Karahan: Temiz madencilik iddiası doğru değil

Karahan: Temiz madencilik iddiası doğru değil

Yeşil Artvin Derneği Başkanı Neşe Karahan, Artvin Cerattepe'deki çevre talanını Evrensel'e anlattı.

Volkan PEKAL
Artvin

Geçen ay bir grup gazetecinin Artvin Cerattepe bölgesinde yaptığı incelemenin ve madenin yarattığı tahribatı gözler önüne seren haberlerinin ardından şirket, maden sahasını daraltacağını ve su kaynakları, yerleşim yeri, turizm alanını kapsayan 2 bin hektarlık alanın ruhsat alanının dışına çıkarılacağını açıklamıştı. Cengiz Holdinge bağlı Eti Bakır yetkilisinin “Çevreyi kirletmeyeceğiz ve madene karşı çıkışlar hiçbir temele dayanmıyor.” açıklamalarını sorduğumuz Yeşil Artvin Derneği Başkanı Neşe Karahan, maden çıkarılmaya başlandıktan sonra ruhsattan çıkarılacağı söylenen alanların da mahvolacağını belirterek Artvin’in üstündeki zenginlikleri kullanmak varken geleceğe bırakacakları yaşam alanlarının yok edilmesine karşı mücadele etmeye devam edeceklerini söyledi. 

Yeşil Artvin Derneği Başkanı Neşe Karahan

4 bin 406 hektarlık alan içerisinde 3 mahalle, KaFkasör turizm alanı ve içme su kaynaklarının olduğunu ifade eden Karahan, şimdiden yaratılan kirliliğin iddiaları yalanladığını söyledi. Şirketin 22 hektarlık alanla başlayarak daha sonra aldığı ÇED raporuyla 240 hektara çıkardığını, daralma gibi bir niyetlerinin olmadığını ifade eden Karahan, Güney vadisine açtıkları galeri ile Hatlia Vadisi’ndeki derelerin kirlendiğini, madenin altındaki mahallenin toz ve gürültüden şikayetçi olduğunu belirterek “Temiz madencilik yapılıyor diye lanse edilen iddialarla halkı kandırmaya devam ediyorlar.” dedi.

‘TURİZM ALANINDAN VAZGEÇMEDİLER’

Cerattepe’den vazgeçmediklerini ifade eden Karahan, daha önce bölgede faaliyet yürütmeye çalışan iki şirketin de ilk girmeye çalıştığı yerin Cerattepe olduğunu hatırlattı. Bugün dava konusu olan alanın kapalı işletme olduğunu ifade eden Karahan, “Ruhsatları altın, bakır, gümüş ve çinko üzerine. En altta yoğun bakır rezervi var. Onun üstünde gümüş ve bakır, en üstte de altın var. Bu yüzden altın için açık işletme yapmak zorundalar. Bütün şirketler önce açık işletme yapacağız dediler. Bu firma da açık işletme için dosyalarını bekletiyor. Bugüne kadar dava konusu hep kapalı işletme oldu. ‘Üstteki bakırdan vazgeçtik en alttaki bakırı alacağız’ diye kandırmaya çalıştılar. ‘Açık işletmeyi ne yapacaksınız?’  diye sorduğumuzda ‘Sonra bakacağız’ diyorlar. Sonrası ne? 240 hektara çıkardıklarına göre açık işletme de hazır” dedi.

‘ELMA KURDU GİBİ BİR YERDEN GİRELİM DİYORLAR’

Kapalı işletme de olsa madenciliğin Artvin’e zarar vereceğinin hukuksal ve bilimsel olarak kanıtlandığını ifade eden Karahan, “2 bin hektardan vazgeçseler ne olacak? Ayrıca şirket yetkilisinin biz vazgeçiyoruz demesi ile vazgeçilmiyor. Bu 3’üncü şirket. Ruhsat alanı bu kadar. Vazgeçseler de geçmeseler de değişen bir şey yok. Elmanın kurdu gibi ‘Bir yere gireyim, öbür yerlere de girerim’ diyorlar.” dedi. 
Önceki şirketlerin kuzeydeki galerisinin devam ettiğini, ayrıca güneye de galeri açıldığını dile getiren Karahan, “Güney vadisine açtıkları galeri ile Hatlia Vadisi’nde Gavur Deresi’ni hemen kirlettiler. Bu sadece toprak değil. Derenin yüzü kimyasallarla doluydu. Derenin kirlendiğini bilmediklerini söylediler. Resmi kurumlara yaptığımız başvuruya ‘Her şey doğru yapılıyor’ diye cevap aldık.” ifadelerini kullandı. 
Artvin’in olağanüstü bir doğası olduğunu ifade eden Karahan, Artvin’de 25 bin insanın hem yaşamı için hem de dünya mirasını gelecek kuşaklara aktarmak için mücadele ettiğini söyledi. Kafvkasör Arena’nın Artvin’in boğa güreşlerinin yapıldığı alan ve nefes alma yeri olduğunu ifade eden Karahan, “Bakır rezervi ile boğa güreşi alanının arası 500 metre. Çok yakın. Bu mesafede turizm alanının zarar görmemesi gibi bir şey olabilir mi?” diye sordu. 

‘YUKARIDA NE OLURSA BİZİ ETKİLER’

Artvin’in üst tarafının orman olduğunu dile getiren Karahan, “Bütün sularımız oradan geliyor. Orada ne olursa bizi de etkiler. Sadece insanlar değil, yabani hayatın da içme suyu oradan geliyor. Hatila Milli Parkı’nın sınırını 1992’de çalışma yapılırken maden izni vermek için geri çekmişler. Hatila Milli Parkı’nın içinde olması gereken bir alan. Şimdi sınırında, etkilenmemesi mümkün değil” dedi. Hatlia Milli Parkı’nda saf Kafkas arı ırkının bulunduğunu ve yöre halkının geçim kaynağı olduğunu ifade eden Karahan, maden yerine arıcılığa yatırım yapılmasının madenin üstünde getirisinin olacağını belirterek, arıcılığın devlete bırakacağı miktarın madenin getireceği gelirden 40 kat fazla olacağını söyledi. 

‘İNSANLIK ADINA DOĞRU KARAR VERSİNLER’

Rize İdare Mahkemesinin Cerattepe’de madencilik yapılabileceğine yönelik Danıştayın onayladığı kararını adil yargılama yapılmadığı gerekçesi ile Anayasa Mahkemesine taşımaları ile ilgili sorularımıza da yanıt veren Karahan, “Artvin’de maden yapılamayacağı şeklinde karar veren mahkeme üyeleri değiştirildikten sonra bütün kazanımlarının tersine döndü. Ancak hukuksal yollardan vazgeçmek istemiyoruz. 22 hektarlık alanın 240 hektara çıkarılmasına da dava açtık. Yine Rize İdare Mahkemesine dava açmak zorundayız. Kendi geleceklerini de yok ediyorlar. Dileriz hem ettikleri yemine, aldıkları eğitim ve insanlık adına doğru kararlar verirler. Umudumuzu hiçbir zaman kaybetmedik. Artvin halkı gelecek kuşaklara bırakması gereken dünya mirası için mücadelesini sürdürecektir. Başka bir dünya yok. O yüzden bu vahşeti durdurma zorundayız” dedi. OHAL’in süreci nasıl etkilediğine dair sorularımıza da cevap veren Karahan, Valiliğin koyduğu yasakların hâlâ devam ettiğini ifade etti ve “Her ay yasaklar tekrar ediliyor. İnsanları kıpırdayamaz hale getirip şirketin yukarıda rahat çalışmasını amaçlıyorlar” dedi.  

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.