Efemçukuru altın madeni: Keşif değil turistik gezi yaptılar

Efemçukuru altın madeni: Keşif değil turistik gezi yaptılar

İzmir'e su sağlayan barajların havzasındaki Efemçukuru altın madenine karşı açılan davada verilen ikinci bilirkişi raporuna itiraz edildi.

Özer AKDEMİR
İzmir

EGEÇEP, Efemçukuru Altın madeninin kapasite artırımı ÇED olumlu belgesinin iptali ile ilgili davada verilen ikinci bilirkişi raporuna itiraz etti. İlk bilirkişi raporunun tam aksine değerlendirmelerin yer aldığı ikinci bilirkişi raporunu EGEÇEP bir "maden güzellemesi" olarak yorumladı. 

ÇED VE İŞLETME GÜZELLEMESİ

EGEÇEP adına davayı yürüten Avukat Arif Ali Cangı tarafından İzmir 1. İdare Mahkemesine verilen itiraz dilekçesinde ikinci bilirkişi raporunun Danıştay'ın bozma gerekçelerini karşılamadığı dile getirildi. Raporun somut bilimsel verilerle tarafları tatmin eden bir belge olması gerektiğine dikkat çekilen dilekçede, raporun sanki keşfe gidilmemiş gibi hazırlandığı ifade edildi. Önceki bilirkişi heyeti tarafından işletmenin karış karış incelenip örnekler üzerinde analizler yapılarak hazırlanan 107 sayfalık rapora yönelik ikinci rapordaki yorumların "saygısızca" olduğunun dile getirildiği dilekçede; "Sunulan Rapor; ÇED raporu ve işletme güzellemesi niteliğinde bir belgedir" denildi.

‘ADETA BİRŞEYLERİ GİZLEMEK İSTER GİBİ...’

Keşif sırasında bazı yerlerde tekrar numuneler alınması ile ilgili taleplerin karşılanmadığının ifade edildiği dilekçede, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve davalı yanında katılan Tüprag firmasının vekilleri ‘adeta bir şeyler gizlenmek isteniyormuş gibi’ örnek alınmasına çok sert karşı çıktılar. Her şey bir yana sırf bu karşı çıkışlara bakarak o işin mutlaka yapılması gerekirdi” denildi. 

KEŞFE NE GEREK VARDI?

Dilekçede “Toplam 7 sayfadan ibaret bilirkişi raporunun hiç bir yerinde sahadaki gözlem ve incelemelere dayanan bir tespit bulunmamaktadır. Böyle bir rapor düzenlenecekse keşfe ne gerek vardı?" Bilirkişilerin ÇED raporu ile şirketin dilekçelerini esas alarak soyut değerlendirmelerle bir rapor düzenlediği belirtilen dilekçede, "Böylesine zayıf bir raporla Türkiye'nin 3. büyük kentinin su havzası için büyük risk oluşturan maden işletmesinin hukuki denetimi yapılamaz" görüşlerine yer verildi. 

KEŞİF TURİSTİK SEYAHATE DÖNÜŞTÜ

Keşif sırasında yapılan taleplere yanıt verilmediği, Danıştayın bozma kararından sonra da sahadan örnekler alınması gerekirken alınmadığının altının çizildiği dilekçede, "mahallinde yapılan keşifte dava konusu ÇED raporundaki öngörülerin doğru olup olmadığı, taahhütlere uyulup uyulmadığı, ÇED olumlu belgesiyle yapılan faaliyetin çevreye etkilerinin somut biçimde tespiti yapılmamıştır. Bu haliyle yapılan keşif, amacı dışında bir tür turistik seyahate dönüşmüştür". Bilirkişilerin bu "turistik seyahati" için mahkemenin belirlediği 10.000 Tl'lik keşif parasının da İzmirliler tarafından ödendiğini geçerken belirtelim!” denildi. 

YENİ HEYETLE YENİ BİLİRKİŞİ RAPORU

Dilekçede “Tüm bu nedenlerden ötürü yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulması, yerinde örnekler alınarak analiz yapılmak suretiyle yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesini ediliyoruz" denildi. 

İLK RAPORA AKLA ZİYAN BOZMA GEREKÇELERİ

Davanın ilk bilirkişi raporu altın madeninin bölgedeki yeraltı-yerüstü sularını kirlettiğini ortaya koymuştu. Madenci şirketin işini bir hayli sıkıntıya sokan bu rapor ise akla ziyan gerekçelerle, "raporu hazırlayan bilim insanlarının İzmir'deki üniversitelerde çalışmaları ve alınan numunelerin analiz edildiği İYTE laboratuarının akredite olmadığı" gerekçeleriyle Danıştay tarafından iptal edilmişti. 

www.evrensel.net