Nitelikli eğitim,  nitelikli birey

Nitelikli eğitim, nitelikli birey

Eğitime ayrılan bütçe her yıl daha da azalırken, bilimsel eğitime yapılan yatırım bu bütçe içerisindeki yerini hızla kaybetmektedir.

Eğitim Fakültesi öğrencileri
Yıldız Teknik Üniversitesi

Her bireyin hafızada tutma, algılama, çözümleme becerileri birbirinden farklıdır. Kimi görerek kimi duyarak kimi dokunarak daha iyi öğrenir. Örneğin işitsel öğrenciler öğrenirken konuşmayı dinlemekten ve dinlenilmekten hoşlanırlar. Görsel öğrenciler bilgiyi resimler, haritalar vb. materyaller yardımıyla kavrarlar. Tüm bunların dışında öğrenme becerisi yaşa, gelişim düzeyine, bireysel ve çevresel faktörlere göre değişiklik gösterir; Gardner’ın çoklu öğrenme kuramı da bu temele dayanır.


EĞİTİM PROGRAMI YENİ ÖĞRENME BİÇİMLERİNE AÇIK OLMALI

Aynı zamanda her insanın maksimum seviyeye ulaşmayı bekleyen bazı gizli yetenekleri vardır. Bu gizli yetenekler belli kritik dönmelerde bir takım öğrenme ortamlarında eğitim yoluyla açığa çıkarılır. En basit haliyle bu durum, eğitim dedigimiz süreçte karşılanması gereken en temel beklentidir. Bu nedenle hazırlanan eğitim programı mutlaka farklı zeka alanlarına hitap etmeli, yeni öğrenme biçimlerine açık olmalı ve uygun eğitim materyallerinin seçilmesiyle egitim sürecinin doğru programlandığı bir plan hazırlanmalıdır. Hazırlanan çok yönlü eğitim planının okul öncesi döneminden başlayarak tüm yüksek öğretim kademelerinde uyumlu ve tutarlı bütünlük içerisinde uygulanmasiyla ancak öğrenme yolunda olumlu dönüt alınabilir. Fakat her öğrenciyi farklı öğrenme yeteneklerine sahip bireyler olarak kabul etmeyip, onlara farklı bakış açılarından yoksun tek tip bir eğitim modeli sunmak sonunda mutlaka başarısızlığı getirir. Tam da bu noktada yeniliklere ve ilerlemeye karşı sunduğu tek tipçi yaklaşımlalarla, mevcut eğitim sistemimizin sırtı kambur, ayağı topaldır. 

BİLİMSELLİK VE ÇOK SESLİLİKTEN UZAKLAŞILIYOR

Özellikle bilimsellik ve çok seslilikten giderek uzaklaşılması bu durumun en önemli kanıtıdır. Geçtiğimiz günlerde tartışılan 2018 yılı merkezi bütçe planında eğitime ayrılan 19. 2 milyarlık bütçenin %35’ine denk düşen miktarın dini eğitime ayrılması kabul talebi kabul edilmiştir. Eğitime ayrılan bütçe her yıl daha da azalırken, bilimsel eğitime yapılan yatırım bu bütçe içerisindeki yerini hızla kaybetmektedir. Eğitimdeki niteliksizlesmenin başka bir doğal ürünü olarak pozitif bilimlere odaklı  kurumların hızlı dönüşümü göze çarpmaktadır. Örneğin ortaöğretim kurumlarının yerini imam hatip ortaokulu ve liseleri, okul öncesi eğitim kurumlarının yerini sıbyan mekteplerinin alması gibi. Özellikle birçok kesimde hiç bir kurumsallığı olmadan açılan sıbyan mektepleri üzerindeki denetimsizlik ve kendilerini eğitimci olarak sunan hiç bir pedegojik eğitim sürecinden geçmemiş bir takım kişilerin çocukların ruhsal gelişimi üzerindeki ağır etkileri tartışılması gereken önemli konulardandır. 

“ANNE BEN GÜNAH İŞLEMEDEN ÖLMEK İSTİYORUM” 

Geçtiğimiz günlerde bir anaokulunda henüz soyut işlem yeteneği kazanımını tamamlayamamış çocuklara değerler eğitimi adı altında, ölüm ve ölümden sonraki yaşamın anlatılması 6 yaşındaki bir çocuğun “anne ben günah işlemeden ölmek istiyorum” şeklindeki tepkisine yol açmıştır. Bu durum çocukların din istismarına tabi tutulduğunun açık bir göstergesidir. Cennet, cehennem, sevap, günah gibi ucu açık bahislerin karakter oluşumu dönemindeki çocuklara alelade bir şekilde anlatılması yaşamın ileriki dönemlerinde ortaya çıkabilecek önemli ruhsal problemlerinin ve uyum sorunlarının temelini atmaktadır. Bu noktada ailelerin bilinçlendirilmesi okul aile işbirliğinin sürekliliğinin sağlanması ve toplumun her kesiminden bireyin laik, bilimsel ve demokratik eğitim talebinde ısrarcı olması önemlidir.

www.evrensel.net