Üç önemli gündem: Suriye, Yemen, Zarrab

Üç önemli gündem: Suriye, Yemen, Zarrab

Arap coğrafyasının geçtiğimiz hafta 3 önemli gündemi vardı: Suriye için yapılacak ulusal kongre, Yemen savaşı ve ABD'deki Zarrab davası...

Ali KARATAŞ

Arap dünyası yine oldukça önemli gelişmelerin yaşandığı bir haftayı geride bıraktı. Suriye her zamanki gibi gelişmelerin başındaydı. BM öncülüğünde İsviçre’nin Cenevre kentindedi Suriye müzakerelerinin 8’incisinde ilk tur tamamlandı. Ama  nihai çözüm hâlâ uzak görünüyor.

Rusya’nın Soçi kentinde ise Suriye’deki “bütün tarafların katılacağı bir ulusal kongre” toplanması konusunda mutabakata varılmıştı. Ancak kongrede kimin yer alacağı hâlâ net değil. Soçi toplantısına eş zamanlı olarak “muhalifler” de Riyad’da toplanmış ve ortak bir zeminde buluşmaya çabalamışlardı.

Şark al Awsat gazetesinden Mustafa Fahs, “Suriye; Soçi, Cenevre çatışması” başlıklı makalesinde Suriye meselesinde uluslararası topluma göre çözüm yerinin Soçi değil Cenevre olduğunu yazdı.

Fahs, “Özellikle Soçi’de Rusya, İran ve Türkiye arasında gerçekleşen üçlü zirve  ve Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa ülkeleri kararlarını memnuniyetle karşıladığı   muhalefetin Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da gerçekleşen Riyad 2 toplantısından sonra Suriye krizi üzerine siyasi çözüm olasılığı arttı” dedi. Al Hayat gazetesinden Hurşid Dali ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye siyasetindeki değişikliğe dikkat çekti.

ZARRAB DAVASI, ARAP BASININDA

Arap basını Reza Zarrab’ın ABD’de yargılandığı davayı da yakından takip etti.  Bütün gelişmeler günü gününe Arap basınına yansıdı. Al Kuds al Arabi gazetesinden İsmail Cemal mahkemeyi, “Türkiye aleyhine yapılan en ciddi soruşturma” olarak nitelendirdi.

YEMEN SAVAŞI NEDEN ÖNEMSENMİYOR?

Öte yandan Arap dünyasının tanınmış yazarlarından Abdulbari Atwan bu haftaki Youtube konuşmasını Yemen savaşına ayırdı. Atwan, Ekonomist dergisinin Yemen savaşını kapak yapmasına atıfta bulundu ve savaşın bitmesini istedi.

Batı’nın bu savaşı ve Yemen halkını önemsememesini eleştirdi. Eğer savaş bitmezse bütün dünya için Yemen’in bir sorun haline gelebileceğine dikkat çekti.

MISIR VE ETİYOPYA ARASINDA NİL NEHRİ TARTIŞMASI

Etiyopya’nın yapımına devam ettiği el Nahda barajı Mısır basınının gündemindeydi. Barajın yaklaşık yüzde 60’ı tamamlanmış durumda. Mısır’da 1929 yılında işgalci konumundaki İngiltere, Nil Nehri’nin sularının yüzde 80 oranında kullanım hakkını Mısır’a vermişti. 1950’lerde imzalanan anlaşmada da Mısır, avantajlı konumunu korudu. Nehrin kaynağında bulunan bazı ülkeler ile Etiyopya ise 1929 yılında İngiltere’nin Mısır’a verdiği hakkın günümüzde geçerli olmadığını bu nedenle paylaşımın yeniden yapılmasını isterken, Mısır ile Sudan bu isteklere şiddetle karşı çıkıyor.

Mısır’ın yarı resmi gezetesi al Ahram konuyu işlediği başyazısında Nil nehrinin suyuyla ilgili Etiyopya Başbakanı Hailemariam Desalegn’ın bu ay Mısır’a ziyarette bulunacağını duyurdu.


ERDOĞAN’IN SURİYE POLİTİKASI

Hurşid DALİ
al Hayat

Recep Tayyip Erdoğan, artık Esad’ın gitmesi, Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge kurulması talebinde bulunmuyor. Suriye krizinin ilk yıllarında ortaya attığı birçok kırmızı çizgiden artık söz etmiyor. Zaten Esad ile iletişim kurmaya istekli olduğunu ileri süren mesajlar gönderen bir dilde konuşuyor ve siyasetin kapısının açık olduğundan bahsediyor. Gerçekten kendisi ittifaklar ve inkılaplar yapmakta lider.

Rusya’nın askeri müdahalesi; dengelerin değişmesinin kalbi. Amerika’nın rolü sadece Kürt öcüsünü üretti. Kürt tehdidi Erdoğan için bir öncelik haline geldi. Erdoğan Rus savaş uçağının Suriye-Türkiye sınırında düşürülmesinden özür dilemeye karar verdikten sona Moskova’ya çok yaklaştı.


Reza Zarrab

TÜRKİYE ALEYHİNE YAPILAN EN CİDDİ SORUŞTURMA

İsmail CEMAL
al Kuds al Arabi

Türk yetkililerin ve iş adamlarının İran’a “Amerikan finansal sistemine erişim ve İran’a yönelik yaptırımların ihlal edilmesine yardımcı olduklarına” yönelik mahkeme devam ediyor.  Bu mahkemenin Türkiye’ye karşı açılan en ciddi mahkeme olduğu kabul ediliyor. Türkler mahkemeyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı siyasi ve ekonomik şantaj olarak görüyorlar.

Türkiye’de mahkemeyle ilgili “ciddi senaryolar” üzerinden konuşuluyor. Duruşmanın sonucu üç farklı yönde olabilir:
Öncelikle beklenen, Amerikan yargısının Türkiye’nin en bariz ve büyük bankası olan Halkbank’a  yüksek mali cezalar kesmesi. Kaynaklar önceki davalara dayanarak Amerikan yargısının bankaya milyarlarca dolar ceza kesebileceğini ve meblağın 10 milyar dolara kadar ulaşabileceğini öngörüyor. Türkiye; Amerika’nın küresel finans sistemi üzerindeki etkisi nedeniyle daha fazla ceza almamak korkusuyla cezayı ödeyecektir.

Bu durumda Türkiye’nin Ekonomi Bakanı Mehmet Şimşek’in hükümetin bankanın yanında duracağını ima etmesi, hükümetin bu tutarı ödemek isteyebileceği ihtimali anlamına gelir. Ancak ceza alması durumunda bankanın hisse senetleri borsada çöker. Cezanın büyümesi Türk ekonomisinde bir darbeye yol açabilir. Zaten duruşmanın başlamasıyla para birimi çok geriledi.

Diğer nokta, eski bakan Çağlayan için tutuklama emri çıkması bekleniyor. Özellikle Zarrab’ın Çağlayan’ın ABD yaptırımlarından kaçınma sürecinin önemli bir parçası olduğu itirafının ardından... Ek olarak Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ve Halkbank’ın üst düzey yöneticileri için de aynı karar alınabilir. Ankara’nın bu kararı uygulamayı reddetmesi durumunda Ankara ve Washington arasındaki ilişkilerde gerginlikte yeni bir tırmanış gündemde olacak.

Lakin Ankara’nın en çok korktuğu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı ilgilendiren üçüncü boyut. ABD medyasında Erdoğan’ın ismi Zarrab tarafından birden çok sefer zikredildi. Bu Amerikan yargısının muhtemelen gerçekleşenlerin Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nın bilgisi dahilinde olduğu ve ondan gelen emirlerle gerçekleştiğini değerlendireceği yönünde. Durum böyle olsa da bu, Cumhurbaşkanı’nın yargılanacağı ve cezalandırılacağı anlamına gelmiyor. Ancak bu durum Türkiye ekonomisi için daha fazla sıkıntıya yol açacak. Ve elbette Washington’la daha fazla ayrılığa.


Yemen savaşı

YEMEN FELAKETİ

Abdulbari ATWAN

Bu hafta Lübnan ve Suriye’deki müzmin savaşlar yerine Yemen’deki savaş hakkında konuşacağım. Yemen halkı savaşa mahkum edilmiş ama ne yazık ki ne doğuda ne de batıda önemseyen, acısını hisseden yok. Niçin önemsenmiyor? Çok basit bir sebepten; çünkü bu halk çok fakir! Lakin bu halkın cesarette, kahramanlıkta üstüne yoktur. Bu halkın Batı bankalarında milyonlarca doları yok. Başka devletleri istila etme ve sömürme niyeti yok.

GÜNDE SADECE BİR ÖĞÜN YEMEK

Dünyanın en önemli yayınlarından biri sayılan Ekonomist dergisi Yemen’i kapak yaptı. savaşın acil bir şekilde bitirilmesini istedi. Amerika ve batıyı bu savaşa karşı ilgisiz olmakla eleştirdi. İran’a, Hizbullah’a Şiiler’e ait olmayan bu dergi, Yemen’deki felaketi anlattı. Dergi Yemen halkının dörtte üçünün ki bu 28 milyona tekabül ediyor açlık çektiğini, sadece günde bir öğün yemek yediğini yazdı. Bu öğün de ekmekten ibaret. Hayatta kalmaları için acil insani yardıma ihtiyaçları var. Yine dergi diyor ki elektrikleri kesik, sağlık sorunları mevcut, içme suları yok. Ne ilaçları ne de doktorları var. İki milyon Yemenli salgın hastalık koleradan muzdarip. Yemenli çocukları duyan herkes üzülüyor. Bunlara ek olarak gece gündüz bombardıman altındalar. Halka resmen savaş ilan etmişler.

BATI YEMEN’İ ÖNEMSEMİYOR

Batı karışmıyor çünkü Suriye’de olduğu gibi yüz binler sahillerine akın etmiyor. Ama Yemen’de eğer devlet tamamen çözülürse halk silahı eline alıp onu aşağılayanlardan intikamını alacak. Husiler ve Ali Abdullah Salih, Riyad Havaalanına bir füze fırlattığında çok ciddi bir şey olmuş gibi dünya ayağa kalkıyor ve Suudi Arabistan’ın yanında olduklarını söylüyorlar. Üç yıldır her gün Yemen’i füzeler ve bombalar vuruyor. Çarşıları, tavuk çiftliklerini, düğünlerini vurdular. Hiç kimsenin umurunda olmadı.

SUDAN ASKERİNİN İŞİ NE?

Peki neden Yemen’de on bin Sudan askeri var? Başkan Beşir, Mekke ve Medine’yi korumak için orada oldukların söylüyor. Mekke ve Medine’yi kim tehdit ediyor? Yani Salih ve Husiler Mekke’yi mi tehdit ediyor? Binlerce Sudanlı neden Yemen’de öldü. Bu savaşın artık durdurulması gerekiyor.

TRUMP SİLAH SİMSARI

Trump Arap Birliği’ne, Arabistan’a açık çek verdi. Gidip yakıp yıkın dedi. Sözde Trump İran’a karşı savaşıyor. Trump simsar. Suudilerden 500 milyar doları uçak satarak alacak. Yemen, Suriye halkı onun için önemsiz. Doğru, Husiler ve Salih Yemen’i koruma konusunda zayıflar ama üç yıldır savaşıyorlar bu bir gerçek. Savaş durdurulsun. Husilerin Başkent Sana’dan çekilmesi istensin ve hatta Kuzey Yemen’den çekilmesi istensin. Suudi Arabistan tazminat ödesin ve Yemen’in yeniden yapılanmasına katkıda bulunsun.


SU SAVAŞI

al Ahram
Başyazı

Birkaç gün önce (Mısır) Cumhurbaşkanı Abulfettah Sisi “el Nahda” barajı konusunda Mısır’ın duruşuyla ilgili spekülasyonlara açık bir şekilde cevap verdi.  Mısır’ın Nil suyundaki payının ihlaline izin vermeyeceğini söyledi. Ek olarak konuşmada Etiyopya’nın kalkınma projesini anladık. Lakin sorun Mısır’da halkın hayatıyla ilgili. Gerçekten bize göre “su sorunu” tartışmayı kabul etmeyecek şekilde “milli güvenlikle” ilgili. Merkez istatistik ajansına göre Mısır’ın Nil’deki hissesi 55.5 milyar metreküp. Toplam yenilenebilir su kaynaklarının yüzde 72.6’sını temsil ediyor. Yağışlar, taşkınlar, yer altı suları, geri dönüşümlü atık su, tarımsal su ve tuzdan arındırılmış deniz suyu 20.9 milyar metreküp olarak hesaplandı.

Mısır’ın Nil’deki payı bu nedenle Mısır halkı için ölüm ve kalım meselesidir. Mısır baştan itibaren el Nahda barajı ve Nil suyu sorununu Mısır’ın tarihsel haklarına helal  getirmeksizin ve bütün tarafların ihtiyaçlarını gözeterek nehrin kaynaklarının geliştirilmesinde iş birliği ilkesiyle yaklaştı.

Teknik olarak barajın aşağısındakiler üzerine etkisi üzerine çalışmalar ve Mısır, Sudan ve Etiyopya arasında kararlaştırılan sonuçlara ulaşma Mısır’ın hukuksal çıkarları üzerine diplomatik bir çalışmayı başlattı.

Bu çalışmaların bir sonucu olarak Etiyopya başbakanı Hailemariam Desalegn aralık ayında Mısır’a bir ziyaret gerçekleştirecek. Onu Cumhurbaşkanı Sisi kabul edecek ve Mısır halkına güven vermek için Mecliste konuşacak.

www.evrensel.net