Sağlıkta yıkımın yeni adı: Şehir hastaneleri

Sağlıkta yıkımın yeni adı: Şehir hastaneleri

Şehir hastaneleri nedir, şehir hastaneleri projeleri 6 ayda ne yaptı, ihale süreçlerinde neler yaşandı, sağlık hizmeti alan ve verenler ne diyor?

Sedat BAŞKAVAK
Mersin

‘Beş yıldızlı otel konforunda hastane olacak’ ve ‘kapısında valeler arabalarınızı karşılayacak, ‘sıra beklemeyeceksiniz’ sözleriyle, Mersin Şehir hastanesi açılalı 10 ay oldu. Yapımı 3 yılda tamamlanan ve Türkiye’nin ilk şehir hastanesi adıyla açılan Mersin Şehir Hastanesi, bugün her yönüyle tartışılan bir hastane durumunda. Başta ulaşımı ve çalışma koşulları olmak üzere yürüyen merdiveni, her ne kadar azalsa da kapıda bekleyip karşılayan personeli, yan yana devasa üç bloktan “t” kuleleri ve bir otel resepsiyonuna benzeyen girişiyle AVM’yi andıran görüntüsüyle daha çok tartışılacağa benziyor. Etrafında açılacak mağazalara ayrılan boş dükkanlar, poliklinik girişinden başlayıp hastane koridorlarında devam eden ışıklı bilboardlarıyla bir AVM’den fazlasıyla izler taşıyan Mersin Şehir Hastanesinde ilk göze çarpanın büyüklüğünün yanı sıra ticari faaliyetler için her şeyin düşünülerek oluşturulmuş olmasıdır diyebiliriz. Oda tavanlarına yapıştırılan kıble yazılı ok işareti ve içine seccade konulan ışıklı vitriniyle de dönemin iktidar politikalarına fazlasıyla uyumlu hale getirilmiş. 

9’ar katlı “t” şeklinde üç büyük kuleden oluşan Mersin Şehir Hastanesinde yangın merdiveni dışında merdiven bulunmuyor. Görevliler, “telif hakkı diye bir şey var” diyerek kamu özel ortaklığı olan hastane yönetiminin fotoğraf çekilmesini yasakladığını belirtiyorlar. Binada katlar arası tek bağlantı ve ulaşımın asansörle yapıldığı Mersin Şehir Hastanesinde yangın merdiveni dışında merdiven olmamasının açıklaması ise “bu hastane akıllı hastane olarak yapıldı. O nedenle merdivene ihtiyaç yok” denilerek yapılıyor.

‘HASTANELER BAKANLIĞA DEVREDİLMELİ’

Taşeron ve sözleşmeli çalışan sayısının artışı, birbiriyle sadece zeminden bağlantısı olan 9’ar katlı üç kulesi ile sağlık turizmi için inşa edilmiş plazaya benziyor Mersin Şehir Hastanesi.  Binasından asansörüne her şeyin yeni olduğu hastanede çalışanlar açısından eski çalışma koşullarının bile kötüsü olan yetersiz personel nedeniyle fazla mesailer, doktor ve hemşire başına düşen hasta sayısında artış dikkat çeken diğer bir yanı. Şehir dışında oluşu, ulaşımın tek otobüs hattı ile yapılması ve şehirdeki hastanelerin kapatılarak tek merkezli bir hastane haline gelmesi ile hastaya da, hasta yakına da, çalışana da nereden çıktı bu şehir hastanesi dedirtiyor. TTB “birleşik krallıkta uygulanan ve İngiliz sağlık sistemini çökerten “sağlıkta kamu özel ortaklığı”  sisteminin bizim gibi başka ülkeler tarafından ithal edildiğini” belirtirken, şehir hastanelerinin Sağlık Bakanlığına devredilmesi gerektiğini vurguluyor. 

ADI YERLİ KENDİ İTHAL 

Kamu özel ortaklığı adıyla İngiltere’de uygulanan bu sistemde özel şirket kamusal altyapıyı yani hastaneyi oluşturup kamu hizmeti veriyor ancak oluşan finansal riskler (zararlar) kamu  tarafından yükleniliyor. Böylece hastanenin yapımından, hizmetin verilmesi ve hizmet için ön görülen gerekli müşteri potansiyelinin oluşturulmasına ek olarak yeteri kadar müşteri gelmediğinde ortaklık sözleşmesinde taahhüt edilen miktarı da kamudan yani devlet bütçesinden karşılanacak. Şirket ile kamu arasında yapılan sözleşme şirketi korumak odaklı olup vazgeçmeyi imkansızlaştırıyor. Ödemeler artıp hastane bütçesi zora girdiğinde kamu personeli sayısının azaltılması ve hizmet kalitesinin düşürülmesi hakkı bile şirkete verilmiş. Ticari gizlilik adı altında Kamu özel ortaklığı sözleşmesine ulaşım engellenirken kamu ile özel arasındaki personel sayısı, ücretler, çalışma koşulları ve hizmetin kalitesi ve düzeyi konusunda bilgi edinilmesi ve karşılaştırma yapılması imkansızlaşıyor. Kâr odaklı çalışma hizmetin düzeyi, kalitesi, sağlık emekçilerinin çalışma koşullarını da belirliyor. Mesele kar olunca hastalarda müşteri olarak görülüyor. Manchester İşletme Okulu’ndan Prof. Jean Shaoul Birleşik Krallık’taki KÖO’ların “maliyet acısından büyük bir finansal felaket olduğunu” belirterek “Açık söylemek gerekirse, tam bir vurgunculuk, yurttaşların çıkarlarını bir bütün olarak gözeten rasyonel hiçbir yönetimin bunu yapmaması gerekir.”  İçerdeki felaket denebilecek sonuçlara rağmen İngiltere’nin dünyada KÖO’ları yaymaya çalışmasının nedeni, şirketlerine yani sermayeye yarar sağlama çabası olarak belirtiliyor. 

SAĞLIK İNŞAAT ŞİRKETLERİNE DEVREDİLİYOR

Hükümet, ihale yoluyla bir inşaat şirketi ile anlaşarak ona bedava hazine arazisi veriyor. Şirket hastane inşaatı için bankalardan kredi buluyor ve ödeyemezsem kefilim Türkiye devletidir diyerek devleti kefil gösteriyor. Şehir hastanelerinde sağlık bakanlığı kiracı olup inşaat şirketi mülk sahibi durumunda olduğundan, Hastane inşaatını yapan şirkete 25 yıl sağlık bakanlığı tarafında hastane kirası ve bakım parası ödemesi yapılacak.  Hastane içi ve etrafında yapılacak tüm ticari faaliyetlerin gelirleri de yine şirketin işletmecilik faaliyeti olarak karar verilmiş. AVM mantığıyla inşa edilen hastane içi ve dışında dükkan, otopark hatta seyyar satıcı alanları şirketin kira ve işletme gelirleri arasında yer alacak. Otoparkta buna dahil. Şehir hastaneleri için yapılan ilk düzenlemede şirketlerden alınacak hizmetler tarif edilirken “temel tıbbi hizmetler dışında kalan hizmetler” diye tarif edilirken sonradan yapılan düzenleme ile “ileri teknoloji ve yüksek mali kaynak gerektiren hizmetler” şeklinde ifade ile görüntüleme ve laboratuar hizmetlerin yürütülmesi ve radyasyon onkolojisi gibi ileri teknoloji ve yüksek maliyetli hizmetlerin şirketlere devri ve bu hizmetlerin şirketler tarafından Sağlık bakanlığına fatura edilmesi gibi sonuçları ortaya çıkabilir.

YASALAR ŞİRKETLER LEHİNE DEĞİŞTİRİLDİ

Şehir hastaneleri, kamu özel ortaklığı finansman yöntemiyle yapılmaktadır. İlk düzenleme, 2005 yılında 5396 sayılı “Sağlık Hizmetleri Temel Kanununa Bir Ek Madde Eklenmesi Hakkında Kanun” ile yapıldı. 2007’de, “Kamu Özel Ortaklığı Daire Başkanlığı” kurulmasına ilişkin 5683 sayılı Yasa mecliste kabul edildi. 6225 sayılı Yasayla Sağlık Bakanlığının bağlı hastanelerin TOKİ’ye devrine olanak sağlayan düzenleme, 2011 seçimlerinden önceki son oturumda kabul edildi.

KHK ile sağlık alanına düzenleme

663 sayılı KHK ile 2 Kasım 2011’de Sağlık Bakanlığının yapısını tümüyle değiştirildi. Böylece KÖO Daire Başkanlığı, yeni kurulan Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğüne bağlı bir birime dönüştürülerek sağlık bakanına da, 20 Milyon TL’ye kadar olan yatırımlara tek başına karar verme yetkisi verildi. 

KDV Muafiyeti ve 2/B arazisi tahsisi

6288 sayılı “Katma Değer Vergisi Kanunu ile Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunda ve Kamu İhale Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile, KÖO ihalelerini alan şirketlere tam KDV muafiyeti getirilmesi 2012 martında kabul edildi. 

Nisan 2012’de kabul edilen 6292 sayılı Yasa ile KÖO hastaneleri ile 2/B arazileri arasındaki bağ kuruldu. Böylece gerek gördüklerinde ormanlık alanların da kitabına uydurarak Şehir Hastanelerine tahsis edilmesinin önü açılıyor.

KÖO’nın yasal dayanağı olmadığı halde ihaleyi alan şirketlere kapatılacak hastanelerin arazilerini otel, AVM ve rezidans yapmak üzere verme vadi nedeniyle TTB’nin Etlik, Bilkent ve Elazığ şehir hastane ihalelerinin Danıştay’a açtığı dava yürütmeyi durdurma ile sonuçlanması nedeniyle yasanın iptali için Anayasa mahkemesine başvurur. Fakat 2013’te çıkarılan 6428 sayılı “Sağlık Bakanlığınca Kamu Özel İş Birliği Modeli İle Tesis Yaptırılması, Yenilenmesi ve Hizmet Alınması İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunla”, Mevcut hastane arazilerinin şirketlere devrini öngören ihale şartname ve sözleşmeleri uygulanmaz hükmü yer alırken birde şirketlerin her türlü borçlarına tamamen Hazine garantisi getirildi. 

Uyuşmazlıklarda Türkiye mahkemeleri yetkisiz

KÖO adı altında şehir hastaneleri için kullanılan kredilerde çıkan anlaşmazlıklarda “davanın Türkiye’de görülmesi” kaydı  kredi veren kuruluşların talebiyle mart 2015’te kabul edilen 6639 sayılı yasanın kabulüyle “anlaşmazlık konuları yabancı tahkime tabi olacaktır” denildi. Böylece anlaşmazlık durumunda krediyi veren kuruluşun bulunduğu ülke mahkemeleri yetkili oldu. 

ÇED raporu devre dışı bırakıldı

Çevre kanununda 100 yatak ve üzere hastane ihaleleri Çevresel Etki Değerlendirme işlemi yapılmasını şart koşarken Kasım 2014’te Resmi Gazetede yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle 500 ve üzeri yatağı olan hastaneler ÇED sürecinden çıkarıldı. Her ne kadar Mart 2016’da TTB, TBB ve TMMOB’nin açtığı dava ile yürütmenin durdurulması kararı verilse de bugüne kadar yapılan şehir hastanesi ihale ve inşaatlarında ÇED süreci işletilmemiş.   

Trabzon’a şehir hastanesi için kıyı kanununda değişiklik

Son dönemde en çok yapılan uygulamalardan biriside denizi doldurarak yeni rant alanları yaratma uygulamalarıdır. Trabzon şehir hastanesinin yine dolgu alanına yapılan stadyumun yanına yine denizi doldurarak yapılması için 7033 sayılı kanun Temmuz 2017’de yürürlüğe girdi. 

DURMAK YOK İNŞAATA DEVAM

Sözleşmesi imzalanan projeler

• Adana Şehir Hastanesi (1550 yatak)
• Ankara Bilkent Şehir Hastanesi (3660 yatak)
• Ankara Etlik Şehir Hastanesi (3566 yatak)
• Bursa Şehir Hastanesi (1355 yatak)
• Elazığ Şehir Hastanesi (1040 yatak)
• Eskişehir Şehir Hastanesi (1081 yatak)
• FTR - Psikiyatri – YGAP (Yüksek Güvenlikli Adli Psikiyatri) Hastane Paketi (2400 yatak)
• Gaziantep Şehir Hastanesi (1875 yatak)
• Isparta Şehir Hastanesi (755 yatak)
• İstanbul İkitelli Şehir Hastanesi (2680 yatak)
• İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi (2060 yatak)
• Kayseri Şehir Hastanesi (1584 yatak)
• Kocaeli Şehir Hastanesi (1180 yatak)
• Konya Şehir Hastanesi (840 yatak)
• Manisa Şehir Hastanesi (558 yatak)
• Mersin Şehir Hastanesi (1250 yatak)
• Yozgat Şehir Hastanesi (475 yatak)
• THSK ve Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Kampusü

Karar Aşamasında Olan Projeler

• Şanlıurfa Şehir Hastanesi (1700 yatak)
• Tekirdağ Şehir Hastanesi (480 yatak)

İhale Surecinde Olan Projeler

• Denizli Şehir Hastanesi (1000 yatak)
• Kutahya Şehir Hastanesi (600 yatak)
• Samsun Şehir Hastanesi (900 yatak)
* Toplamı 2400 yatak olacak 15 tane FTR, Psikiyatri ve Yüksek Güvenlikli Adli Psikiyatri Hastaneleri    

1 KOYUP 5 ALDIRAN İHALELER

Kamu özel ortaklığı ile 2 yıllık kira bedeli karşılığında hastane yapılıyor. Geriye kalan 23 yıl her yıl kâra kâr ekleyerek devam ediyor. Hastane eklentisi tesis, otopark, işletmecilik gelirleri ve % 70 doluluk garantisi nedeniyle elde edilen gelir ise katlamalı kâr olarak şirketin kasasına inecek. 6428 sayılı kanunda yapılan değişiklikle şehir hastanelerinin kiraları döner sermayeden öncelikli olarak ödenmesi, döner sermayenin yetmediği yerlerde ise Sağlık Bakanlığı bütçesinden kiranın karşılanması hükme bağlanmış. 
Şubat 2017’de Kalınma Bakanlığı tarafından “Dünyada ve Türkiye’de Kamu Özel İşbirliği Uygulamalarına İlişkin Gelişmeler Raporu 2016” isimli Kamu Özel İşbirliği Raporunda 18 Şehir Hastanesi için toplam yatırım tutarının 10.5 milyar dolar olarak belirtilirken 25 yılda ödenecek toplan kira beledilin ise 30.263 milyar dolar olacağı belirtiliyor. 

SÖZ KONUSU RANT OLUNCA GERİSİ TEFERRUAT!

Kayseri Şehir hastanesi için belirlenen arazi bataklık alanı ve bir kısmı şahıslara ait olması nedeniyle sorunlu. Elazığ Şehir hastanesi için belirlene arazinin bir kısmı Şehitlik diğer kısmı sit alanı olması. Isparta şehir hastanesinin hava kirliliğinin en çok hissedildiği alana yapılması. Konyada ülkenin ilk tohum geliştirme arazisi üzerine inşa edilmek istenen şehir hastanesinin itirazlar sonucu mezbaha ve otoyol arasına sıkıştırılması. Bilkent şehir hastanesinin dere yatağına, Bursa şehir hastanesinin ulaşımın olmadığı oto yollar arasına yapılırken Mersin şehir hastanesinin şehrin dışında yerleşim yerlerine uzak yapılması gibi sorunlar gözetildiğinde şehitlik, sit alanı demeden ormanlık, bataklık ve otoyol nereye kondursak kazanırız düşüncesiyle yapıldığı anlaşılıyor.  

Yarın: TTB, SES ve çalışanlar ne diyor?

Son Düzenlenme Tarihi: 08 Ocak 2018 18:53
www.evrensel.net