekete geçen Horzum, eşinin gözaltında olup olmadığını öğrenmek için gerekli makamlara başvurdu. Eşinin gözaltına alındığına dair bir kayıt bulunamayan Horzum, Yenimahalle İlçe Jandarma Komutanlığına giderek kaçırılma olayına ilişkin ihbarda bulunmak istedi. Horzum’un ifadesine göre jandarma komutanı, eşinin peşini bırakmasını telkin etti. Horzum o an hissettiklerini şöyle ifade etti: “Hukuki açıdan mağdur sıfatıyla başvuru yapmaya gittiğim yerden böyle bir cevap almak önce üzdü sonrasında ise tedirgin etti. Acaba olaydan beni uzaklaştırmaya mı çalışıyorlardı? Zorla insan kaybettirme şeklindeki çok büyük bir insan hakları ihlali gibi bir meselede neden yeterince yönlendirici ve yardımcı olmaya çalışmıyorlardı? Anlamakta zorlanıyorum açıkçası. Savcılık başvurumuz da kabul edilmedi. Daha sonra başka bir avukatla yeniden dilekçe yazdık. Bu defa avukatın ifadesine göre zorlanarak da olsa dilekçe kabul edilmiş.”

‘EŞİMİ EVDE BULAMAYINCA BENİ KARAKOLA GÖTÜRDÜLER’

Türkiye Akreditasyon Kurumunda Uzman Yardımcısı olarak çalışan Ümit Horzum, 1 Eylül 2016 tarihli 672 sayılı KHK ile ihraç edilmişti. Eşi hakkında ‘FETÖ/PDY soruşturması’ olduğunu kaydeden Horzum, 17 Ağustos 2016’da saat 22.45 sularında jandarma görevlilerince evlerine baskın yapıldığını anlattı: “Eşimin babası 7 Nisan 2016’da bir trafik kazasında vefat etti. Eşimin annesi ise yalnız ve kanser hastası olduğu için o dönemde çoğunlukla memleketinde bulundu. Ama her hafta birkaç gün çocukları görmeye gelip gitti. Apartmandaki komşumuz eşimin cemaatten olduğunu ve 15 Temmuz’dan beri eve gelmediğini, 17 Ağustos günü eve ilk defa geldiğini söyleyerek eşimi ihbar etmiş. Komşunun jandarmaya ihbar ettiği günün akşamında memleketine giden eşimi yolcu etmek için terminale gitmiştim. Döndüğümde üniformalı 2 jandarma görevlisi kapıya geldi. 1 ya da 2 kişi de araçta bekliyordu. Kapıdan eşimi sordular. Benim evde yok beyanıma itimat ettiler. Jandarma astsubay savcıyı arayarak eşimin evde olmadığını bildirdi. Savcı da ‘Aynı çatı altındalar. Öyleyse eşinin ifadesini alın’ şeklinde sözlü talimat verdi. Bunun üzerine beni jandarma karakoluna götürdüler. Çocukları komşuya bırakarak gittim. Önce gözaltı işlemi uygulanmak istendi. Üç saatlik bir bekleme sonrasında ise tanık ifadem alınarak bırakıldım. Daha sonra eve baskın olduğunu öğrenen eşim basında yer alan işkence görüntüleri sebebiyle OHAL bitene kadar teslim olmama kararı aldı ve evden tamamen ayrıldı. Eşim hakkında iddialar olabilir, hukuk düzeninde yargılandığı takdirde hesap vermeyeceği hiçbir şey bulunmadığından eminim. Yargılamaya ve hükme esas bir suçu olmadığını bildikleri için yasa dışı bir şekilde kaçırma, işkence, yaşam hakkının tehdidi ile ‘suç icat etme’ amacıyla eşimi kaçırdıklarını düşünüyorum. Bunlar, hukuk devleti ilkeleri ile bağdaşmaz. AİHM içtihatları açık, anayasa açık; işkence ve ölüm tehdidi ile zorla kabul ettirilen ifade ve maddi deliller geçersizdir.” 
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu da Ümit Horzum’un kaçırılmasını Meclis gündemine taşımıştı. 

* BM Herkesin Zorla Kaybetmelere Karşı Korunması Hakkında Uluslararası Sözleşmeye göre  Zorla kaybedilme, bir kimsenin devlet görevlileri veya onlar adına hareket eden kişiler tarafından gözaltına alınması veya başka herhangi bir biçimde özgürlüğünden yoksun bırakılması; ancak sonrasında yetkililerin bu durumu inkar etmesi veya kişinin nerede bulunduğuna dair bilgi vermeyi reddederek mağduru kanunun korumasının dışında bırakması durumunda gerçekleşir.

www.evrensel.net
ETİKETLER Ümit Horzum