Eşitçe paylaşmak

Eşitçe paylaşmak

Yedi renk beyaz mı olur döndürülünce, yoksa beyaz yedi renge mi döner durdurulunca.

Adnan Özyalçıner

GÜNEŞ SOLDU
Rüzgarların, fırtınaların başımızın üstünde dönüp durduğu, savurup savrulduğu; yağmurun çamurun dizboyu yükseldiği batakta şu günlerde doğan yazın kızıl güneşi de soldu.

HANGİSİ
Yedi renk beyaz mı olur döndürülünce, yoksa beyaz yedi renge mi döner durdurulunca.

YAZI BEKLEMEK
Sabah sisli bir karanlıkla söküyor. Güneş hemen görünmüyor neden sonra, toprağın çiğle ıslandığı bir soğuk duşun ardından yırtılan kara bir bulutun arkasında yüzünü gösteriyor. Sarı soluk yüzünü. Yazı bekleyeceksiniz dercesine üşengeç.

SINIRSIZLIK
Uçsuz bucaksız gökyüzünün altında, engin bir denizin ortasındayız. Dalgalarla rüzgarın sürükleyeceği sınırsızlık içinde.

GECE IŞIYOR
Gün bitti. Hava karardı. Gece ışıyor şimdi, bir bir yanan/yakılan ışıklarıyla. Dağların, ovaların, ırmakların, göllerin denizlerin aydınlığıyla...

HANGİSİ GERÇEKÇİ
Ne zaman kalabalığı anlatmaya kalktıysam kendim oldum; kendimi anlatmaya kalkıştığımdaysa kalabalığı buldum. Hangisi gerçekçiydi bilemiyorum.

EN YAKIN
Karanlığın en koyulduğu an, aydınlığa en yakın olunan andır.

TÜRKİYE GÜNDEMİ
Sennur Sezer, yaşamı boyunca, yazdığı şiirlerle Türkiye gündemini elinde tutmuştur. 1966’da Varlık dergisinde yayımlanan, kitaplarına girmemiş “Kara Türkü” şiirinde Varto depremine değinmiştir. Şiirlerindeki o incelikli sesiyle:
“Görünmezdik zaten
‘sürgün’ olmasa
yolumuz yokuş
Bunca yıl
‘Vergi’ demeseniz ‘askerlik’ demeseniz
Biz yokuz.”
Daha o günlerde vergi sorununu, oradaki insanların yok sayıldığını vurgulayarak bir anlamda, Kürt sorununu dile getirmiştir.
Sennur’un gündem oluşturan bu şiirine dikkat çeken Tahir Şilkan olmuştur. “Yeni e” dergisinde yayımlanan edebiyatımızda vergi konusunu işleyen “Vergi dersin, ümük dersin, can dersin” başlıklı yazısı dolayısıyla.

HANGİSİ GERÇEK
Aynaların içi aydınlık. Işıl ışıl. Dışı karanlık. Kapkara. Aynanın içinde de varız, dışında da. Hangisi gerçek?

NE DERSİNİZ
Yaz ortasında kışı, kış ortasında yazı yaşıyoruz ya kimi zaman. Hava durumculara kalırsa sıcaklığın, mevsim normallerinin altında ya da üstünde oluşundan.

Peki o zaman hortumlara sel baskınlarına, fırtınalara, tsunamilere, giderek depremlere ne demeliyiz? Kısaca iklim değişikliğine mi bağlayalım hava durumcular gibi.

Dünyadaki nükleer savaş araç gereçlerinin sürekli üretiminin, denemelerinin hiç mi payı yok bu işte?

İNAT
Bir ışık çakımı, ardından gök gürlemeleriyle kararıyor gün. Çabucak. Ateşle, patlamalarla savruluyor gece. Sabahın dinginliğine inat. Uzun, upuzun saatlerle...

SU
Su, aynaya benzetilmiştir öteden beri. Nâzım da “Suyun aynasında” der. Suyun aynalığı kalmış mıdır bugün. Sanmam. Eğilip bakın bir suya. Suretiniz mi çıkıyor, yoksa girdap olup yutuyor mu sizi?

EŞİTÇE PAYLAŞMAK
Demokrasimizin, özgürlüğümüzün geleceği, barış içinde bir arada yaşamamız bir tek şeye bağlıdır. Emeğin, emekçinin tarih boyunca yarattığı/yaratacağı uygarlığın güzellikleriyle zenginliklerinin eşitçe paylaşılmasına...

www.evrensel.net
ETİKETLER Adnan Özyalçıner