Cumhuriyet Gazetesi davası bugün: Somut gerekçe yok

Cumhuriyet Gazetesi davası bugün: Somut gerekçe yok

Cumhuriyet gazetesi çalışanları bugün hakim karşısına çıkıyor. Evrensel'e konuşan Avukat Abbas Yalçın: Somut gerekçe olmamasına 14 aydır tutuklular.

Meltem AKYOL
İstanbul

Cumhuriyet gazetesi yazar ve yöneticilerinin yargılandığı ve gazetenin yayın politikasının suçlama konusu edildiği davanın beşinci duruşması öncesi Evrensel'e konuşan Avukat Abbas Yalçın, bu dava ile ilk kez bir gazetenin yayın çizgisinin soruşturma konusu edildiğini söyledi. Dosyada çok sayıda eksik olduğunu ve bu eksiklerle mütalaa açıklanamayacağını vurgulayan Yalçın, Cumhuriyet çalışanlarının somut bir gerekçe olmaksızın 14 aydır tutuklu olduğuna vurgu yaptı.  

DAVADAKİ BU EKSİKLERLE MÜTALAA VERİLEMEZ

“FETÖ/PDY ve PKK/KCK örgütlerine üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” iddialarıyla ile yargılanan 4’ü tutuklu 18 Cumhuriyet gazetesi çalışanı bugün ve yarın görülecek beşinci durulmada hakim karşısına çıkacak. Gazetenin Avukatlarından Abbas Yalçın, Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi 27. Ağır Ceza Mahkemesinde görülecek duruşmada neler olacağını anlattı. Yalçın, “Bu celse Mehmet Faraç, Leyla Tavşanoğlu ve Doğan Satmış dinlenecek. Emre İper’in raporu henüz gelmedi. Ayrıca Ankara’da satılan gayrimenkule ilişkin beklenen bilirkişi raporu da gelmedi henüz. Yine soruşturma aşamasında el konulan bir kısım dijital delillerin de incelemesi henüz tamamlanmadı” dedi. 

Tüm bu eksikler nedeniyle bu duruşmada savcının mütalaa vermesinin zor olduğunu söyleyen Yalçın devamında şöyle konuştu: “Ayrıca mahkeme savcıya tevsi tahkikat (Soruşturmanın genişletilmesi yani incelenecek, getirilecek , araştırılacak başkaca bir hususa ilişkin) talebi yok ise mütalaa sunması istendi. Bu eksikliklerle mütalaa veremeyeceğini düşünüyoruz. Ama tabii MİT TIR’ları davasında olduğu gibi savcılarımız “şak” diye mütalaa sunabiliyorlar.”

TUTUKLULUK GEREKÇESİNİN GERÇEKLE BAĞI YOK

Davada bugüne kadar yaşanan gelişmelere ilişkin de değerlendirme yapan Yalçın, şunları söyledi: “5 gün süren ilk duruşmada yapılan tüm savunmalar iddianameyi ve davayı çökertti. Hayal ürünü/safsatadan ibaret iddiaların hiçbir gerçekliği olmadığı da anlaşıldı. Ancak temmuzdaki 7 tahliyeden sonra 4 arkadaşımız hâlâ tutuklu. Tutukluluğun devamına ilişkin gerekçenin de gerçeklikle bir bağı yok. Akın Atalay yurt dışından kendi isteği ile geldi. Diğer arkadaşlar evlerinden alındı. Kimsenin kaçma şüphesi de, delil karartması da mümkün değil. Tüm deliller dosyada. İncelemesi tamamlanmayan dijitaller de dahil. Akın, Emre, Murat ve Ahmet kaçacakmış? Delil karartacakmış? Tanıkları etkileyecekmiş? Nasıl peki; buna dair tek bir somut veri sunulmadı ama 14 aydır tutuklular.”

HUKUKSUZLUKLAR SAYMAKLA BİTMEZ

Bu dava ile ilk kez bir gazetenin yayın çizginin tartışıldığını söyleyen Avukat Yalçın, “Gazeteye çuvallarla para gelmiş. FETÖ gazetemizi ele geçirmiş? Bunun önündeki tek engel de duruşmada hayretle izlediğimiz Rıza Zelyut ile Alev Coşkun’muş! İlk kez bir gazetenin yayın çizgisi tartışılır oldu? Bu iddianın en önemli tanıklarından Alev Coşkun kendinden menkul birinci sayfa tahayyüllerini (Şu haber birinci sayfada olamaz, bu haber iç sayfada olur gibi) anlatıp durdu.  Rıza Zelyut’un Türkiye’nin en muhteşem gazetecisi olduğunu öğrenmiş olduk bu dava ile. İlk kez bir insanın 5 yaşındaki çocuğuna, 30 yıl önce boşandığı 2 önceki eşine varana kadar inceleme yapılmıştır herhalde... Kendisi FETÖ sanığı olan, 2 kez müebbetle yargılanan ve suçlamaları arasında “Delil karartmak”, “Delil uydurmak” olan bir savcı sadece bu soruşturmayı yürütmek ve iddianameyi hazırlamak için dosyaya atandı, yürüttü, iddianamesini yazdı, kendisi imzalamadı ama, ve başka bir büroya atandı.

Telefonunda ByLock programı olmadığı halde, ki emniyetin kendi hazırladığı rapor da bu hususu teyit ediyor, Emre İper hakkında iddianame hazırlayan savcı gerçeğe aykırı bir şekilde “Telefonuna ByLock yükleyerek sisteme dahil olduğundan” diyerek Emre’yi örgüt üyeliği ile suçladı. Dosyaya iki defa biz rapor sunduk, iki defa mahkemede bilirkişiyi kendi tanığımız olarak dinlettik, telefonda ByLock olmadığını açıkça söylediler ama mahkemenin bilirkişisi 3 aydır bir telefonun içine bakamadı, raporunu sunmadı. Sayacak çok şey var belki de ama ilk akla gelenler bile yeter...” diye konuştu. 

AİHM 1-2 AY İÇİNDE KARAR VERECEKTİR

Türkiye'deki dava dışında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde de (AİHM) bir sürecin işlediğinin altını çizen Abbas Yalçın, hükümetin geçtiğimiz ay AİHM’ye savunma gönderdiğini hatırlattı. Hükümet tarafından gönderilen savunmada yine yapılan haberlerin delil olarak gösterildiğini söyleyen Yalçın, “Bunun yanında dosyaya sunulan MASAK raporları, HTS kayıtları vs. gibi şeyleri de delil olarak sıralamış. Ancak bunların hiçbirisinin delil değeri olmadığı da ortada. AİHM’de artık dilekçeler aşaması bitti. Hükümetin cevabına karşılık biz de cevaplarımızı sunduk. Tahmini olarak 1-2 ay içerisinde kararını verecektir” dedi.
Abbas Yalçın, AİHM’nin yapılan tüm gazeteci başvuru dosyalarını, Atilla Taş, Altan kardeşler, Cumhuriyet davası, birleştirerek karar vermesinin de olası olduğunun altını çizdi. 


ULUSLARARASI BASIN ENSTİTÜSÜ: BU BÜYÜK AYIP TARİHE GEÇECEK

Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Yönetim Kurulu, Cumhuriyet davasının bugün görülecek duruşması öncesi tutuklu gazetecilerin tahliye edilmesi çağrısında bulundu. 

Cumhuriyet davasını kınayan IPI’nın açıklamasında, “Cumhuriyet’te bugün veya geçmişte görev yapan 18 gazeteci, yönetici ve çalışanın gazete yönetimini ele geçirerek terör örgütlerini desteklemek ve demokrasiyi yıkmakla suçlanmaları mantık dışıdır” denildi. 

‘SUÇLAMALAR ABES’

Cumhuriyet’in haberine göre açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Hükümetin siyasetlerini eleştiren veya mercek altına alan haber ve yorumların; iktidarın 15 Temmuz darbe girişiminin arkasında olmakla suçladığı ve Cumhuriyet’in de sert ve istikrarlı bir biçimde eleştirdiği ABD merkezli Fethullah Gülen liderliğindeki harekete yardım amaçlı olduğu yolundaki suçlamalar abestir. Sanıkların aynı anda hem yasadışı Kürt ve solcu militan gruplara, hem de Gülencilere yardım etmeye çalıştığı iddiaları da aynı şekilde abestir.

Bazı ByLock kullanıcıları gazetecilere SMS göndermiş, gazeteciler bunlara cevap vermemesine karşın yetkililer iki taraf arasında bu tek taraflı iletişim üzerinden müphem bir bağlantı kurmaya çalışmıştır. Yetkililerin çok önceden karar verdikleri anlaşılan suçlamaları güçlendirmek için soruşturmada kullandıkları bu yöntem yüz kızartıcıdır” 

IPI Yönetim Kurulu Üyesi de olan Kadri Gürsel ile IPI üyeleri Murat Sabuncu ve Ahmet Şık’ın Cumhuriyet davası kapsamında yargılanmakta oldukları anımsatılan açıklamada, “Hem Sabuncu hem de Şık 2016 sonundan beri, ‘delil karartma’ riski gerekçe gösterilerek hapiste tutuluyor. Karartılabileceği iddia edilen deliller, aylar ve hatta yıllar önce yayınlamış oldukları haberler veya yorumlar... Bu saygın gazetecilerin ve daha onlarcısının uzadıkça uzayan tutukluluğu, hüküm giymeksizin cezalandırıldıklarına ve insan haklarına saygı ve hukukun üstünlüğü ilkelerinden belirgin bir ayrılışa işaret ediyor” ifadesi kullanıldı. 

İNSANİ DEĞERLERE AYKIRI

Davanın, “Cumhuriyet’i susturmayı, siyasi iktidarın hoş karşılamadığı haber ve eleştirileri yayınlamaya cesaret eden diğerlerine bir mesaj göndermeyi amaçladığı” vurgulanan açıklamada, “Bu tutum bütünüyle kabul edilemezdir ve aynı zamanda adalet ve iyi yönetim anlayışı ile insani değerlere zıttır. Türkiye hükümetini meslektaşlarımızı serbest bırakmaya ve davayı düşürmeye, mesleklerini yaptıkları için hapis tehdidiyle karşı karşıya olan diğer gazetecileri salıvermek üzere benzer adımlar atmaya, bilgi edinme ve paylaşma hakkına yönelik sistematik baskıya bir son vermeye çağırıyoruz” dendi.


ULUSLARARASI PEN’DEN CUMHURİYET DAVASINA ÇAĞRI

Cumhuriyet çalışanı 17 kişinin yargılandığı dava için Uluslararası PEN, Türkiye PEN, Belçika/Flanders PEN, İsviçre-İtalyan, Retho-romash PEN, SuisseRomand PEN ve daha birçok ifade özgürlüğü kuruluşu, dava için acil çağrı yaptı.

Uluslararası PEN ve PEN Belçika/Flanders PEN’den temsilciler, 2 gün boyunca devam edecek davaya gözlemci olarak katılacaklarını duyurdu. Davanın sosyal medyada görünür olması için de çağrı yapılan açıklamada #GazetecilikSuçDeğildir etiketiyle davaya ilişkin gelişmelerin Twitter hesaplarından paylaşılacağı vurgulandı. (MEDYA SERVİSİ)

Son Düzenlenme Tarihi: 25 Aralık 2017 06:09
www.evrensel.net