Rusya bölgede yükselen güç

Rusya bölgede yükselen güç

Arap coğrafyasında 7 yıldır devam eden krizden Rusya’nın kazançlı çıktığı ifade ediliyor.

Ali KARATAŞ

Arap coğrafyasındaki gazetelerde yaklaşık yedi yıldır devam eden krizlerden esas kazançlı çıkan gücün Rusya olduğu değerlendirmesi yer aldı. Coğrafyanın önemli gazetelerinden Rai al Youm başyazısında “Ortadoğu bölgesi; gelecek on yıllarda denklemleri çoğaltacak, yeni bir siyasi ve güvenlik sistemi ortaya çıkaracak önemli Jeosiyasi değişimlere şahit oluyor” dedi. Gazete Rus lider Vladimir Putin’in, bölgenin lideri haline geldiğini iddia etti ve kısa süre içinde Amerikan yenilgisinin doğurduğu boşluğu birden fazla cephede Rusya’nın dolduracağını ifade etti.

KÜRDİSTAN REFERANDUMU

Rai al Youm gazetesi “Kürtler, Kerkük’ün  ‘kutsalları’ olduğunu söylüyor. Onlara göre başkenti olmadan Irak Kürdistanı’nda bağımsız bölge olamaz” dedi ve yakın zamanda  Kerkük nedeniyle  çatışmaların yaşanacağını ifade etti.

GAZZE MESELESİ

Geçen hafta Filistin’de Hamas ile El Fetih’in, Gazze’nin kontrolüne dair anlaşmazlıklarını sonlandırmak için yürüttükleri görüşmelerde sonuca ulaşılmıştı. İki örgütün yıllardır süren anlaşmazlığı gidermesine arabuluculuk yapan Mısır hükümeti, görüşmelerde anlaşmaya varıldığını açıkladı. Mısır’ın başkenti Kahire’de perşembe günü varılan uzlaşmaya göre, Filistin bölgeleri birlik hükümeti en geç 1 Aralık’a kadar Gazze’nin kontrolünü devralacak. Al ahram gazetesinin baş yazısında Mısır’ın bu görüşmelerdeki rolüne değiniyor

TÜRKİYE İDLİB’TE

TSK birlikleri İdlib’e konuşlandırıldı. Erdoğan, YPG’ye Türkiye’nin güney sınırında Akdeniz’e ulaşan bir “terör koridoru” oluşturmasına izin vermeyeceğini tekrarladı.


SUUDİ ARABİSTAN VE RUSYA

Abdulbari Atwan / Rai al Youm

Ortadoğu bölgesi; gelecek onyıllarda denklemleri çoğaltacak, yeni bir siyasi ve güvenlik sistemi ortaya çıkaracak önemli jeosiyasi değişimlere şahit oluyor.

Rus lider Vladimir Putin, bölgenin lideri haline geldi. Kısa süre içinde Amerikan yenilgisinin doğurduğu boşluğu birden fazla cephede doldurabildi.

Amerika’nın Ortadoğu’daki geleneksel müttefikleri Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Türkiye, Ürdün; Moskova ile askeri ve ekonomik ilişkilerini geliştirmek için hızlı bir arzu gösteriyor. İki ülkenin tarihinde bir ilk olan  Suudi Arabistan’ın kralı Süleyman Bin Abdulaziz’in büyük bir heyetle Rusya’ya gerçekleştirdiği ziyaret sadece on milyarlarca dolarlık fırsatların ortaya çıkmasıyla sonuçlanmadı. Dünyanın en büyük iki petrol üreticisi arasında stratejik işbirliğinin oluşması ilk gerçek adım oldu.

Bölgedeki üçgen Rusya, Türkiye ve İran’dan oluşuyor. Bu üçgen Amerika’nın önderliğindeki batının bölgeye egemenliğinin sonlandığını gerçeğini yansıtıyor. ABD’nin liderliği aşınıyor ve sonuna yaklaşıyor. Bu sonucu çıkarmak için Suudi kralının ziyaretin bir ayrıntısından söz etmek yeterli. Hedeflere ulaşmak için yüksek hassasiyette yetenekli Rus “S-400” füzeleri satın almak ve yerleştirmek için anlaşma imzalandı. Riyad’ın füze savunma sistemlerinin alınmasını onaylamasına Amerika kaygılı bir şekilde tepki gösterdi. Ziyaret, konuşulması gereken bir çok durum bıraktı.

Başkan Putin yukarıda adı geçen üçgene bir ayak daha eklemek istiyor; Suudi Arabistan. Böylece ittifak kareye dönüşecek. Lakin bu ittifak; İran ile Suudi Arabistan arasında bir barış olmadan ve aralarındaki ilişkideki gerilimi düşürmeden mümkün gözükmüyor.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov’un, ülkesinin İran ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkileri normale döndürmeye aracılık etme konusunda çarşamba günü yaptığı açıklamayı garipsemedik. Geçmişte iki ülkenin bir araya gelmesi birkaç sefer denendi. Lakin bu girişimler başarıyla sonuçlanmadı.

Suudi Arabistan’ın şu anki en büyük çıkmazı Yemen. Belki de çıkış yolu Yemen’de çatışan diğer taraf olan İran’la güçlü ilişkileri olan Moskova’da olabilir.


TSK İdlib'de asker konuşlandırdı.

TÜRKİYE İDLİB’E ASKER KONUŞLANDIRDI

middle-east-online.com

Suriyeli Kürt milislerin genişlemesini önlemek için düzinelerce Türk askeri İdlib’e konuşlandırıldı.

Türkiye, cuma günü yaptığı açıklamada, büyük çapta cihatçıların kontrolündeki kuzeybatı bölgesinde savaşı durdurmak için bir gerilimi düşürme bölgesi kurma çabalarının bir parçası olarak Suriye’nin İdlib eyaletinde onlarca askerini konuşlandırdığını duyurdu.

Asker bulundurmanın amacının, ABD tarafından desteklenen ancak Ankara tarafından “terörist” sayılan Suriye Kürt militanlarının genişlemesini önleme amaçlı olduğu ortaya çıktı. Hürriyet gazetesinin Cuma günkü haberine göre, özel kuvvetler dahil olmak üzere 100’den fazla asker ve 30 zırhlı araç İdlib’e girdi. Önümüzdeki günlerde ise daha fazla asker gönderilebileceği tahmin ediliyor.

500 ASKER

Rus askeri polisi üç bölgeyi izliyor.  Bu bölgeler Şam yakınlarındaki Doğu Gota’da, Humus’un merkezinde ve güney Suriye’nin bir bölümünde bulunuyor.

Yerel basında çıkan haberlere göre, Türk ordusu tarafından toplam 14 gözetleme noktası kurulacak, 500 kadar Türk askeri İdlib’e konuşlandırılacak.

BAŞKA BİR SAVAŞI TUTUŞTURABİLİR

Türk askeri güçleri en son ağustosta Türkiye Suriye’nin kuzeyindeki cihatçı ve Kürt militanlara karşı sekiz ay süren Fırat Kalkanı operasyonunu başlattığında Suriye’ye girdi.

Türkiye’nin ana kaygılarından biri, Türkiye içinde isyan hareketini sürdüren PKK ile bağlantılı olduğunu söylediği Suriye Kürdistan Halk Koruma Birimlerinin (YPG) genişlemesi.

Erdoğan, YPG’ye Türkiye’nin güney sınırında Akdeniz’e ulaşan bir “terör koridoru” oluşturmasına izin vermeyeceğini defalarca tekrarladı.

Operasyona katılan isyancı grup Liwa al-Moutassem’in üst düzey yetkililerinden Mustafa Sejari Twitter’da yaptığı açıklamada, Türk askerinin konuşlandırılmasının “bölgenin bombalanmasını önlemeye ve bölgedeki (Kürt) bölücülerin yolunu kesmeye” yönelik olduğunu belirtti. YPG ise Türkiye’yi, milislerin kontrolü altındaki komşu bölge Afrin’e karşı tehdit eden hamleler yapmakla suçluyor. YPG twitter hesabında “Afrin kuşatması başka bir savaşı tutuşturabilir” diye yazdı.


IKBY referandumu

KÜRDİSTAN VE SAVAŞ

Başyazı / Rai al Youm

Belki de Irak Kürdistanı’ndaki referanduma ve siyasi sonuçlarına dikkat yoğunluğu hafifledi. Başka herhangi bir olayda olduğu gibi ilk başta manşetleri doldurdu, sonrasında kademeli olarak iç sayfalara çekildi. Lakin belki de daha riskli olan, fiili olarak gerçekleşmemiş olan askeri boyuta taşınması. Bu düşünceye yol açan Irak merkezi hükümetinin ve Kürdistan bölge yönetiminin askeri yığınak yaptığı Kerkük. Kürtler, Kerkük’ün  “kutsalları” olduğunu söylüyor. Onlara göre başkenti olmadan Irak Kürdistanı da bağımsız bölge olamaz. Bundan dolayı o vilayetteki egemenliklerini ölümüne savunacaklar. “Ölüm” büyük olasılıkla bu savaşa katılan herkes için söz konusu olacak.

Irak Başbakanı sayın Haydar el Abadi, “siyasi söylemin ötesine geçme ve bölgeye askeri saldırıda bulunma” niyetinde olmadığını söyledi. Lakin Kerkük’ün çevresine yapılan askeri yığınaklar bunun tamamen aksini söylüyor. Özellikle Irak resmi güçlerinin, Irak birliklerinin çökmesiyle IŞİD’in 2014 Haziranı’nda Musul’u  istila etmesinden sonra Kerkük de peşmergelerin eline geçen bazı bölgeleri alması eşliğinde.

Irak Askeri Komutanlığı bugün Kerkük’e girilmesi için büyük bir yığınağın yapılmasını emrettiğini söyledi. Bu emrin sayın el Abadi’den gelip gelmediğini ve onun siyasetine karşı bir isyan olup olmadığını bilmiyoruz.

Irak’ın farklı gruplarından oluşan ama çoğunluğu Şii olan Haşd al Şabi, fırtınaya katılmak ve petrol kuyularına hakim olmak için binlerce kişiyi Kerkük’e doğru kaydırıyor.

Bölgesel yönetimin lideri Mesud Barzani’nin başyardımcısı Hemin Hawrami, Irak ordusundan ve Haşd el Şabi’den gelecek herhangi bir saldırıya karşı Kerkük’ü savunmak için on binlerce Kürt askerinin Kerkük’e yerleşmiş durumda olduğunu söyledi.

Kerkük Araplardan, Kürtlerden, Türkmenlerden, Asurilerden ve diğer kesimlerden oluşmuş karışık bir şehir. Referandum Irak anayasasına ve Bağdat’taki merkezi hükümetine meydan okuyarak yapıldı. Sayın Barzani “şehrin Kürt kimliği ve Kürdistan bölgesinin bir parçası olduğu” noktasında ısrarlı. Günlük olarak Ceyhan boru hattı üzerinden yarım milyon varilden daha fazla petrol ihraç ediliyor. Referandum macerasından sonra şimdi Kerkük’te savaş kumarı oynanıyor. Sonuçların daha kötü olması uzak bir ihtimal değil. Çünkü sadece Araplar, Türkler, Sünniler ve Şiiler hareketlenmiyor. Suriye, Irak, İran ve Türkiye kuzeydeki bölgesel yönetime karşı ayakta.


Mahmud Abbas

MISIR’IN FİLİSTİN VE SURİYE’YE İLGİSİ

Başyazı / al Ahram

Mısır’ın Fetih ve Hamas arasındaki uzlaşmayı sağlamaya yönelik samimi çabaları sonuçlandı. Ulusal uzlaştırma hükümetinin Gazze Şeridi’ni yönetme işlevlerini yerine getirme yolu açıldı. Onlarca yıldır ezilen Filistin halkının acısını hafifletmek için yıllarca sürecek yeni bir işbirliği anlaşması başlatmak için önemli bir adım atıldı.

Mısır, olumlu bir düşünceyle her iki kesimin Filistin ulusal çıkarına öncelik veren delegelerine Fetih ve Hamas hareketlerine olan derin takdirini dile getirdi. Bu da anlaşmanın önünü açtı.

Mısır, bölünmeyi sona erdirmek için gerçek bir irade sahibi olan Cumhurbaşkanı Mahmud Abbas’a teşekkür etti. Mısır, Filistin’in ulusal bütünlüğünün sağlanması için mümkün olan her şeyin yapılması mecburiyetinin bilincindedir.

www.evrensel.net