İhale anahtar teslim işçi kadro dışı!

İhale anahtar teslim işçi kadro dışı!

Sendika Uzmanı Onur Bakır, Maliye Bakanı Naci Ağbal'ın Meclis'teki taşeron işçilere düzenleme açıklamalarına ilişkin yazdı.

Onur BAKIR
Sendika Uzmanı 

Maliye Bakanı Naci Ağbal, 20 Aralık 2017 tarihinde Mecliste yaptığı konuşma sırasında taşeron işçilere ilişkin düzenlemenin yılbaşından önce KHK ile yapılacağı mesajını verdi. Ağbal, düzenlemenin “Personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı” çerçevesinde çalıştırılan taşeron işçileri kapsayacağını da söyledi. Hizmet alımı ihalelerinde personel gideri yüzde 70’in altında ise, ihale, “Personel çalıştırılmasına dayalı ihale” sayılmıyor. Bu yüzden yemekhane, çağrı merkezi, araçlı çöp toplama başta olmak üzere personel giderinin yüzde 70’in altında düşebildiği birçok farklı hizmet alımında çalıştırılan taşeron işçiler dışarıda kalıyor. 

Ancak sorun bununla sınırlı değil. Bir de yasal olarak taşeron işçi sayılmayan, ancak aslında taşeron işçi olan çok sayıda işçi var! Ağırlıkla anahtar teslim “yapım işi” ihalelerinde çalıştırılan bu işçiler, “Personel çalıştırılmasına dayalı” ihale kapsamına girmedikleri gibi, yasal anlamda taşeron işçi de kabul edilmiyor. Taşeron işçilerle ilgili yasal düzenlemede “Personel çalıştırılmasına dayalı hizmet ihalesi” şartı arandığı takdirde, bu şekilde çalıştırılan çok sayıda işçi, kapsama girmeyecek, kamuya alınmayacak. 

KARAYOLLARI ÖRNEĞİ

Karayolları Genel Müdürlüğünde üst üste çıkan muvazaa kararlarının ardından, Karayolları “anahtar teslim” ihalelere yöneldi. Karayolları tarafından yürütülen asli ve sürekli hizmetler, kağıt üzerinde parçalanarak anahtar teslim yapım işi olarak gösterildi. Böylece bu ihalelerde çalışan işçiler, İş Yasası’na göre alt işveren (taşeron) işçisi sayılmayacak, muvazaa davası açıp, Karayollarının işçisi olduklarını ispatlayamayacaklardı. Esasında Karayolları kamu ihale mevzuatının nimetlerinden yararlanarak İş Yasası’nın arkasından dolandı, bir tür muvazaaya (hileye) başvurdu. İş parçalanıp, bölünüp bölge müdürlükleri üzerinden peyderpey ihale edilirken, olan işçiye oldu! 

TAŞERON SAYILMAYAN TAŞERON İŞÇİLER

Sonuçta kara yollarında aynı işi yapan üç farklı işçi grubu ortaya çıktı: Kadrolu işçi, taşeron işçi, taşeron işçi sayılmayan müteahhit (yüklenici) işçisi. Muvazaa davalarının sonucu olarak taşeron işçiler, kadroya geçirildi. Ancak taşeron işçi sayılmayan ve anahtar teslim ihalelerde çalışan işçiler, dışarıda kaldı. Sayıları binlerle ifade edilen bu işçiler; yol yapıyor, yol onarıyor, yol açıyor; yani kara yollarının asli ve sürekli işlerini ifa ediyor. Bu işçiler, kadroya alınan taşeron işçilerin dün yaptıkları işi, bugün yapmayı sürdürüyor. Dolayısıyla kadroya alınmayı, sonuna kadar hak ediyor.

Ancak bu işçiler, yasal anlamda taşeron işçi bile sayılmadıkları gibi, “Personel çalıştırılmasına dayalı ihale” kapsamına da girmiyor. Bu koşullar arandığı takdirde de özünde taşeron işçi olan binlerce kara yolu işçisine kadro yolu kapanıyor…

KANALİZASYONDA ÇALIŞANA KADRO YOK!

Kara yollarının açtığı yoldan çok sayıda kamu kurum ve kuruluşu yürüdü. Muvazaa davalarından kurtulmak ve taşeron işçilere yönelik yasal sorumluluklarından kurtulmak isteyen kurumlar, asıl ve sürekli işlerini, anahtar teslim iş gösterip, daha çok yapım ihalesi açmaya başladı. Örneğin Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresinin (ASKİ) kontrol, arıza, bakım ve oranım gibi işlerini yapan işçiler, anahtar teslim yapım ihalelerinde gözüküyor. Esasında bu iş “yapım işi” olmadığı gibi “anahtar teslim işi” de değil. Ancak ihale böyle yapılıyor. Dolayısıyla bu işçiler kapsam dışı kalıyor. Lağım sularının içinde kanalizasyon temizleyen, onaran, en pis, en zor işlerden birini yapan işçiler, sırf ihaleleri farklı diye dışarıda bırakılıyor. Benzer biçimde belediyelerin birçok süreklilik arz eden işi, anahtar teslim yapım işi olarak gösterildiği için, bu işlerde çalıştırılan işçiler de kapsam dışına düşüyor.

NE KADROLU, NE TAŞERON İŞÇİLER 

Kamuda bir de ne kadrolu işçi ne de taşeron işçi olan işçiler var. Örneğin devlet okulları ve anaokullarında yılın 9-10 ayı, iş sözleşmesi ile çalıştırılan, sözleşmesini Milli Eğitim Bakanlığı ile değil okullarla (müdürlükler ya da okul aile birlikleri) yapan binlerce işçi mevcut. Bu işçiler 657 4-D kapsamında kadrolu işçi sayılmıyor, kadrolu Bakanlık işçilerinin haklarından yararlanamıyor ancak taşeron şirket üzerinden çalışmadıkları için taşeron işçisi de kabul edilmiyor. Okullarda taşeron işçi olarak çalışanların kadroya alınması yönünde hazırlıklar yapılırken, bu işçiler dikkate alınmıyor. 

Bir diğer grup ise Toplum Yararına Çalışma Programlarında çalıştırılan işçiler. Bu işçiler de ne kadrolu, ne de taşeron işçi ancak kamuda çalışıyorlar. Ancak bu işçiler de kapsamda görünmüyor. Listeyi uzatmak mümkün. Kamuda çalışan çok farklı işçi grubu var ve bu işçiler, kamunun kadrolu işçisi olmak istiyor. 

MADEN İŞÇİLERİNİN BİR KISMI DA DIŞARIDA

KİT’lerde çalışan işçilerin durumu belirsizliğini koruyor. Hükümet KİT’lerdeki taşeron işçilerin kapsama alınmasına sıcak bakmasa da, bazı haberlere göre KİT’lerdeki taşeron işçiler de kapsama alınacak. Bununla birlikte KİT’lerde çalışan ancak mal veya yapım ihalesi ile çalıştıkları için taşeron işçi sayılmayan işçiler de var. Örneğin maden işletmelerinde (TTK, TKİ, Eti Maden) madencilik faaliyetinin ayrılmaz parçası olan ve süreklilik arz eden bazı işler, anahtar teslim işi olarak gösterilerek mal veya yapım işi olarak ihale ediliyor. Dolayısıyla bu işlerde çalışan işçiler taşeron işçi sayılmıyor ve olası bir kadronun kapsamına girmiyor. Madenlerle ilgili bir diğer sorun da “rödovans” sözleşmeleri. Rödovans sözleşmeleri ile maden saha ve ocaklarının işletilmesi ihale ediliyor. Ancak bu ihaleleri alan şirketler taşeron şirket, çalıştırdıkları işçiler de taşeron işçi sayılmıyor. Kamuya ait madenlerde kamuya satılmak üzere kömür çıkaran binlerce maden işçisi, sırf bu nedenle kadro hakkından yoksun kalıyor. 

KHK DEĞİL HERKESİ KAPSAYAN YASA! 

Sonuç olarak, “Personel çalıştırılmasına dayalı hizmet alımı ihalesi” şartında ısrar etmek, çok sayıda taşeron işçinin dışarıda kalmasına yol açacak. Düzenleme KHK ile yapılır ve bu şart konursa, kadro hakkından yoksun kalacak işçilerin durumu tartışma ve düzeltme olanağı olmayacak. İşte tam da bu yüzden düzenleme KHK ile yapılmamalı, hazırlanan tasarı Mecliste görüşülmelidir. Hiçbir şart ve koşul aranmamalı, ihale türüne bakılmamalı, kamuda çalışan ancak kadrolu olmayan tüm işçileri kapsayacak bir düzenlemeye gidilmelidir. Kamu kurum ve kuruluşları, kendi faaliyetlerini kendi kadrolu işçileri ile yapmalıdır. Kamunun başına bela olan taşeron sisteminden kurtulmak; taşeronlaştırma hapishanesine mahkum edilen işçileri kurtarmak ancak bu şekilde mümkündür!

www.evrensel.net
ETİKETLER İZSU