Ekim Devrimi'nin 100. yılında eğitim ve çalışma yaşamı

Ekim Devrimi'nin 100. yılında eğitim ve çalışma yaşamı

Bursa'nın Nilüfer ilçesinde yapılan 'Ekim Devrimi'nin 100. yılında eğitim ve çalışma yaşamı' başlıklı panelde Nuray Sancar ve Özgür Müftüoğlu konuştu.

Büşra SARAY
Bursa

Bursa’nın Nilüfer ilçesinde “Ekim Devrimi’nin 100. yılında eğitim ve çalışma yaşamı” konulu panel-forum düzenlendi. Nilüfer Konak Kültürevi’nde düzenlenen panelde gazetemiz yazarı ve EMEP Genel Başkan Yardımcısı Nuray Sancar ile KHK ile ihraç edilen Akademisyen Özgür Müftüoğlu katıldı. Sinevizyon gösterimiyle başlayan panelde Ekim Devrimi ve süreci, eğitim sistemindeki dönüşümler ve Ekim Devrimi’nin günümüze etkileri ele alındı. Sovyet Devrimi’nin hiçbir zaman bir kaza ya da dünyanın o zamanki özel koşullarından ortaya çıkmış toplumsal bir dönüşüm olmadığını vurgulayan Sancar, “Geleceğimiz 1917 Ekim Devrimi'nde yazıldı” dedi.

Kapitalist üretimde bir tarafta üretim araçlarının sahipliği öbür tarafta da emek olduğunu vurgulayan Özgür Müftüoğlu da, “Önemli nokta ise emek buradan çıktığı zaman sistem çöker. Yani 1917 Ekim Devrimi’nde görüldüğü üzere işçi sınıfı tarihi değiştirme gücüne sahiptir” diye konuştu.

‘EĞİTİMDE İKTİDAR ELİYLE DÖNÜŞÜM YAŞANIYOR’

Panelin moderatörlüğünü yapan  Eğitim Sen Bursa Şube Başkanı Atakan Erdağı, açılış konuşmasında ülkede eğitimde iktidar eliyle bir dönüşüm yaşandığını ifade etti. Bu dönüşümün somut yansımalarının müfredatın değiştirilmesi, laik ve bilimsel eğitimden uzaklaşılması olduğunu ifade eden Erdağı, kapitalist toplumun ekonomik anarşisinin bugün yaşadığımız kötülüklerin ana kaynağı olduğunu ifade etti ve bu kötülükleri saf dışı bırakacak tek yolun toplumsal hedeflere yönelmiş bir eğitim sisteminin eşlik edeceği sosyalist ekonominin kurulmasından geçtiğine vurgu yaptı.

‘ÇÜNKÜ BİZİM GELECEĞİMİZ 1917 EKİM DEVRİMİ'NDE YAZILDI’

Nuray Sancar ise Ekim Devrimi’nin öneminden bahsederken “Her toplumsal kesim, her toplumsal sınıf geçmişteki olaylara bakarak birtakım sonuçlar çıkarır ve bu çıkardığı sonuçlar da onun gelecekte ne yapmak istediğiyle ilişkilidir. Eğer sömürüden, baskıdan, zulümden kurtulmak isteyen bir sınıfa mensupsanız bunu nasıl yapacağınıza dair verileri geçmişe bakarak anlamaya çalışıp hedef belirlersiniz” şeklinde konuştu.

Sovyet Devrimi’nin hiçbir zaman bir kaza ya da dünyanın o zamanki özel koşullarından ortaya çıkmış toplumsal bir dönüşüm olmadığını vurgulayan Sancar, geleceğimizin 1917 Ekim Devrimi'nde yazıldığına değinerek eğer içinde bulunulan kötü koşullara, sömürü ve baskılara karşı mücadele edilmesi isteniyorsa, sosyalizmi hedef alarak ilerlenmesi gerektiğinin altını çizdi.

‘İŞÇİ SINIFI TARİHİ DEĞİŞTİRME GÜCÜNE SAHİPTİR’

Emekçilerin kapitalizmde birbirleriyle mücadele etmek yerine bir araya gelip mücadele etmeyi keşfettiklerini belirten Özgür Müftüoğlu da, bunun üzerinden de burjuva sınıfının karşısına bir “sınıf” olarak çıkıp mücadeleyi yürüttüklerine dikkat çekti.

Kapitalizmin beraberinde ciddi bir sömürüyü de getirdiğini söyleyen Müftüoğlu, “Kapitalist üretimde bir tarafta üretim araçlarının sahipliği öbür tarafta da emek var. Önemli nokta ise emek buradan çıktığı zaman sistem çöker. Yani 1917 Ekim Devrimi’nde görüldüğü üzere işçi sınıfı tarihi değiştirme gücüne sahiptir” diye konuştu.

www.evrensel.net