La Pasionara: Tutku çiçeği, onurlu yaşam

La Pasionara: Tutku çiçeği, onurlu yaşam

Şafak Akdeniz, 'La Pasionara' yani Dolares Ibarruri'nin kaleme almış olduğu 'Faşizmi ezeceğiz' kitabına değindi...

Şafak AKDENİZ
Kocaeli

Faşizm yaşam alanlarımızı kuşatırken, umut edememenin boşluğuna düşüldüğünde silkelenmek için  bazı isimleri anımsamak gerekir. Bunlardan bir tanesi de kuşkusuz Dolares Ibarruri’dir. Halkının ona taktığı isimle La Pasionara. Yani tutku çiçeği, onurlu yaşam.
Dolares Ibarruri Basklı bir madencinin ve Kastilyalı bir babanın kızıdır. Seçimle işbaşına gelen halk cephesi koalisyonunda, komünist partisinden Asturya milletvekili olarak meclise girmiştir. Halk cephesinin en güçlü hatiplerinden biridir. Faşistler Madrid kapılarına dayandığında No Pasaran (Geçemeyecekler ) diye haykıran onun sesiydi. 18 Temmuz 1936’da Fransa’da sürgündeki İspanyol kadınlarını cumhuriyeti savunmak için yurtlarına davet ettiği radyo yayınında ‘‘Dizlerimizin üzerinde yaşamaktansa ayaklarımızın üzerinde ölmek daha iyidir’’ diyen yine onun sesiydi. Nâzım Hikmet de onun hatipliğinden etkilenmiş olacak ki Memleketimden İnsan Manzaraları’nda ondan şöyle bahseder “Cazbant sizi sarmadı, hacıbaba. İspanya’ya, Barcelon’a gidelim. İspanya, Barcelon... Nasıl sustu, neden sustu Dolares Ibarruri Pasionaria? Sesi güneş gibi bir şeydi kadının. Hala arar dururum  İspanyol radyolarında o sesin benzerini: Kalın, aydınlık, sıcak... Ben İspanyolca anlamam, fakat sinsileme bile sövse dinlemek saadetti onu...” 

Dolares Ibarruri Pasionaria
Dolares Ibarruri Pasionaria: Faşizmi ezeceğiz kitabı...

‘FAŞİZMİ EZECEĞİZ’

Dolares Ibarruri ile ilk tanışıklığımız İspanyol halkının mücadelelerine yazılı olarak tanıklık ettiği, otobiyografi niteliğindeki yapıtı “Faşizmi Ezeceğiz” ile başladı.

Dolares kitabında İspanya işçi hareketinin gelişimini ve iç savaşta Cumhuriyetçilerin yenilgi nedenleri  üzerinde duruyor. Halk cephesinin başarısızlığını iç savaş öncesinde orduyu ve Franco’yu yeterince  değerlendirmeme, iç uyumsuzluk, Sosyalist Başbakan Cabellero’nun kendi solundakilere karşı, anarşistlerin eylemleri, halkı seferber etmede Cumhuriyetçi Partinin isteksizliği gibi nedenlere bağlar. Komünistlerin hatalarını ise genç bir parti olarak siyasi tecrübesizlik, güçlü bir aydın kadrodan yoksun olma, sendikalarda yeterince güçlü olmama ve bunların sonucu olarak Halk Cephesi içinde yeterince etkili olmama biçiminde ortaya koyar. Her satırında İspanyol halkının, enternasyonalizme inanan ve Komintern’in çağrısıyla faşizme karşı omuz omuza çarpışmaya gelen Uluslararası Tugay’a mensup gönüllü askerlerin yiğitliğinin, onurun tarihinin savunuluşunu anlatan bu yapıtı okumalısınız.

Okumalısınız ki bir Bask şarkısında geçen “Biz tutsak edilmeden önce,nehirler denizi kızıla boyayacak kadar çok soylu kanla akacaktır” mısralarının hikayesini bilesiniz. 

Nâzım Hikmet İstiklal şiirinde “İnsanın yurdu bir kat daha kendinin olur toprağına, suyuna karıştıkça kanı. Yaşanmış sayılmaz zaten, yurdu için ölmesini bilmeyen millet”  diyor. İspanya’nın nehirlerinde, toprağında İspanya halkının kanı vardır ve İspanya halkı yaşamıştır.
1 Nisan 1939’da bir ses yankılandı Han Pasado (Geçtiler), ve Madrid sokaklarında en güzel şeylerimizi: ümidi, hasreti, hürriyeti ve çocukları boğan bir ordu vardı. 

Yağmurlu bir nisan akşamı haktan bahseden namuslu insanlar yenildiler, karanlık mahzenlerinde şehrin, cellatlara gün doğdu.Dollares İbarruri ve 1942’de Stalingrad’da hayatını kaybeden oğlu İspanyol komutan Ruben’in anısına saygıyla... Bir daha Han Pasado sloganı duymamak umuduyla “Venceremos”(kazanacağız).

www.evrensel.net