‘Emevi camisinde Esad’la namaz’

‘Emevi camisinde Esad’la namaz’

Arap coğrafyasında bu hafta Suriye savaşının sonlanması, Rakka ve İdlib'in durumu ve Erdoğan'ın Beşar Esad politikası öne çıkan gündemler oldu.

Ali KARATAŞ

Ortadoğu’da bu haftaki gelişmelerde Suriye yine öne çıkan gündemler arasındaydı. Astana’da görüşmelerin altıncı turunda önemli gelişmeler yaşandı. Rusya el Youm haber sitesi, yayınladığı haber analizde gerilimi azaltma/çatışmasızlık bölgelerindeki son anlaşmayı krizi çözmede “bir dönüm noktası” olarak nitelendirdi. Yazıda, altı ay sürecek olan anlaşmanın, çatışmanın tarafları bakımından bir “test” olduğu ifadeleri yer aldı.

Arap dünyasının tanınmış yazarı Abdulbari Atwan, YouTube kanalında yaptığı haftalık değerlendirmesinde, Suriye savaşının sonlandığını ve Rakka ve İdlib’in tamamen kurtarılmasının artık bir zaman sorunu olduğunu savundu. Değerlendirmelerinde Türkiye’nin pozisyon değiştirdiğini ve Rusya’ya yaklaştığı tespitini yaparken bunun önemli bir sonucunun Türkiye-Suriye yakınlaşması olacağı değerlendirmesine yer verdi. Bu yakınlaşmanın sonucu olarak Atwan; “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, Şam’ın kalbindeki Emevi camisinde namaz dileğini gerçekleştirmesinin uzak bir ihtimal olmadığını düşünüyorum. Tabi sağ tarafında Başkan Beşar Esad ve solunda ise meşhur beyaz takkesiyle Suriye Müftüsü Şeyh Hassun’la” dedi.

Rai al Youm gazetesi ise Astana görüşmelerine paralel olarak cihatçıların İdlib’teki şemsiye örgütü Heyet Tahril el Şam’ın dağılmaya başladığını yazdı.

DEYRİZOR: İHTİLAFLI PLANLARIN SAVAŞI

Arap basınının diğer önemli gündem maddesi yine Suriye’nin Deyrizor kentindeki gelişmeler. Kürt güçleri, Rusya uçakları ve Suriye rejim güçleri tarafından Fırat’ın doğusunda saldırıya uğradıklarını açıkladılar. Rusya saldırıyı inkar etti ve saldırının “olanaksız” olduğunu söyledi. Al Kuds al Arabi gazetesi, bu kentteki gelişmeleri “ihtilaflı planların savaşı” olarak nitelendirdi. Gazetede yer alan haberde, “Görüntüde Deyrizor’daki savaş IŞİD’ın kovulmasına yönelik. Ama gerçekte savaşın bir tarafında Rusya’nın desteklediği Suriye iktidarı, diğer tarafında ABD’nin desteklediği Suriye Demokratik Güçleri ve aşiretlerin ajanları savaşıyor” ifadelerine yer verildi.

El Hayat gazetesi, Suriye Demokratik Güçlerinin bombalanmasını “Bombalamalar Kürtlerin 'sınırını' çiziyor” başlığıyla duyurdu.


SURİYE SAVAŞI BİTMİŞTİR

Abdulbari ATWAN

Bugün ortaya çıkan soru; “Suriye savaşı bitti mi, bitmedi mi?”

Ben, bu soruyu evet olarak cevaplıyorum. Savaşın bitmiş olması bir çok nedene bağlı. Bunlardan birincisi Suriye ordusunun yıllar boyu süren direnci, birçoklarının beklediği gibi çözülmemiş olması. Diğer bir neden ise Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın pozisyonundaki büyük değişim. Bu değişim Rus tilkisi Vladimir Putin’den yana.

RAKKA SON BÜYÜK ÇATIŞMA

Suriye’de savaşın bitmeye yakın olduğunu ifade ederken ne demek istediğimi açıklayayım: Suriye ordusunun Rakka’nın ve 50 binden fazla vatandaşın üzerindeki kuşatmayı kırması, Suriye krizindeki son büyük çatışmadır. IŞİD’in başkenti olan Rakka, Suriye ordusu ve Suriye Demokratik Güçlerinin sürdürdükleri operasyonla düşmek üzeredir. İki taraf da kente ilerleyişini sürdürmekte. Geri alınması meselesi artık haftalara değil günlere bağlı bir mesele.

EL CULANİ YANLIZLAŞIYOR

IŞİD ve İslami cemaatlerden söz ederken son konuşacağımız büyük il, önceki adı el Nusra olan Heyet Tahrir el Şam’ın hakimiyetinde olan idlib.

Astana’nın altıncı turunda, garantör devletlerden üçü; Rusya, İran ve Türkiye, İdlib’e askeri güç göndermede ve Heyet Tahrir el Şam’dan kurtarmada anlaştı. Birkaç günden bu yana örgütte parçalanma başladı. Türkiye’nin emriyle birçok örgüt Heyet Tahrir el Şam’dan çekildi. Muhammed el Culani, kendine bağlı kuvvetlerle beraber Türk, İran ve Rus güçleriyle tek başına karşı karşıya kaldı. Peki tek başına direnç gösterebilecek mi? Bence çok uzun bir süre direnç gösteremeyecek. Büyük ihtimal el Culani, örgütü dağıtarak, eğer kendisine izin verilirse, Türkiye’ye siyasi sığınma isteyecek.

TÜRKİYE’NİN POZİSYONUNDA DEĞİŞİM

Burada en önemli nokta Türkiye.

Türkiye, Suriye ayaklanması başladığından bu yana ayaklanmanın yanında durdu. Milyarlarca doların akmasına olanak sağladı. Kendi topraklarından IŞİD’e, ÖSO’ya, el Nusra’ya ve diğer silahlı gruplara katılan on binlerce kişinin geçişine izin verdi. Türkiye, çok büyük bir değişim yaşadı. Vladimir Putin, Erdoğan’ı mekanının batı değil doğu olduğu konusunda ikna etti. 2.5 milyar dolar değerinde S-400 füzelerinin alınması, Türkiye’nin pozisyonundaki değişimin canlı örneği. Vladimir Putin’in, gelişmiş füzeleri NATO üyesi bir ülkeye stratejik ortaklıkla ilgili güvence almadan satabileceğini düşünmüyorum. 

UFUKTA TÜRKİYE-SURİYE YAKINLAŞMASI VAR

Erdoğan pozisyonunu değiştirdi ve doğuya yönelmeye, batı ve NATO’ya karşı da sırtını dönmeye karar verdi. Bana göre değişimin sonucu Suriye-Türkiye yakınlaşması olacak. Sorun sadece zaman sorunu. Türkiye’de yayınlanan Hürriyet gazetesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Putin’in aracılığıyla başkan Esad’la gizlice buluştuğunu yazdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kazakistan dönüşünde bu haberi yalanladı. Erdoğan, Putin’in müttefikleriyle İran’la, Hizbullah’la, Irak’la bugün daha yakın bir durumda.

(BM Suriye Temsilcisi) Steffan de Mistura savaşın bittiğini söyledi. ABD’nin son Suriye büyükelçisi Robert Ford açık bir şekilde savaşın bittiğini ve İran ve Suriye’nin kazandığını ifade etti. Suriye şimdi yeni bir mücadelede yeniden imar edilme mücadelesine girmiş bulunuyor.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Şam’ın kalbindeki Emevi camisinde namaz dileğini gerçekleştirmesinin uzak bir ihtimal olmadığını düşünüyorum. Tabii sağ tarafında başkan Beşar Esad ve solunda ise meşhur beyaz takkesiyle Suriye Müftüsü Şeyh Hassun’la. Bütün işaretler Suriye’de savaşın bittiğini veya sonuna yaklaştığını söylüyor.


SURİYE BARIŞ SÜRECİ HEYETLERİ, GERİLİMİ AZALTMA BÖLGELERİNDE

Rusya el Youm

Suriye barış sürecinin garantör ülkelerinden biri olan Rusya, gerilimi düşürme bölgelerindeki son anlaşmayı krizi çözmede “bir dönüm noktası” olarak görüyor. Bu arada Suriye, anlaşmanın kriz anlaşmasındaki taraflar için bir “sınav” olacağını açıkladı.

Savaşın parçaladığı Suriye’de barış anlaşmasının üç garantör ülkesi -Rusya, İran ve Türkiye- cuma günü Kazakistan’ın başkenti Astana’da İdlib’deki gerilimi düşürme bölgesinin nihai sınırları ile ilgili bir belge imzaladı. Başlangıçta Moskova tarafından önerilen, dört ana gerilimi düşürme bölgesinin sonuncusu, İslam Devleti teröristleri (IŞİD) ve el Nusra Cephesi dahil olmak üzere aşırılık yanlısı grupları ılımlı muhalefetten ayırmaktadır.

Önümüzdeki altı ay boyunca, Rusya, İran ve Türkiye kuvvetleri, ateşkesi devam ettirmek ve terörle mücadele etmek için İdlib eyaletini izleyecekler; Rusya ise güneydeki alandan sorumlu olacak.

Astana kaynaklı haberler, Rusya’nın Suriye Özel Elçisi Alexander Lavrentiev’in, “Bunu bir dönüm noktası olarak görüyoruz. Gerilimi azaltma bölgelerinin oluşturulması, insanların zihninde bir dönüm noktası olarak algılanıyor” dediğini aktardı.

Bununla birlikte Rus delegasyonu başkanı, teröre karşı mücadelede bütün güçleri birleştirmek için yapılacak çok iş olduğunu söyledi. Lavrentiev’e göre, silahlı Suriyeli muhalifler barış görüşmelerine katılıp Rus-Türk-İran girişimini memnuniyetle karşılasalar da katılımları konusunda herhangi somut bir garanti vermediler.

‘KRİZ ANLAŞMASI TARAFLARINA YAPILAN BİR TEST’

Suriye hükümetinin başmüzakerecisi Beşar Caferi, Astana görüşmelerini takiben RT Arap muhabirine verdiği demeçte, Rusya-Türk-İran anlaşmasının, barış anlaşması garantörleri (özellikle Ankara) için altı ay süren bir sınav olacağını söyledi.

Astana’daki müzakereler, Birleşmiş Milletler himayesinde Suriye hükümeti ile Suriye muhalefetinin uzlaşmasına zemin hazırlamayı amaçlayan paralel Cenevre barış sürecini de etkiliyor.

BM’nin Suriye elçisi Steffan de Mistura, RT’ye verdiği demeçte “Her şeyden önce, Cenevre’de... konuşmaya devam edeceğiz, sadece konuşmayacağız, bu koalisyonun doğal bir sonucu olarak insani boyutla ilgili önlemler alacağız. Bu koalisyon ne kadar fazla olursa bu insani erişim o kadar çok olur” dedi.


SURİYE DEMOKRATİK GÜÇLERİNDEN ŞAM’A UYARI

Middle East Online

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Şam’ı, Deyrizor’da kırmızı çizgileri geçmemesi konusunda uyardı. Kentin askeri konseyi kurtuluştan sonra Deyrizor’da petrol bölgelerinin yönetimini alacaklarını ilan ederek Esad’ın halkı yönetmek için uygun bir lider olmadığını belirtti.

Deyrizor’daki askeri konseyin başkanı Ahmet Abuhavla, Suriye hükümetinin Suriye’nin doğusunun kontrolünü yeniden ele alma girişiminin bir parçası olarak Fırat nehrini geçmesine izin vermeyeceklerini söyledi. Ancak uluslararası koalisyon adına Perşembe günü konuşan bir Amerikan sözcüsü, SDG’nin Deyrizor’a girmeyeceğini açıkladı.

Deyrizor Askeri Konseyi güçleri, bir hafta önce başlatılan saldırıdan beri Fırat nehrinin doğusundan Deyrizor’a doğru yaklaşıyor. Suriye hükümet güçleri de Rus hava ve İran bağlantılı militanların desteği ile aynı anda Deyrizor’a batıdan ilerliyor. Geçen hafta Suriye rejim güçleri IŞİD’in Deyrizor kentindeki kuşatmasını kırmıştı. Kent, IŞİD’in son temel dayanak noktası. Fırat nehri tarafından bölünen bölge, petrol bakımından zengin ve Irak sınırına bitişik durumda. Rusya’nın ve AB’nin desteklediği IŞİD’e karşı savaşan iki ayrı güç Deyrizor’la karşı karşıya. Fırat nehri iki tarafı ayıran bir çizgi oluşturuyor.


HEYET TAHRİR EL ŞAM ÇÖZÜLÜYOR

Rai al Youm
Başyazı

Astana’da perşembe günü yapılan altıncı ve belki de son tur toplantılarına eş zamanlı olarak birçok Selefi örgütün şemsiyesi olan Heyet Tahrir el Şam arasında bölünmeler artıyor. İdlib kentinde gerginliğin azaltılması meselesi gündemin üst sıralarını işgal ediyor.

16 gruptan oluşan, binden fazla savaşçısı olan ve üçüncü büyük grup olarak nitelendirilen özgür ordu, hareketten ayrıldığını açıkladı. Nureddin Zengi ve Fetih Cephesi’ne yönelmesi, bünyesini küçültmesi ve başlangıcına dönmesi anlamına geliyor.

Türkiye iktidarının, güçlü etkisi nedeniyle Heyet Tahrir el Şam’ı parçalayan bu bölünmenin arkasında olması uzak bir ihtimal değil. Böylece İran, Suriye, Rusya ve Türkiye’nin bir cephe açması halinde terör listesinde yer alan bu örgüt, en az insan maliyetiyle tasfiye edilecek. Astana görüşmelerine uygun olarak idlib ilinde ateşkes sağlanacak.

 

Son Düzenlenme Tarihi: 18 Eylül 2017 06:14
www.evrensel.net