‘Kreş yardımı’ nedir, ne değildir?

‘Kreş yardımı’ nedir, ne değildir?

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının Dünya Bankası, TÜSİAD, Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) ve Anne Çocuk Eğitim Vakfı (AÇEV) ile hayata geçirdiği “Çalışan kadınlara kreş” projesinin ilk sinyallerini verdi. Projenin ayrıntıları henüz ortada olmasa da Bakan Yardımcısı Aşkın Asan’ın yaptığı aç

Sevda Karaca

Buna göre devlet tarafından verilecek kreş yardımından şu koşullarda yararlanılabilecek:
* “Çalışıyor” olmak şartı var.
* Başvurular Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına yapılacak. Bakanlık, başvuruları “Sosyal Yardım Bilgi Sistemi” (SOYBİS) çerçevesinde, başvuran kişinin gelir düzeyine göre değerlendirecek. Bir çeşit “gelir-ölçer” olarak nitelendirilebilecek bu sistemle, kişinin bilgilerine erişilip, gelir durumu 0 ile 100 puan arasında belirlenecek. Puana göre yardım yapılacak.
* Gelir puanlamasıyla belirlenen yardım çalışan kadınların 0-5 yaş arasındaki çocukları için verilecek.
* Yardımın ne kadar olacağı henüz belli değil. Bakan Yardımcısı Aşkın Asan, AÇEV’in 300 TL önerdiğini, ancak henüz bakanlığın kesin karar vermediğini söyledi.
* Yardım, doğrudan kreşe ödenecek. Planlanan kreş yardımı çerçevesinde artacak kreş ihtiyacı için ise kadın kooperatifleri kullanılacak. Bunun için Kooperatifler Kanunu’nda değişiklik yapılacağını belirten Aşkın Asan “Kadın Kooperatifleri’nin cazip hale getirilmesi ile birlikte bu kooperatifler eliyle her mahallede kreşler açılmasının planlandığını, böylece kadın istihdamına da ciddi bir katkı sağlanacağını” dile getirdi.
Projeyi bakanlıkla beraber yürüten sivil toplum kuruluşları, bianet’e yaptıkları açıklamada, iki senedir çalışma yaptıklarını, kendi önerileriyle bakanlığın yaptığı açıklamaların uyuştuğunu söylüyor. Ancak gelir durumu şartını bakanlığın eklediğini, kendi modellerinin her gelir grubundan kadını kapsadığını ifade ediyorlar. Proje kapsamında verilecek yardımdan ilk etapta 700 bin kadının yararlanacağı öngörülüyor.
Kafalarda soru işareti yaratan noktalar ise şöyle:
* AKP hükümeti döneminde daha çok yaygınlaşan “evden çalışma, esnek çalışma, çağrıya bağlı çalışma vs.” gibi süreksiz, güvencesiz ve kayıt dışı çalışan kadınlar bu projeden ne kadar yararlanabilir?
* Kadınlara yönelik kreş desteği nasıl finanse edilecek?
* Bakım hizmetini verecek kreşlerin niteliği ve standartları nasıl belirlenecek? Denetim nasıl yapılacak?
Hükümetin “kadın istihdamını artırma” söylemi yeni değil. 2008 yılından beri çalışma yaşamına dair yapılan düzenlemelerde işverenin üzerindeki yükümlülüklerin kaldırılması, işverene yapılan teşvikler ve fon aktarımları hep bu söylem altında meşrulaştırılmaya çalışıldı. Bir yandan kamu kurumlarında bile kreşlerin kapatıldığı, diğer yandan İş Kanunu’nda yapılan değişikliklerle kreş zorunluluğunun neredeyse ortadan kaldırıldığı, teşvik paketleriyle kadın işçilerin tüm giderlerinin devlet kasasından ödendiği bir süreçte işverenin kadınları istihdam etmemesinin en önemli gerekçelerinden biri olarak “Kadın işçinin masraflı olmasını” gerekçe göstermek ne kadar anlaşılır?  “devrim niteliğinde” diye anlatılan kreş yardımı kadınların mı yoksa patronların mı yararına? Uzun vadede kadın istihdamı ve kadınların çalışma yaşamındaki hakları için ne ifade eder? Sendikacı, hukukçu ve akademisyen kadınlara sorduk. İşte yanıtlar:

HAKKI YARDIMA ÇEVİRMEK KİMİN İŞİNE GELİR?

Bilge Çoban (DİSK Kadın Komisyonu Üyesi)

Son dönemde yapılan değişikliklerle önce kreş açma yükümlülüğü “Hizmet satın alabilme” olanağına çevrildi, arkasından İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası ile iyice törpülendi. Hükümet, bir yandan yılların mücadelesinin kazanımı olan “İşverenin kreş yükümlülüğünü” adım adım kuşa çevirirken, diğer yandan sanki bir lütufmuşçasına hakkı “yardıma” çevirmesi ise oldukça manidar. Kreş hakkı kazanılmış bir “haktır”, kreş yükümlülüğünün yerine getirilmemesi “suçtur”, denetlemeyen-cezalandırmayan-göz yuman hükümet de “suça ortaktır”. Kolektif bir hakkın bireysel bir yardıma dönüşmesi kadın emekçiler açısından uzun vadede yarar değil zarar getirir.
Gelir puanlaması sisteminin ne şekilde gerçekleşeceği, kadını sadece devletin bekası için ailenin bir parçası olarak gören zihniyetin kadınların eşlerinin gelirlerini de bu hesaplamaya dahil edip etmeyeceği şimdilik belirsiz. Yine bugün ülkemizde kadınlar çoğunlukla merdiven altı işyerlerinde kayıt dışı istihdam edilmekte, evden çalışma ve esnek çalışma gibi süreksiz, güvencesiz çalışma koşulları içinde bulunmakta. Bu bile düşünüldüğünde düzenlemenin ne kadar sınırlı sayıda kadına ulaşacağı görülüyor. Sosyal devlet olmaktan çoktan vazgeçmiş hükümetin kadın istihdamını artırmaktan çok, var olan koşullarda işverenlere maliyetlerini azaltacak yeni açılımlar sunduğu ortada.
Kreşin işyerlerinde denetlenebilir ve uygulanabilir olması kuşkusuz kadınların istihdama katılımı için çok önemli bir unsurdur ve bizim öncelikli taleplerimiz arasındadır. Bugün çalışan kadınların ihtiyacı olan da tüm işyerlerinde, kadın-erkek çalışan sayısına bakılmaksızın kreşlerin açılması, kreş uygulamasında işverenlerin sorumluluklarının göz ardı edilmemesi ve cezai yaptırımlarının artırılması, denetleme mekanizmalarının artırılması, buna uygun düzenlemelerin gerçekleştirilmesidir.

KREŞ DESTEĞİ TAM ZAMANLI KADIN İSTİHDAMINI ARTIRIR

Prof. Dr. Gülay Toksöz (Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi)

Projenin ayrıntılarını henüz bilmiyoruz ancak bu doğrultuda atılacak adımların kadın hareketlerinin talepleri sonucu olduğunu görmemiz gerekir. Kadınlar nitelikli bakım hizmetlerinin esas olarak kamu tarafından sunulmasını, sadece çocuklarla sınırlı olmamasını ve yaşlıları da kapsamasını istiyor. Ancak karma modeller söz konusu olabilir ve özel sektörün sunduğu kreş hizmetlerinden de yararlanılabilir.  
Görüldüğü kadarıyla verilmesi düşünülen kreş yardımı hizmetin piyasadan satın alınmasına yönelik olacak. Ancak özel sektörün sunduğu hizmetin kalitesinin yüksek olmasını sağlamak, bunun için denetlemek ve bu denetimi yapacak ilgili kamu kurumlarını görevlendirmek gerekiyor. Kreş desteğinin sunulması çalışma yaşamına tam zamanlı işlerde girecek kadın sayısını artıracaktır. Her ne kadar son düzenlemelerle kadın istihdamını artırmak için esnek çalışma öngörülse bile geniş bir kadın kitlesinin tam zamanlı işler üzerinden istihdamda yer alacağı bir gerçek. Dolayısıyla kreş ihtiyacı her zaman var olacak.
AKP Hükümetinin bu dönemde kadın istihdamının artırılmasından yana söylemleri daha çok AB’ye uyum sürecinin bir gereği. Ulusal İstihdam Stratejisi’nde ise bu artışın kadınların esnek çalışma biçimlerinin desteklenmesiyle olacağını söylüyorlar. Yani kadınların geleneksel iş bölümü çerçevesinde hem ev ve bakım işlerinden sorumlu olacağı hem de iş gücü piyasasına evden veya geçici veya kısmi zamanlı çalışma biçimleriyle katılarak “aile bütçesine katkı yapacağı” bir istihdam biçimini destekliyorlar.

KREŞ BİREYSEL DEĞİL SOSYAL BİR HAKTIR

Necla Akgökçe (Sendikal Güç Birliği Platformu Kadın Koordinasyonu Üyesi)

Bu proje hazırlanırken bu işin muhatabı olanların, işçilerin, sendikaların, sendikalarda kadın çalışması yapanların görüşlerine başvurulmadı. Hükümetin sosyal taraflardan anladığı işveren örgütleri ya da onlara yakın olan kadın örgütleri. İşveren örgütleriyle hazırlanan bir taslağın kadın işçilerin lehine olabileceğini düşünmek safdillik olur. Nasıl işvereni yükümlülüklerinden arındırıp, kıdem tazminatını bireyselleştirip, özel sigorta şirketleri ve patronlara ek finansman sağlıyorlarsa, burada da aynı şeyi yapıyorlar, sermayeye ek finansman sağlıyorlar.
Deneyimlerimizden öğrendiğimiz şu; kadınlar işyerlerinde olan ya da işyerine yakın olan kreşleri tercih ederler hep. Hizmet satın alma ise kadınların yaşamını zorlaştırıyor. Verilen para ile istediğiniz nitelikte hizmet satın alamayabilirsiniz ya da bu hizmet mekan olarak size çok ters bir yerde olabilir. Mahallelere kreş açılması olumlu bir şey, tabii bu kreşlerin açılma ve kapanma saatleri ile kadınların çalışma saatlerinin uygun olması şartıyla.
Biz Sendikal Güç Birliği Kadın Koordinasyonu olarak kreş hakkının kolektif haklar çerçevesinde bir sosyal hak olarak ele alınması gerektiğini düşünüyoruz. Hükümetin gelir puanlama sistemi ile bazı kadınlara verdiği, kimi kadınlara aile geliri düşünülerek vermediği bir kreş yardımı manalı değil. Bu tür düzenlemelerle devlet işverenleri finansal yükümlülüklerinden kurtarmaya çalışıyor, kadını yine emek alanında görünmez kılıyor.

KADINLARA DEĞİL, SERMAYEYE AVANTAJ

Doç. Dr. Melda Y. Öztürk (Ondokuz Mayıs Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi)


Kadınların istihdama katılmasının önündeki başlıca engel çocuk bakımı olduğundan, kreş desteği ilk bakışta olumlu bir gelişme. Ancak, bu uygulama kadın hareketinin talebini karşılamaktan hayli uzak. Destek için kadının “çalışması” yeterli koşul olarak sunuluyor, ancak çalışmadan kasıt, büyük olasılıkla, kayıtlı, tam zamanlı çalışmadır. Kadın istihdamı kayıtsız işlerde yoğunlaştığından, pek çok kadın bu uygulamadan yararlanamayacak. Konulan hedef kadın istihdamını artırmaktır, ancak talebimiz, sosyal güvence ile iş güvencesinin sağlandığı istihdamdır. Ayrıca, kadınların bu destekten yararlanıp yararlanamayacağı gelir düzeyi tespitine göre belirlenecek. Gelir düzeyinde kriter ne olacak bu belli değil. Öte yandan, hane içinde gün boyu çalışan, çocuklara, kocalara, yaşlı ve hastalara bakan kadınlar bu uygulamanın bütünüyle dışında kalıyor.
Sermaye esnek çalışma biçimleri ya da ihracat sektörleri için ucuz kadın emeğine ihtiyaç duyuyor. Türkiye’de kadınların istihdama katılım oranı epeyce düşük; çalışmayan “potansiyel” kadınlar, Ulusal İstihdam Strateji Belgesi’nde de belirtildiği üzere, sermaye için bir avantaj. Bu kadınları istihdama çekmek için çeşitli politikalar geliştirilecektir. Kreş yardımını bu çerçevede bir politika olarak görüyorum...

“KREŞ HAKKI” ADIM ADIM GERİ ALINIYOR

Av. Devrim Avcı

İş Kanunu’nda kreşlerle ilgili düzenleme “Gebe veya Çocuk Emziren Kadınlar İçin Yönetmelik” başlıklı 88. maddede yer alıyor. Madde başlığından da anlaşılacağı üzere, bu konu, Kanunda bir yönetmeliğe atıf yapılarak düzenlenmekte. Kanunun bu maddesinde, 2008 tarihinde 5763 sayılı Torba Yasa ile değişiklik yapıldı ve işyerlerinde ne suretle emzirme odaları veya çocuk bakım yurdu (kreş) kurulması gerektiğinin yanı sıra işverenlerin hangi hallerde dışarıdan hizmet alabilecekleri belirtildi. Yani işverenin yükümlülüğü gevşetildi.
Yönetmeliğe göre emzirme odaları için, yaşları ve medeni hallerine bakılmaksızın 100-150 arası kadın işçinin işyerinde çalışıyor olması gerekliyken, bu sayı çocuk bakım yurtları yani kreşler için en az 150.
Emzirme odalarının işyerlerine en çok 250 metre uzaklıkta kurulması zorunlu iken, kreşler açısından, işyerine yakın olması temenni ediliyor ve eğer yurt işyerine 250 metreden daha uzaksa işverene taşıt sağlamak yükümlülüğü getiriliyor. Ayrıca işverenlerin ortaklaşa oda ve yurt kurabileceğine ya da bir yurtla anlaşabileceğine dair ibare de var. Oda ve yurtlardan işyerinde çalışan kadın işçilerin çocukları ile erkek işçilerin annesi ölmüş veya velayeti babaya verilmiş çocukları faydalanabiliyor.
İş Kanununun 88. maddesine dayanarak düzenlenen bu madde yeni çıkan 6331 sayılı yeni İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile yürürlükten kaldırıldı. İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’nun geçici 2. maddesinde ise şöyle bir ‘çözüm’ bulunmuş: “4857 sayılı Kanunun 77, 78, 79, 80, 81 ve 88. maddelerine göre yürürlüğe konulan yönetmeliklerin bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri, bu Kanunda öngörülen yönetmelikler yürürlüğe girinceye kadar uygulanmaya devam olunur.” Yani yeni yönetmeliğe kadar, kreşlerle ilgili 2004 tarihli yukarıda bahsettiğimiz yönetmelik uygulanacak.
Ancak, yeni yönetmeliğe ilişkin bir çalışma görünmüyor. Bunun yerine ‘Kreş parası devletten’ gibi çeşitli projeler üzerinden faaliyet yürütülmesi bizleri endişelendiriyor. Yani kadın işçiler için daha geri patronlar içinse daha ileri bir yönetmelik sürpriz olmayacak. (KIRKYAMA)


KAYNAK, İŞSİZLİK FONU MU OLACAK?

Kreş yardımı tartışması 2008 yılında yine gündeme getirilmişti. “Annelik Fonu” adıyla tanıtılan paketin AKP Kadın Kolları, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından ortaklaşa yürütüldüğü, o dönem çıkarılan İstihdam Paketi’ne ekleneceği ifade edilmişti. 2008 yılında tartışılan pakette yardım kaynağının nereden bulunacağına ilişkin tespitler çarpıcı:
“Çocuk başına 300 YTL’lik kaynağın oluşması için çalışan annenin maaşından da yüzde 15 kesinti yapılabilir. Geri kalan kaynak için işveren, sendika, odalar ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Fonu’ndan kesinti yapılabilir. İşsizlik Fonu’ndaki kaynaktan da yeni fona para aktarılabilir”.

www.evrensel.net