"Son bakıştaki o gözler..."

"Son bakıştaki o gözler..."

37 senedir Erdal Eren’i anıyoruz. Onu anmak demek, bizim için onun mücadelesini anlamaktan geçiyor.

37 yıl geçmiş üzerinden. Ama unutturamamışlar ne yapmışlarsa. 17 yaşında yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren bu ülkenin mücadele geleneğinin en önemli sembollerinden biri oldu her zaman. Faşizmin en karanlık günlerinde, içinde yeni bir dünyayı kurma özlemi taşıyan bir gencin inancı ve kararlılığı sonraki nesillere hep örnek oldu. Sezen Aksu’nun şarkısında  söylediği gibi “Son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda.” Erdal’ın yaşamı hep örnek oldu, onun gibi dünyayı değiştirmek isteyen ve mücadelesine omuz veren gençlere.

ERDAL’I ANMAK, MÜCADELESİNİ ANLAMAKTAN GEÇER

37 senedir Erdal Eren’i anıyoruz. Onu anmak demek, bizim için onun mücadelesini anlamaktan geçiyor. Erdal Eren bir meslek lisesi öğrencisiydi. Geleceğin işçisiydi, kendi geleceğini işçi sınıfının kurtuluşuna bağlamış bir gençti; yani bir komünistti aynı zamanda. O gün faşizme karşı, emperyalist kapitalizme karşı gençliğin ve halkın birleşik, örgütlü gücünün açığa çıkması için mücadele ediyordu. İşçi sınıfının partisinin saflarında örgütlenmişti ve özgürlüklerin dünyasının ancak işçi sınıfının mücadelesi ile kurulabileceğini savunuyordu. Deniz Gezmiş ve yoldaşlarının idam sehpalarında haykırdığı “Marksizm-Leninizm” ideolojisinin kılavuzluğuna inanıyordu. İdam sehpasına kendisi getirildiğinde de düşüncelerinde  en ufak bir kararsızlık gözetmeksizin bir tutum sergilemişti. Aramızdan ayrıldığı günden beridir de hep 17 yaşında bir genç olarak Erdal; gençliğin parasız, bilimsel, demokratik eğitim mücadelesinde; savaşsız, sömürüsüz bir dünyayı kurma mücadelesinde yaşıyor. Her zaman da yaşayacak ve aramızda olmaya bizlere güç vermeye devam edecek, tıpkı diğer kaybettiğimiz yoldaşlar gibi.

BUGÜN ERDAL OLMAK İŞÇİ SINIFINA BAĞLANMAKTIR !

Erdal’ın mücadelesi bizim için bir anıdan ibaret değil. Erdal’ın o dönem verdiği mücadeleyi bugün kendi mücadelemizle birleştiremezsek onu hakkıyla anmış ve anlamış olamayız. Bugün Deniz olmak, Erdal olmak demek; gençliğin kendi talepleri etrafında sürdürdüğü mücadeleyi büyütmek ve yeni bir dünyayı kurma mücadelesiyle, yani işçi sınıfının kurtuluşu mücadelesiyle birleştirmek demektir. İşçi sınıfına, onun ideolojisine ve partisine bağlanmaktır. Erdal’ın cesaretini, kararlılığını, militanlığını kendi okuluna, işyerine, mahallesine taşımaktır. İnsanlığın gerçek kurtuluşu olan ve yüz sene önce Rus işçi sınıfının attığı adımla “emperyalist kapitalizmde gedik açan” sosyalist bilince bağlanmak, onun güncelliğini savunmaktır. Devrim ve sosyalizm için, bir plana bağlı örgütlü bir mücadele içinde herşeyini ortaya koymaktır. Bugün bizler 37.kez Erdal’ı anıyoruz. Bugün onun anısını, mücadelesini, Erdal’ın yoldaşı olmaya yakışır biçimde ortaya koymak; kapitalizmin adaletsiz ve eşitsiz düzeninden şikayet eden ve onun değişmesini, yerine de eşit ve özgür bir dünya kurmayı isteyen her gencin görevidir. 

www.evrensel.net