“Ekim Devrimi sömürüsüz bir dünyaya açılan kapıyı araladı"

“Ekim Devrimi sömürüsüz bir dünyaya açılan kapıyı araladı"

"Bugün gençliğin Ekim Devrimi’nin ışık tutuğu yolda mücadele vermesi ve sosyalist bir iktidarın olması için mücadele etmesi gerekir.”

Ekim Devrimi’nin 100.yılı vesilesiyle Türkiye’nin birçok yerinde etkinlikler, söyleşiler ve tartışmalar düzenleyen Emek Partisi ve Emek Gençliği, 17 Aralık’ta Bostancı Gösteri Merkezi’nde “Sosyalizm geçmiş değil, gelecek” şiarıyla düzenleyeceği şenlik ile Ekim Devrimi’nin bizlere bıraktığı mirası kutlayacak. Şenlik öncesinde bizler de Emek Gençliği İstanbul İl Yönetici Deniz Tezel ile Ekim Devrimi’nin bugün açısından önemini konuştuk.

Ekim Devrimi bu yıl 100. yaşında. Emek Gençliği de “Sosyalizm Geçmiş Değil, Gelecek” sloganıyla pek çok etkinlik gerçekleştiriyor. Öncelikle neden geçmiş değil gelecek?

Ekim Devrimi’ni yaratan koşullara baktığımızda bu koşulların bugün de hâlâ güncel ve yakıcı olduğunu görüyoruz. Bugün kapitalist sistem bir kesimin amansızca sömürülmesini ve yoksullaşmasını arttırırken, giderek bütün zenginliği azınlık olan bir kesimin elinde biriktiriyor. Baktığımızda halkın büyük bir bölümü yoksulluk ve yoksunluk içerisinde fakirleşirken, kölece çalışma koşullarına mahkum bırakılırken bir kesimin bütün zenginliği elinde topladığını görebiliyoruz. Kapitalizmde sosyalizmi doğuran koşullara baktığımızda onun ekonomik temeli açısından kendi çelişkilerinin hâlâ var olduğunu, kapitalizmin kendi yapısı gereği krizlere gebe olduğunu görebiliyoruz. Bu krizleri bugün de farklı yöntemlerle aşmaya çalışıyor. Farklı yerlerde savaşla, farklı ülkelerde kendi yönetimlerini korumak için daha gerici ve baskıcı iktidar biçimlerine, modellerine başvurarak kendi yönetimini korumaya çalışıyor ama esas öz itibari ile bugün Ekim Devrimi’ni yaratan koşullar hâlâ güncelliğini koruyor. Ekim Devrimi bize bu koşulların ilelebet sürecek koşullar olmadığını ve bir buzun kırılabileceğini gösterdi. O yüzden Ekim Devrimi aslında bir yenilgi değil, bir zaferdi diyebiliyoruz. Çünkü Ekim Devrimi bir tarafın sömürdüğü, bir tarafın sömürüldüğü bir düzenden başka bir düzenin var olabileceğini bize gösterdi. Bugün bunun koşullar hâlâ mevcut. Bu yüzden biz “Sosyalizm geçmiş değil, gelecek” diyoruz.

Sovyetler Birliği’nin yıkılmasıyla birlikte “Sosyalizm denendi ama olmadı. Artık işçi sınıfı diye bir sınıf kalmadı, değişti.” gibi çeşitli söylemler atıldı ortaya. Buna dair Emek Gençliği neler söylüyor?

Burada burjuvazinin sistemli olarak yürüttüğü bir propaganda var. Bunu filmleriyle, dizileriyle, reklamlarıyla, farklı kültürel alanlarda sürekli dile getiriyor. Bunun üzerinden bir propaganda yürütüyor artık işçi sınıfının olmadığına dair. Ama Çarlık’ta bir devrim gerçekleştiğinde tüm dünyada 150 milyon işçi varken bugün 4 milyar işçi var. Ve hiçbir somut veri aslında işçi sınıfının yok olduğunu bize göstermiyor. Aksine veriler, tüm dünyada yaratılan zenginliğin daha az bir kesimin elinde biriktiği ve bu üretim araçlarına sahip olan kişiler için çalışanların arttığını gösteriyor.

“SOVYETLER, GENÇLERİN HER ALANDA GELİŞİMİNİ GARANTİ ALTINA ALMIŞTIR”

İşçi sınıfının iktidarında olan bir ülke gençlere nasıl bir yaşam sunmuştur? Bugünün Türkiye’sinde yaşayan gençler için sosyalizm bir ütopya mıdır?

Bugün Türkiye gençliğine baktığımızda gençliğin aslında ilkokul sıralarından başlayarak kendi sıra arkadaşlarıyla rekabete sokulduğu bir durumu görüyoruz. Geleceğini bir nebze daha garanti altına almak için sürekli kendi sıra arkadaşlarıyla bir yarış içine sokulduğu, gençliğe bireyciliğin dayatıldığı kendi bireysel olarak kurtuluşunun dayatıldığı bir durumu görüyoruz. Ama gerçek tabloya baktığımızda bugün ülkenin en seçkin, en iyi okullarında, en iyi bölümlerde okuyan gençlerin bile tamamının birer patron ya da bir yönetici olamadığı gibi

bir durum var. Bunun yanı sıra ülkedeki eğitimin durumuna baktığımızda birçok üniversiteden mezun olan genç, işsiz kalıyor ya da farklı alanlarda çalışmak zorunda kalıyor. Ayrıca tercih yaparken de aslında istediği alanlarda değil zorunlu olarak hangi meslekte daha rahat bir gelecek kurabileceğini düşünüyor, ilgili olmasa bile o alana mecbur kalıyor.

GENÇLERİN DE YÖNETTİĞİ BİR DÜNYA

Sovyetlerdeki eğitim modelleri ise gençlerin sadece bir alanda yoğunlaşmasını ve bu alanda kendini geliştirmesini değil, çok yönlü gelişimini garanti altına alan, farklı sanat eğitimlerinin müfredatta zorunlu olmasıyla birlikte farklı spor branşlarının da zorunlu olarak ilgilenmesini garanti altına almıştır. Sadece eğitim alanında değil, gençlerin farklı alanlarda da çok yönlü gelişimini garanti altına almıştır Sovyetler. Örneğin politeknik eğitimle gençlerin sadece endüstride değil, endüstrinin bir sürü koluna dair bilgi edinmesini sağlamıştır. Ve bunun yanı sıra kapitalizmin istihdamın dışında bıraktığı işsizler ordusunun karşısında sosyalizm, halkın tamamını sanayinin içine üretim sürecinin içine katmıştır. Bu hem Sovyetlerde artan refah düzeyini beraberinde getirmiş hem de gençlerin kendi geleceğinin garanti altında olduğunu düşünerek geleceğe umutla bakmalarını sağlamıştır. Ayrıca siyasal alanda gençliğin halk meclislerinde siyasetin bütün yetki ve karar mekanizmalarına katılmalarını sağlamıştır. Bugünkü tartışmalarda da gençler 18 yaşında milletvekili olabilir diyorlar. Bugün sadece bir grup zenginin ya da siyasetçilerin çocukları seçilme hakkına sahipken Sovyetlerde gençler bütün alanlarda meclisler üzerinden yönetimin bütün mekanizmalarına katılabilme şansı bulmuştur.

“İNSANLIĞIN EN İLERİ BİRİKİMİNİ SAVUNMALIYIZ”

Ekim Devrimi bugünün yani 2017 yılının gençliğine ne diyor? Bugün sosyalizm böylesi bir ihtiyaçken, burada gençlik nasıl bir rol oynamalı?

Ekim Devrimi’ne gelene kadar toplumlar tarihinde birçok devrim yaşandı. Ama Ekim Devrimi’nde hepsinden farklı olarak çoğunluk olan sınıf tarihte ilk kez iktidara geldi. Bizim bu çoğunluk olan sınıf mücadelesini vermemiz için, çoğunluğun iktidar için mücadele etmesi gerekir. Bugün gençlerin kapitalizmin dayattığı bireyciliğe, açlığa, yoksulluğa, sefalete, yolsuzluklara karşı Ekim Devrimi’nin açtığı yolda insanlığın en ileri birikimini savunması gerekir. Bugün gençliğin Ekim Devrimi’nin ışık tutuğu yolda mücadele vermesi ve sosyalist bir iktidarın olması için mücadele etmesi gerekir. Ekim Devrimi’nin bize söylediği bir şey var. Ülkemizde kendisini komünist olarak nitelendiren kişilere karşı boş hayalciler, bir hayalin peşinden gidiyorlar, iyi niyetli insanlar gibi bakılıyor.

Ekim Devrimi bize şunu gösterdi aslında. Eşit ve özgür bir dünya mümkün. Ekim Devrimi sınıfsız ve sömürüsüz bir dünyaya giden yolun kapısını araladı. Tüm bu mücadelelerin, daha iyi bir dünya için mücadelesinin aslında boşa olmadığı söylüyor.

“17 ARALIK’TA BOSTANCI GÖSTERİ MERKEZİ’NDEYİZ”

Türkiye’nin birçok yerinde, aynı zamanda Emek Partisi İstanbul İl örgütü olarak 17 Aralıkta’ta bir Ekim Devrimi şenliği düzenliyorsunuz. Gençler bu şenliğe neden katılmalı?

Evet bu bir şenlik, konser etkinliği fakat burada toplanmanın aslında fikrî bir yönü de var. Etkinliğimiz sosyalizmi tekrardan tartışmanın bu çoğunluğun sosyalizmi tartışmasının da bir vesilesi. Bu kadar kişinin ülkenin farklı yerlerinde en büyük toplantı salonlarında, en büyük gösteri merkezlerinde sosyalizmi en fazla kişiyle tartışmanın bir vesilesi aynı zamanda. Burada sosyalizm mücadelesini hep bir ağızdan tekrardan haykırmanın bir vesilesi aslında bizim için. Marx’ın Komünist Manifesto’da söylediği gibi: “Komünistler niyetlerini söylemekten çekinmezler. ” Biz de diyoruz ki niyetimizi söylemekten çekinmiyoruz. İnsanın insanca yaşayabilmesi, insana yaraşır bir biçimde yaşayabilmesi için sosyalizm mücadelesini sürdüreceğimizi tekrardan ilan etmek için gençler bu etkinliğe katılmalı, etkinliğin böyle bir önemi var.

“ANTİ-EMPERYALİZMİN SAVUNUCUSU BİZLERİZ”

Son dönemdeki gelişmelere baktığımızda AKP, gerek Reza Zarrab davasında gerekse Ortadoğu politikasında “anti-emperyalist” olduğunu iddia ederek çeşitli söylemlerde bulunuyor. AKP’nin bu “anti-emperyalizm” iddiası hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Bugün AKP’nin “anti-emperyalizm, yerli ve millilik” diye söylediği şey aslında onların kendi iktidarlarını korumanın; arkalarındaki sermaye odaklarının iktidarını korumanın demogojik bir yolu. Sıkıştıklarında ayakkabı kutularında çalınan milyon dolarları gizlemek için yerli ve milli söylemini kullanıyorlar. Bu söylemle bugün, halkı kendi iktidarlarının arkasında yedeklemeye, iktidarlarının arkasında tutmanın aslında bir memleket meselesi olduğuna ikna etmeye çalışıyorlar. Yerli ve milli söylemleri, başı sıkıştığında sanki Amerikan emperyalizmine karşıymış gibi tutumları boş laftan öteye gitmiyor. AKP’nin iktidarı boyunca izlediği politikalara baktığımızda Türkiye’yi siyasi, askeri, ya da ekonomik açıdan tamamen emperyalizme göbekten bağlı bir konuma getirmiştir. Emperyalizmin bölgede ileri karakolu olmak için bütün hamleleri yapmaya çalışıyor. Ortadoğu’da halkların arasındaki savaşı körüklemeye çalışıyor. Burada kendisine ayrıca bir pay almaya çalışıyor.

Tüm bunlara baktığımızda AKP’nin anti-emperyalizm demogojisinin bir yalandan ibaret olduğunu görebiliyoruz. Ama anti-emperyalizm mücadelesinin geçmişten beri gelen bir mücadele olduğunu söylüyoruz. Deniz Gezmişlerden başlayarak, 6.Filo’ya karşı eylemlerden, ya da Erdal Eren’in 17 yaşında genç komünist bir militan olarak emperyalizme, kapitalizme karşı insanca yaşanacak bir gelecek için verdiği mücadeleden bugüne kadar Emek Gençliği anti-empeyalist mücadeleyi savunuyor. Anti-emperyalist mücadele; farklı çıkarlar gözetmeden, emperyalizmle tüm ilişkilerin kesilmesi ve tam bağımsız bir ülke olabilmek için kendi politikalarını üretmeyi gerektirir. Bunun savunucusunun Emek Gençliği olduğunu söylüyoruz.

www.evrensel.net