Yunanistan’da küçük bir Karadeniz kenti: Katerini

Yunanistan’da küçük bir Karadeniz kenti: Katerini

Asya Eren, Yunanistan'da bir sahil kenti olan Katerini'ye dair seyehat izlenimlerini yazdı.

Asya EREN

“Kırk kırmızı elma kuşum/yavrim
bir mendilde bağlı,
kırk tane sevdalın da olsa kuşum/yavrim
benim gibi bulamazsın” (Saranta Mila Kokkina)

Bu satırlar eylül ayında yaptığımız Katerini yolculuğunun ardından kaleme döküldü. Katerini, Selanik’e yaklaşık bir saat uzaklıkta Olimpos Dağı’nın eteklerinde bir sahil kenti. Hem doğal güzelliği hem de tarihsel önemi bir arada bulmak mümkün. Kentin Türkiye’den gidenlerin dikkatini çekecek en önemli özelliği ise şehrin nüfusunun önemli bir kısmını Karadeniz’den, tarihsel ismiyle Pontus’tan mübadele ile gidenlerin oluşturması. Osmanlı’nın son dönemlerinde başlayan ve cumhuriyetin kurulmasıyla devam eden Anadolu’yu demografik açıdan yeniden biçimlendirme politikasının devamlılığı uyarınca 1923’te Lozan Antlaşması’na ek olarak sözleşme yapıldı.  Bu sözleşmeye göre Anadolu’da yaşayan Ortodoks Rumlar ve Yunanistan’da yaşayan Müslümanlar (Batı Trakya Türkleri hariç) zorunlu göçe tabi tutuldu. Anadolu’nun çeşitli bölgelerinde yaşayan ve dinlerinden vazgeçmek istemeyen bir milyonun üzerinde Rum’un Yunanistan’a gitmek zorunda kaldığı yüzyılın en büyük göç hareketlerinden biri olan mübadele kapsamında Pontuslu Rumlar da binlerce yıllık memleketlerini terk etmek zorunda bırakıldı.  Mübadele bu göç hareketliliğinin kısa adıdır. 

Katerini, Pontus mübadillerinin Yunanistan’taki memleketi… Özellikle Trabzon, Giresun, Samsun gibi Karadeniz şehirlerinden sürgün edilenlerin, Anadolu’daki memleketlerinin başına Yunanca yeni anlamına gelen Nea ekleyerek kurdukları kasabaların yer aldığı bir kent. Bunlar arasında sıklıkla Türkiye’den ziyaretçilerin uğradığı Trabzon - Oflular tarafından kurulmuş Nea Trapezounta (Yeni Trabzon) kasabası yer alıyor.  
Gördüğümüz sıcak ilgi eşliğinde, yeşilinin her tonunu gözümün önünden ayırmadan Karadeniz yaylalarının yağmurunu duyumsayarak geçirdiğim 3 günün ardından bir gün yolumu yeniden düşürme sözüyle Katerini’den ayrıldım. Angelopoulos’un politik bir sürgünün eve dönüşünü anlattığı Kitera’ya Yolculuk filmindeki Pontus sürgünü olan kahramanı Spyro’yu düşünerek... Spyro’nun köyüne döndüğünde kollarını hafiften kaldırdığı horon sahnesinde kesik kesik söylediği bir Pontus halk şarkısı olan Saranta Mila Kokkina’yı mırıldanarak “eve” dönmeye koyuldum. Odysseus’tan aldığım ilhamla lotos yemeye direnenlere dokunarak, Odysseus’un umuduna sarılarak...

KEMENÇE VE KARTAL SİMGELERİ YAŞADIKLARI HER YERDE

Katerini

Pontus Rumları dilsel ve kültürel anlamda diğer Anadolu Rumlarından farklı özellikler taşıyor. Yunanistan’da kendi aralarında dayanışma ağları çok kuvvetli. Başta Selanik ve Atina gibi büyük şehirlerde olmak üzere dernekler ve federasyonlar kurarak örgütlenmiş durumdalar. Geleneklerini, kültürel faaliyetlerle aktarmaya devam ediyorlar. Evlilikler önemli oranda kendi aralarında gerçekleşiyor. Kemençe ve kartal simgeleri yaşadıkları her yerde görülüyor. Kasabaların küçük kahvehanelerinin duvarlarında bu simgelerin yanı sıra Karadeniz’deki köylerinin resimleri asılı.  Pontus Rumlarının kiliselerinin dışında üzerinde kartal imgesi olan bayrak asılı. Tek başlı kartal motifli bu bayrak, Trabzon Rum İmparatorluğu’nun simgesi. Çoğunlukla Paok futbol takımının desteklendiğini yine duvarlardan anlıyoruz. Paok’un amblemi olan çift başlı kartal ise Bizans İmparatorluğu’nun simgesi. 

YUNANİSTAN’DA HORON

Katerini

Katerini'yi gezerken Pontus Rum kültürünün baskın olduğunu hemen fark ediyorsunuz. Kentte bir Pontus Rum müzesi kurmuşlar. Bir akşam merkeze yakın bir panayırın içindeki alanda Pontus müziği yapan ünlü bir sanatçının konserine gidiyoruz. Bir saat boyunca genci yaşlısı, erkeği kadını kalabalığı eksiltmeden horon oynuyor. Gençlerin bu kadar ilgili olması dikkatimizi çekiyor ve merakla soruyoruz. Gençlerin geleneklerini sürdürmek için halk oyunları çalışmalarına aktif biçimde katıldıkları cevabını alıyoruz. Horon, Karadeniz coğrafyasında oynanan halk oyunlarının genel adı. Ortak kültürel bir ögesi olması nedeniyle Türkiye’de ve Yunanistan’da folklor faaliyeti sürdüren ekipler çeşitli festivallerde bir araya geliyor. 

TÜRKÇE KONUŞUYORLAR

Katerini

Kentte gezerken Türkçe konuşmaları duyduğunuzda bu kadar çok bilinmesine şaşırıyorsunuz. Ta ki Pontus Rumlarının bir kısmının Karadeniz’den göçmeden önce ana dilini Türkçe olarak kabul ettiklerini ve bugün yaşayanların bu nedenle Türkçeyi benimsediklerini öğrenene dek... Ancak ikili bir ayrım söz konusu. Doğu Karadeniz’den gidenler Pontiaka ya da Pontus Rumcası* denilen arkaik Yunancayı andıran dili kullanırken sadece Batı Karadeniz’den gidenler Türkçe konuşuyor. Pontiaka dili, Karadeniz’in bazı köylerinde de konuşulmaya devam ediyor. Her iki ülkede bu dille müzik yapan sanatçılar ortak albümler yaparak ve konserler düzenleyerek arada bir köprü oluşturuyor.
Türkçe konuşan Pontuslularla sohbet ederken aile büyüklerinden öğrendikleri şiveli bir Türkçeyi kullandıklarını duyunca şaşırıyor ve mekanın ne kadar soyut olduğunu kavrıyorsunuz. Atalarının memleketlerini görmeyenlerin  özlemlerini dinlediğinizde ise bir toprağa bağlanmanın ne kadar karmaşık olduğunu bir kere daha hatırlıyorsunuz. Gidenlerden ise köylerdeki mezarlıkların, kiliselerin yıkık olduğunu ve sadece kalıntıları bulabildiklerini öğreniyorsunuz. Ortodokslarca kutsal olan ve bir süredir restorasyon nedeniyle kapalı olan Panagia Sumela, bizim bildiğimiz ismiyle Sümela Manastırı da ziyarete geldikleri yerlerden biri. 

‘HAYATTA KALANLAR, TARİHİ KENDİ BEDENLERİNDE TAŞIRLAR’

Katerini

“Hayatta kalanlar, tarihi kendi bedenlerinde taşırlar”* diyordu Trouillot. Geçirdiğimiz birkaç gün boyunca bizimle hikayelerini paylaşırken, mübadeleden sonra çektikleri sıkıntıları, Alman işgalini, iç savaş yıllarını anlattıkları sırada bedenleri, geçmiş ve bugün arasında gidip geliyordu. Bedenlerine nakşettikleri acıları onlarla diz dize oturup dinlerken tarihi büyük insanlarla örerek sabitleştiren hegemonik anlatı kırılıyordu.  

Not: Katerini’ye otobüs firmaları aracılığıyla kara yolu üzerinden rahatlıkla ulaşılabilir. Diğer bir alternatif ise hava yolu ile Selanik’e ulaştıktan sonra bir otobüse aktarma yapmak… Eğer giderseniz Olimpos’tan toplanan tarifsiz kokulu kekiklerden almayı unutmayın. 

(*) Michel-Rolph Trouillot, Geçmişi Susturmak: Tarihin Üretilmesi ve İktidar,  s.175.

(*) Pontus dili ve kültürü hakkında Özhan Öztürk, Vahit Tursun ve Ömer Asan’ın çalışmalarına bakılabilir.  

www.evrensel.net