Anadolu parsını en son görenler örgütü

Anadolu parsını en son görenler örgütü

Dersim aşığı Kemal Özer Tunceli Eminyetinde 'örgüt üyesi' şüphesi ile gözaltında. Özer’in üyesi olduğu örgütün adı bile ödlerini patlatır oysa...

Özer AKDEMİR

Gecenin bir vakti gelen telefondaki heyecanını bilirim ben Kemal Özer’in. “Hoca, sana birazdan göndereceğim fotolara bayılacaksın” diyen sesindeki muzip tını aramızdaki kadim bir şakadan kalmadır. O bana “Çok geziyorsun, kıskanıyorum seni” der, ben de ona.

Benim gezdiğim yerler onun gezdikleriyle kıyaslanamaz oysa. O Dersim’in, Munzur Vadisi’nin eşsiz güzelliklerini gezerdi karış karış. Ben memlekette ne kadar çevre sorunu olan yer, ekoloji mücadelesi alanı varsa oraları. Bu yüzdendir ki ona gezip gördüğüm yerlerin sadece güzelliklerini gösteren fotoğraflarını gönderirdim hep. Kaz Dağı’ndan bir ormanın uğultulu gölgeleri, Karadeniz’de bulutların vadiye pamuk gibi yayıldığı yeşil bir yayla, Ege’de derin bir kanyonun içinde nazlı nazlı akan suyun kıyısındaki antik kentin buluntuları, hâlâ ayakta kalmış 2 bin yıllık bir köprü ya da Samson Dağı’nın Kurşunlu Manastırı taraflarında hiç acele etmeden yürüyen bir kaplumbağanın fotoğrafı gibi.

Bu fotoğraflar işin reklam kısmıdır oysa. Kemal Özer fotoğrafların dışındaki görselleri de en iyi bilen gazetecilerdendir. Maden yaraları, yanmış ormanlar, suları kirlenmiş bir dere, yaralı bir hayvan, örselenmiş bir çiçek, talan edilmiş tarih, kirletilmiş gökyüzü...

Kemal’in gönderdiği fotoğraflarda ise güzellik ve hüzün iç içedir. Objektife meraklıca bakan bir yaban keçisinin daha geniş açıdan çekilmiş fotoğrafında hayvanın sarp kayalıklarda değil beton baraj gövdesinde dolaştığı görülecektir. Ya da bu barajın sularında yüzerek karşı kıyıdaki yaşam alanına ulaşmaya çalışan bir geyikle, iş makinelerinin gürültüsünden kaçacak yer arayan anne ayı ve iki küçük yavrusunun tedirginliği, korkusu, kederi yansır fotoğraflardan.

Yine de çoğu fotoğrafında henüz insan elince kirletilmemiş bir coğrafyanın güzelliklerini görürüz. Karlı buzlu doruklardan süzülüp gelen berrak suları, bu suların suladığı çimenliklerde yayılan keklikleri, ceylanları, karların içinde açan sümbülleri, kardelenleri, ya da güneşe tersten bakarak gülümseyen endemik ters laleleri doyumsuz bir özlemle seyredersiniz.

Bazı fotoğraflarında ise insan öyküleri gizlidir. Munzur Dağlarında yaylacı küçük bir çocuğun utangaç bakışı, parmağı ağzında şaşkın gülümseyişi, ya da yanındaki babanın çaresizliği, dertleri yüklenişi içinize işler. Çocuk her haliyle çocuktur fotoğrafta, baba yaşama tutunmaya çalışırken karşısına çıkan sorunlardan bezmiş, kavga yorgunu. Az ötede ise bir koyun sürüsü keyifli keyifli otlamaktadır.

Dersim’in baş eğmez vadilerinde, Munzur’un doruklarında epeyce ağır fotoğraf makinesi ve tripotu ile dolaşan bir gazetecinin zamana, yaşama tanıklığını okuruz haberlerinde onun. 50’li yaşların ortalarına gelen Kemal Özer’deki o coşku genç meslektaşlarına bile taş çıkartan cinstendir. Bu heyecan ben kendisini tanıdım tanıyalı hiç bitmedi, aksine her geçen gün daha da arttı, arttı...

Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Boğalı köyü Karagöz Deresi kıyısında ölü olarak bulunan Anadolu parsı cesedi Kemal Özer’in en büyük gazetecilik başarılarından birisidir. 1960’lardan bu yana görülmeyen, literatüre ‘nesli tükenen tür’ olarak geçen Anadolu parsının, Dersim coğrafyasında yaşadığının en önemli kanıtını sundu bizlere. 

Başka bir gün onun Munzur’un 3468 metre yükseklikteki Akbaba Dağlarına tırmanışının haberi, görüntüleri gelir önümüze. 2015 yılında keşfedilen buzulu 10 saatlik bir yolculuğu göze alarak görüntüleyen, buz gibi sularından içen, üzerinde televizyonu için anons yapan bir Kemal Özer vardır karşımızda.

Buzul çekimleri dönüşünün gecesi, yorgun argın arayıp dağın doruğunda, buzulun yanı başındaki duygularını, gördüklerini anlattığı telefonunu da unutamam Kemal’in. “Müthiş bir şeydi. Ayaklarımızın altında eriyip akan derenin sesini duyuyordum. Yerin, karın buzun altında gürül gürül akan bir dere…”

Tam bir Dersim aşığıdır Kemal Özer. Munzur’un karına buzuna, sularına hayrandır. Bütün hayvanlar dostudur onun. Ayısını kardeşi, kekliğini yoldaşı, geyiğini çocuğu gibi sever. Objektifiyle onları korkutmaktan çekine çekine görüntüler. Seyahat halinde çekim yaparken otomobili ‘dur dur’ diye çığlık çığlığa durdurup, yolun öbür tarafındaki tepede gördüğü ayıyı fotoğrafladıktan sonra “hey broo broo nasılsın looo” diye ayıyla sohbet girişimi de unutulmaz bir Kemal Özer klasiğidir.

Dersim aşığı, bilgesi, doğa dostu olduğu için birçok gazetecinin gitmeye cesaret edemediği, üşendiği yerlere hiç yüksünmeden koşarak gider Kemal Özer. Bu yüzden de kaçak avcıların kara listesindedir adı hep. Kimi zaman hakaret telefonları alır, kimi zaman kent merkezinde aleni tehdit edilir kaçak av haberleri nedeniyle. Buna rağmen Pembelik Barajının ortasında mahsur kalan ailenin dünyaya açılan sesidir, dostudur Kemal Özer. İliç’teki altın madeninin yarattığı doğa yıkımının birinci elden tanığıdır.

Şimdi bu yazı yazılırken Tunceli Emniyetinde hücrede tutuluyor. Bir haber için gittiği Ovacık ilçesinin dönüşünde jandarma tarafından gözaltına alınıp Tunceli Emniyetine teslim edilen Kemal’e “örgüt üyesi” suçlaması yapılıyor.

Kemal Özer, Dersim doğasının, yaban yaşamının, HES’lere, madenlere karşı direnen insanının habercisidir. Üyesi olduğu örgütün adını söylesek ödleri patlar; Anadolu parsını en son görenler örgütü...

www.evrensel.net
ETİKETLER Kemal Özer