Şırnak’ta maden ocağında göçük: 8 işçi hayatını kaybetti

Şırnak’ta kömür ocağı madenlerinde meydana gelen göçük altında kalan 8 işçi hayatını kaybetti.

Şırnak ile Cizre arasında, Cudi Dağı eteklerindeki kömür ocakları bölgesinde bulunan 3 nolu açık kömür ocağında,17 Ekim 2017'de saat 15.00 sıralarında yaşanan göçükte 7 işçi yaşamını yitirdi. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı olayın ertesi günü göçükle ilgili soruşturma başlattı. Firma sahibi ve iki çalışanı gözaltına alındı. Emek Partisi'nden konuya dair yapılan açıklamada denetimsizliğin, kaçak ya da taşeron çalışmanın işçileri güvencesizliğe itmesinin facialara davetiye çıkardığı belirtildi. EMEP, "Akan her işçi kanından işverenler kadar siyasi iktidar ve devlet bürokrasisi sorumludur" dedi.

Şırnak ile Cizre arasında, Cudi Dağı eteklerindeki kömür ocakları bölgesinde bulunan 3 nolu açık kömür ocağında, 17 Ekim'de saat 15.00 sıralarında göçük meydana geldi. Haber verilmesi üzerine bölgeye, UMKE ve AFAD ile sağlık ekipleri sevk edildi. Çevredeki maden ocaklarında çalışan işçilerin de yardım ettiği kurtarma çalışmalarında 7 işçi, göçükten çıkarılarak, bölgede hazır bekletilen ambulanslarla Şırnak Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. İşçilerden 6'sı kurtarılamadı.

Şırnak Valisi Mehmet Aktaş, Şırnak Emniyet Müdürü Ömer Uslusoy ve İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Selçuk Yıldırım, arama çalışmalarının devam ettiği göçük alanına gelerek, yetkililerden bilgi aldı. Bölgeye sevk edilen jandarma ekipleri de çevrede sıkı güvenlik önlemi aldı.

HAYATINI KAYBEDEN İŞÇİLERİN İSİMLERİ BELLİ OLDU

Hastane kaynaklardan edinilen bilgilere göre, göçükten çıkarıldıktan sonra yaşamını yitiren 6 işçinin isimleri şöyle: Mehmet İzer, Sevkan Üstün, Yılmaz Mağrur, Mesut Mağrur, Vedat Özden ve Ramazan Uğur.

Göçükte yaralı olarak kurtarıldıktan sonra hastanede tedavi altına alınan işçinin ise Uğur Kabak olduğu bildirildi. Göçük altında halen kurtarılmaya çalışılan kişinin ise Abdullah Kayaş olduğu öğrenildi.

GÖÇÜK ALTINDAN 1 CESET DAHA ÇIKARILDI

Maden ocağında yapılan arama-kurtarma çalışmalarında Abdullah Kayaş'ın da cansız bedeni çıkarıldı. Böylece göçükte yaşamını yitiren işçilerin sayısı 7'ye ulaştı.

Bu arada Şırnak Devlet Hastanesi'nde otopsisi tamamlanan işçilerden Sekvan Üstün'ün cenazesi toprağa verilmek üzere Cizre'ye gönderildi. Hastanede tedavi gören Sıddık Kabak'ın durumunun ciddiyetini koruduğu öğrenilirken, hayatını kaybeden 6 kişinin otopsisi devam ediyor.

6 işçinin hayatını kaybettiği madenin Acarsan Holding’e ait olduğu ve taşeron bir firma tarafından işletildiği öne sürüldü.

Göçüğün çay molası esnasında meydana geldiği ve işçilerin üzerine kaya düştüğü iddia ediliyor.

Ayrıca öğleden önce aynı bölgede çalışan bir kepçe operatörün üzerine de kaya düştüğü, operatörün 3-4 kaburgasının kırıldığı ve durumunun ağır olduğu bildirildi. 

Bölgede birçok kaçak maden bulunuyor, işçiler kölelik koşullarında çalışıyor

Göçük olan bölge Toptepe köyü bölgesinde daha önce Acarsan ve Geliş Holding ortaklığıyla termik santral yapılmak istenmiş fakat halkın tepkisi üzerine termik santral projesi askıya alınmış.

Şırnak göçüğün meydana geldiği maden (DHA)

ENERJİ BAKANLIĞI: KAZANIN MEYDANA GELDİĞİ SAHA RUHSATSIZDIR

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı da kömür ocağının ruhsatsız olduğunu açıkladı. Bakanlığın açıklaması şöyle:

""Şırnak’ta meydana gelen kazanın olduğu maden sahası, işletme ve iş güvenliği riski barındırdığı için MİGEM tarafından 2013 yılında faaliyete durdurulmuş bir sahadır. Kazanın meydana geldiği saha için MİGEM tarafından verilmiş çalışma ruhsatı söz konusu değildir. Yapılan işlem kaçak işlemdir."

VALİLİKTEN AÇIKLAMA

Şırnak Valiliği'nin 6 kişinin öldüğünü, 1 kişinin yaralandığını ve bir kişinin de göçük altında arandığı bilgisinin yer aldığı açıklamada şunlar belirtildi: “İlimiz Merkez - Cizre Karayolu üzerinde bulunan 1 Nolu kömür ocağında bugün saat 14.30 sıralarında meydana gelen heyelan neticesinde göçük altında kalan 6 vatandaşımız vefat etmiş, bir vatandaşımız ise ağır yaralanmıştır. Göçük altında kalan 1 vatandaşımızın arama- kurtarma çalışmaları ise devam etmektedir. Söz konusu alan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 2013 yılında üretime kapatılmış bir alandır. Ruhsatsız olarak kömür çıkarma faaliyeti esnasında meydana gelen üzücü olayla ilgili olarak adli mercilerce hem iş güvenliği hem de terör örgütü ile bağlantıları yönüyle çok kapsamlı bir soruşturma başlatılmıştır." 

3 GÖZALTI

Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı da olayın ertesi günü göçükle ilgili soruşturma başlattı. Firma sahibi ve iki çalışanı gözaltına alındı. “Taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olmak" iddiası ile gözaltına alınan F.Y, B.A. ve M.E.M. emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. 
 
Savcılık tarafından aynı gerekçe ile mahkemeye sevk edilen 3 kişi, haklarında yurt dışına çıkış yasağı ve adli kontrol tedbiri konularak serbest bırakıldı.

RUHSATSIZSA NEDEN GÖZ YUMULDU?

Göçüğün meydana gelmesinin ardından olay yerine geçen Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şırnak Milletvekili Leyla Birlik de “Yüzlerce işçinin çalıştığı bir alandan bahsediyoruz. Resmiyette belki bir ruhsat yoktur, ama fiili olarak buradaki mülki amir, devlet ve hükümet, burada kömür üretildiğini ve çıkarıldığını çok iyi biliyor. Ocak ruhsatsız ise neden yetkililer göz yumdu?” diye sordu. Birlik, maden ocaklarında yaşanan ihmalleri hatırlatarak, “O ocaklarda önlem alınmış olsaydı, bugün burada bu katliam yaşanmayacaktı. Ocaklardaki ihmallerin araştırılması için HDP’nin götürdüğü teklifleri AKP tarafından ret edildi. Bu katliamın sorumlusu hükümettir” ifadelerini kullandı. 

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Fatma Kurtulan ise  Şırnak’ta uçan kuşu bile kontrol etmeye çalışan devletin, nasıl oluyor da güvencesiz ve denetimsiz koşullarda çalıştırılan işçilerden ve ruhsatsız madenden haberi olmuyor mu?” diye soruldu. 

EMEP: İŞÇİYE MEZAR, İKTİDARA SARAY İTİBARI

Emek Partisi (EMEP), Şırnak'ta 7 işçinin hayatını kaybettiği iş cinayetine dair yaptığı açıklamada "Cumhurbaşkanı, Saray’ın halka maliyeti veya israfla eleştirildiğinde 'itibardan tasarruf olmaz' diyebilmektedir. Ancak siyasi iktidar işçiyi canından edecek maliyet kısıtlamalarının önünü açmaktan geri durmamakta, iş cinayetlerini olağanlaştıran yasadan yönetmeliğe kadar her türlü düzenlemeyi ısrarla yürürlükte tutmaktadır. Akan her işçi kanından işverenler kadar siyasi iktidar ve devlet bürokrasisi sorumludur" denildi.

EMEP'in açıklamasının tam metni şöyle:

"Şırnak’ta kaçak kömür ocağında meydana gelen göçükte 7 işçi hayatını kaybetti. Tıpkı önceki iş cinayetlerinde olduğu gibi facianın geleceği önceden belliydi.

Geçen hafta İzmir, Aliağa, TÜPRAŞ’ta meydana gelen patlamalarda da 4 işçi yaşamını yitirmişti. Kurumsal statüsü olan işletmelerden kayıt dışı çalışan işyerlerine kadar her yerde çalışma sahası işçi için adeta mezar haline gelmiş bulunuyor.
Bilineni tekrar söylüyoruz: İşçiler kaza sonucu değil uygulanan politikaların sonucu olarak yaşamlarını yitirmektedir. Aşırı kar hırsını tatmin etmek için maliyet kısıntısına gidilirken ilk el atılan, işçinin hayatını ilgilendiren güvenlik harcamalarıdır. Denetimsizlik, güvencesiz çalışma, taşeronlaştırma ve şirketlere iş kazaları karşısında yaptırımsızlık bu cinayetlerin yolunu açmaktadır.   

Soma maden ocaklarında yaşanan katliamda 301 işçi hayatını kaybetmiş ve dava hala sürmektedir. Karar aşamasında mahkeme heyeti değiştirilmiştir. Daha önce Maraş’ta meydana gelen göçükte 9 işçi hala toprak altından çıkarılamamıştır. Bu işçi cinayetinde sorumluların bir kısmı sadece para cezası ile cezalandırılmış; bu kararı veren mahkeme heyetinin başkanı olan hakim Soma davasına atanmıştır.
 
Her işçi katliamı sonrasında ortaya çıkan gerçek aynıdır; denetimsizlik ya da denetim süreçlerinin doğrudan doğruya işverenler tarafından düzenlenmesi, bu ilişkinin kollama ve kayırmalara açık ortamı yaratması, gözle görülür risklerin denetim sırasında üstünün örtülmesi, ihmal, kaçak ya da taşeron çalışmanın işçileri güvencesizliğe mahkum etmesi faciaya davetiye çıkarmaktadır.

Cumhurbaşkanı, Saray’ın halka maliyeti veya israfla eleştirildiğinde “itibardan tasarruf olmaz” diyebilmektedir. Ancak siyasi iktidar işçiyi canından edecek maliyet kısıtlamalarının önünü açmaktan geri durmamakta, iş cinayetlerini olağanlaştıran yasadan yönetmeliğe kadar her türlü düzenlemeyi ısrarla yürürlükte tutmaktadır.

Akan her işçi kanından işverenler kadar siyasi iktidar ve devlet bürokrasisi sorumludur.

Hayatını yitiren işçi kardeşlerimizin ailelerine başsağlığı diliyor, insanca yaşam, güvenli gelecek ve güvenceli iş için, hakların ve özgürlüklerin korunduğu gerçek bir demokrasi için mücadelenin zorunluluğunu bir kez daha hatırlatıyoruz."

Diyarbakır Emek Platformu tarafından yapılan açıklamada da şu ifadeler yer buldu: “Devlet sorunun muhatabı olma cesaretini göstererek taşeron sisteminden vazgeçip üretimi ilgi kurumlar aracılığı ile, tüm iş sağlığı güvenliği önlemlerini yaşama geçirerek, insan odaklı ve kamu yararına yapmalı, bunun ön çalışması olarak meslek örgütlerinden ve akademik çevrelerden ne yapılması gerektiği konusunda destek almalı, adı geçen sahalarda yerinde inceleme yaparak uygun üretim şeklini belirlemelidir.”

DİSK: KAÇAK ÜRETİME NEDEN OLANLARDA SORUMLUDUR

DİSK Genel Başkanı Kani Beko ise, “Ocağın kapatılmış olması ve kaçak çalıştırılması iktidarın sorumluluğunu ortadan kaldırmaz; aksine nasıl olup da üretime devam ettiği sorusunu cevaplaması gereken bizzat iktidar temsilcileridir. Kaçak üretime devam eden patron nasıl iş cinayetine davetiye çıkarmışsa; buna göz yumanlar da yaşanan cinayetten birinci derecede sorumludurlar!”

KESK VE TMMOB 3 YIL ÖNCE UYARMIŞTI

KESK ve TMMOB Şırnak'ta madende 7 işçinin yaşamını yitirdiği iş cinayeti konusunda yaptıkları açıklamalarda, 3 yıl önce yaptıkları incelemeleri hatırlattılar. Ayrı ayrı yapılan açıklamalarda, 2014 yılında yaptıkları incelemede “İş Sağlığı ve İş Güvenliği önlemlerine ve Maden Mevzuatına uyulmadığından üretime kapatılmıştır” tabelası asılmasına rağmen herkesin gözü önünde kömür çıkarılmaya devam edildiğine dikkat çekildi. 

KESK'in de bulunduğu bir heyetin 3 Haziran 2014 yılında yine Şırnak’ta meydana gelen iş cinayetini yerinde incelediği aktarılan açıklamada, o dönem hazırlanan rapora atıfta bulunuldu. Açıklamada “Söz konusu raporda, göçüğün yaşandığı bölgede Şırnak İl Özel İdaresi tarafından 'İş Sağlığı ve İş Güvenliği önlemlerine ve Maden Mevzuatına uyulmadığından üretime kapatılmıştır' tabelası asılmasına rağmen herkesin gözü önünde kömür çıkarılmaya devam edildiği vurgulanmıştır.  Raporda, 'Maden çıkarılan bölgede şahit olduklarımız karşısında tam bir şok yaşadığımızı ifade etmeliyiz. 18. yüzyılın koşullarında yerin yüzlerce metre altından kömür çıkarılmaktadır. Bir kuyu deliğinden girilen ocaklarda işçiler el yordamıyla yapılan halatlarla yer altına inmekte, aynı halatlarla kömür yer altından çıkarılmaktadır. Ocakların havalandırmasına ilişkin hiçbir önlem ve tertibat bulunmamaktadır' denilerek iş cinayetlerine davetiye çıkaran koşullar özetlenmiştir” denildi.

KAÇAK MADEN HERKESİN GÖZÜ ÖNÜNDE NASIL ÇALIŞIYOR?

Ancak bakanlığın yıllardır yaşanan iş cinayetlerine rağmen işçi sağlığı ve güvenliğine ilişkin hiçbir önlemin alınmadığı, işçilerin en ilkel koşullarda kölece çalıştırıldığı bu kaçak maden ocaklarının nasıl olup ta herkesin gözü önünde faaliyetlerine devam edebildiğine ilişkin tek kelime etmediği ifade edilen açıklamada,  “Bir iş müfettişine binden fazla işyeri düştüğü koşullarda şans eseri (!) kaçak faaliyet tespit edilip de işleteme kapatılsa da cezalar yetersiz olduğu için hemen yeniden açılmaktadır” denildi. 

YAPILAN ÜRETİMİN BİLİMLE HİÇBİR İLGİSİ YOK

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, Şırnak’ta yaşanan maden göçüğüne açıklama yaptı. Kozlu, Soma, Ermenek ve Şırnak gibi son yıllarda Türkiye’nin farklı yerlerindeki maden sahalarında birbiri ardına yaşanan ve yüzlerce kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan iş cinayetlerinin katliam boyutuna ulaştığını ifade eden Koramaz, “Bu katliamların sorumlusu, sömürü hırsıyla insanların can güvenliğini yok sayan işletme sahipleri ve bunlara göz yuman siyasi otoritedir” dedi. Hükümetin, facianın yaşandığı maden sahasının,  işletme ve iş güvenliği riski barındırdığı için 2013 yılında mühürlendiğini açıkladığını söyleyen Koramaz, “Bu açıklama, hükümetin acizliğinin ve maden işletmelerindeki denetimlerin yetersizliğinin itirafı niteliğindedir” dedi. Koramaz, 2014 yılında Şırnak’ta yaşanan başka bir facia sonrasında TMMOB heyeti tarafından yapılan incelemelerde, bölgede “kaçak” olarak adlandırılan fakat herkesin bilgisi dahilinde üretim yapan çok sayıda ölüm kuyusunun olduğunu ancak bölgedeki işsizlik sebebiyle gençlerin hiçbir sosyal güvencesi olmaksızın, karın tokluğuna, güvenliksiz ve denetimsiz madenlere girmek zorunda kaldığını kaydetti. Koramaz, devletin, üretimin aksamaması için bu duruma göz yumduğunu ifade etti. 

‘ÇUKARLARDA BİRİKEN SU İŞÇİLERİN ÖLÜMÜNE NEDEN OLDU’

17 Ekim günü göçüğün yaşandığı ocağın bir açık işletme olduğunu söyleyen Koramaz, açık işletme çukurunda geçtiğimiz kıştan itibaren ciddi miktarda su biriktiğine ve tabakaların gevşemesine sebep olduğuna dikkat çekti. Emniyet ve iş güvenliği açısından zorunlu olan basamak çalışmalarının yapılmaması sebebiyle göçük ihtimalinin yüksek olduğunu belirten Koramaz, “Yapılan üretimin mühendislikle, bilimle hiçbir ilgisi yoktur” dedi. Koramaz, başta işletme sahibi olmak üzere katliamın tüm sorumlularının cezalandırılmalarını, kaçak, güvenliksiz ve denetimsiz maden işletmelerinin kapatılmasını ve işçi sağlığı ve iş güvenliği tedbirlerinin en üst düzeye çıkarılmasını istedi. 

BİRLEŞİK METAL İŞ: FAZLA OY ALMAK İÇİN İNSAN CANI FEDA EDİLMEMELİ

Birleşik Metal İş Genel Merkezi’de yazılı açıklama yaparak şunları söyledi: “2013 yılında faaliyetleri durdurulma kararı alınan bir maden ocağı 2017 yılının sonlarına geldiğimiz bugünlerde hala nasıl üretim yapabiliyor? Şırnak gibi devletin ciddi olarak gözetiminde olan bir yerde bunca insan her gün evlerinden çıkıp bir şekilde bu bölgeye ulaşırken fark edilmiyorlar mı?Üretilen tonlarca kömür kamyonlarla gönderilirken hiçbir yetkilinin bilgisi olmuyor, hiç kimsenin “Bu kamyonlar neyin nesidir, ne taşıyorlar?” diye sormak aklına gelmiyor mu? Ve son olarak şunu da belirtmeliyiz ki birilerinin kişisel ve siyasi ihtirasları, biraz fazla oy almak için birkaç torba kömür karşılığında insan hayatına feda edilmemeli, insan hayatı bu ülkede bu kadar ucuz olmamalıdır.” (İŞÇİ SENDİKA SERVİSİ)

DTK, HDP VE DBP HEYETLERİ İŞÇİLERİN AİLELERİNİ ZİYARET ETTİ

DTK, HDP ve DBP heyeti, yaşamını yitiren ve hastanede tedavisi süren işçilerin ailelerini ziyaret ederek başsağlığında bulundu.

Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Demokratik  Bölgeler Partisi (DBP) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) heyeti, dün Şırnak’ta meydana gelen göçükte yaşamını yitiren 7 işçinin ailesine taziye ziyaretinde bulundu. Ziyarete DTK Eşbaşkanı Bedran Öztürk, HDP Şırnak milletvekilleri Aycan İrmez ve Leyla Birlik, DBP Diyarbakır İl Eş Başkanı Ruken Emine Akça, HDP ve DBP Şırnak il ve ilçe örgütlerinin yanı sıra partililer katıldı.

TAZİYE ZİYARETLERİ

İlk önce Cizre’de taziyesi kurulan Sekvan Üstün’ün ailesini ziyaret eden heyet daha sonra Şırnak merkeze geçti. Burada, Yenimahalle'de bulunan Vali Kamil Acun Külliye Camisinde Yüksel Uğur, Mehmet İzer, Yılmaz Mağrur ve Mesut Mağrur adlı işçiler için kurulan taziyeler ziyaret edildi.
 
Ardından Vakıfkent mahallesindeki  Hz. Ebubekir Camisinde Vedat Özden için kurulan taziyeyi ziyaret eden heyet, Gazipaşa mahallesinde Abdullah Kayaş için kurulan taziyeye geçti. Ailelere taziye dileklerinde bulunan heyet, Şırnak Devlet Hastanesinde yoğun bakım servisinde tedavisi süren Uğur Kabak’ın ailesini ziyaret etti. Öte yandan geçtiğimiz gün Araköy (Kiron) köyündeki maden ocağında yaralanan ve hastanede tedavisi süren  Mehmet Katış’ın ailesi de ziyaret edildi.

DTK, HDP ve DBP heyetlerinden Şırnak'ta ziyaret (Fotoğraf: MA)

CHP'DEN DE ZİYARET

Taziye ziyaretlerinin ardından heyet kentten ayrıldı. Öte yandan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun da bulunduğu CHP heyeti, göçükte yaşamını yitirenlerin ailelerini ziyaret ederek başsağlığında bulundu. (Mezopotamya Ajansı)

Son Düzenlenme Tarihi: 25 Ekim 2017 04:17
www.evrensel.net