Tarım işçileri: Sigorta yok, ya mezara ya yatağa düşüyoruz

Tarım işçileri: Sigorta yok, ya mezara ya yatağa düşüyoruz

Trafik kazası geçiren tarım işçileri yaşadıklarını anlattı: Hiçbir garantimiz yok. Körü körüne gidiyoruz. Ölen arkadaşlarımız toprağa, biz de yatağa!

Volkan PEKAL
Adana

20 gün önce narenciye toplamaya gittikleri Erzin’de servisin kamyona çarpışması sonucu hayatını kaybeden Abdurrahman Doğan’ın eşi Sariye Doğan da hayata tutunamadı. Geçtiğimiz günlerde hastanede hayatını kaybeden Doğan, Diyarbakır Lice’de defnedildi. Doğan’ın Adana’nın Doğankent Mahallesi’ndeki taziyesinde ise hüzün hakimdi. Biz de taziye evinde Doğan’ın ailesi ve kazadan yaralı kurtulan tarım işçileri ile konuştuk. 

Abdurrahman ve Sariye Doğan’ın oğlu İshak Doğan “Biz 25 yıldır buralarda çalışıyoruz. Annem, babam ve ablalarım bizi okutmak için çalıştılar. Annem ve babam sigortalı bir işte çalışmış olsalardı şimdi emekli olmuş, evlerinde oturuyor olacaklardı” diyor.

KÖYLER BOŞALTILDI, GÖÇ ETTİLER

İshak Doğan, annesi ve babasının hikayesinin Lice’de köylerinin asker baskısı sonucu boşaltılması ile başladığını söylüyor. Ailenin kendi topraklarını terk etmek zorunda kaldığını anlatan Doğan, 25 yıldır başkalarının topraklarında geçimlerini sağlamaya çalıştıklarını anlatıyor: “Çukurova’ya isteyerek ya da severek gelmedik, mecburiyetten geldik. İş imkanı fazla olduğu için Çukurova’ya geldik. İş imkanı fazla ama burada da ücretler düşük. Babam, annem ablalarım geldiğinden beri tarım işinde çalışıyor. Ben ve erkek kardeşim de tarımda kısa süreli çalıştık ama ablalarımız bizi okutmak için çalıştı. Ablalarımız evlenince sadece annem ve babam çalışıyordu” 

ishak doğan
İshak Doğan

Zorluklar içerisinde Türk dili ve edebiyatı bölümünü bitiren Doğan, bütün bu zorlukların yanında atama bekleyen bir öğretmen. “Bu kadar süre çalışan insanların emekli olması gerekiyor” diyor Doğan ve devam ediyor: “Tarım işçilerinin çalıştıkları süre baz alınmalı ve emekli edilmeli. Onlar da çalışıyor, emek sarf ediyor, yıpranıyor. Yaşadığımız bölgede insanların çoğu tarım işinde çalışıyor. Bu şekilde çalışan çok sayıda işçi var” 

‘BİR KAZA BÜTÜN DÜZENİMİZİ BOZDU’

Hüsna Bıçakçı da 15 yıldır tarım işçiliği yapıyor. 15 yıldır tek bir gün bile sigortası yatmayan Bıçakçı kazada yaralanınca hastane masraflarını yeşil karttan sağlamış. Yine de cebinden para çıktığını ifade ediyor Bıçakçı: “500 liralık korse alamadım, 250 liralık korseyi kendi cebimden ödedim. Çalışmadığımız günler para alamıyoruz. Yola çıkıyoruz. Tarlada çalışıyoruz. Hiçbir garantimiz yok. Körü körüne gidiyoruz. Onlar toprağa, biz de yatağa” 

Hüsna Bıçakçı
Hüsna Bıçakçı

Bıçakçı, eşinin mide ameliyatı olmasının ardından evin tüm yükünü 19 yaşındaki kızı ile omuzlamış. Ancak kaza sonrası çalışamadığı için büyük sıkıntılar yaşamış. “Şimdi ben de çalışmıyorum.” diye söze giriyor Bıçakçı ve anlatıyor: “Kızım çalışıyor. O da evlenecek. Maddi zorluk yaşıyoruz. Çeyizini alamadı. Çocuk üniversiteye hazırlanıyordu. Çocuğun dershane parasını yatıramadım. Çıkışını verdiler. Bir kaza bütün düzenimizi bozdu. Bir garantimiz yok. Sigortalı bir işimiz olsaydı en azından, çocuklarımı okutsaydım, kızıma çeyiz alsaydım” 

‘MECBURİYETTEN GİDİYORUZ’

Sebiha Şenlikten
Sebiha Şenlikten

Olay günü iki saatlik yola çıkmak için saat 4’te yola çıktıklarını anlatan Sebiha Şenlikten de “Bu işe başladıktan sonra karşılaştığım üçüncü kaza” diyor ve anlatıyor: “Çocuğum okula gidiyor. Küçük çocuk olduğu için çalışmıyordum. Eşim iş kazası geçirdi. O evdeydi. Maddi sıkıntımız vardı. Mecburiyetten gidiyoruz. Yoksa kimse çocuğunu yatakta bırakıp gitmez. 50 liraya ne yapabilirsin? Sigortamız yok. Mecburiyetten gidiyoruz. Sonumuzu da görüyorsunuz” 

www.evrensel.net