'Kiralık, Satılık' sergisi Protocinema Hamursuz Fırını’nda

'Kiralık, Satılık' sergisi Protocinema Hamursuz Fırını’nda

İstanbul’da gerçekleşen yeni bir kentsel dönüşüm sürecine farklı zaman eksenlerinde yanıt vermeyi amaçlayan 'Kiralık, Satılık' sergisi kapılarını açtı

Protocinema Hamursuz Fırını’nda Ani Çelik Arevyan, Antonio Cosentino, Gülşah Mursaloğlu, ve İstanbul’un Sesleri projesinin çalışmalarının yer aldığı grup sergisi “Kiralık, Satılık” sergisiyle kapılarını açtı. Sergi, İstanbul’da gerçekleşen yeni bir kentsel dönüşüm sürecine farklı zaman eksenlerinde yanıt vermeyi amaçlıyor.  Çıkış noktası Beyoğlu ve çevresindeki boş dairelerin ve mağazaların camlarındaki “kiralık” ve “satılık” ilanları olan serginin küratörlüğünü Protocinema ve İbrahim Cansızoğlu birlikte üstleniyor. 

ANLAŞILMASI ZOR VE ZAMANSIZ SORULAR

Kiralık Satılık, eski Hamursuz Fırını’nda, mevcut kentsel dönüşümü çeşitli nedenleri ve sonuçlarıyla birlikte, görsel tasavvur yoluyla, şehre ait sesleri dinleyerek ve maddesel olanın değişimini takip ederek inceliyor. Antonio Cosentino İstanbul’u ikiye bölen hayali bir duvarın belirişinden sonra olanları anlattığı kısa öyküsüyle serginin anlatısını kuruyor.  Cosentino’nun hikayesi Berlin ve İstanbul’dan topladığı şişe kapakları, çeşitli objeler, çizimler ve bir okuma köşesiyle oluşturduğu yerleştirmenin parçalarından biri.  Birbirlerinin içinden türeyen tüm bu parçalar gelecek belirsiz zamanlara yönelik bir tereddüdü de barındırıyor. Ani Çelik Arevyan yeni serisi “Olduğu Gibi”den seçtiği diptik fotoğraflarıyla geçmişe bakıyor.  İşlerini yaratma sürecini fotoğraf çekmekten çok fotoğraf yapmak olarak tanımlayan Arevyan, bu serideki imajları hayatından parçalar içeren dağınık bir film şeridi gibi görüyor.  Sanatçı bu seride uzun yıllar boyunca farklı şehirlerde çektiği fotoğraflardan oluşan arşivinden seçtiği görüntüleri yan yana getiriyor.  Bu eşleşmeler tanınma ve yer değiştirme anlarını çağrıştırırken, henüz cevaplanmamış, anlaşılması zor ve zamansız sorular soruyor.         

KİREÇTAŞI VE MERMERLE HEYKELLER 

Gülşah Mursaloğlu’nun sergi için ürettiği “Yılanlı Sütunun Etrafında Yüzyıllardır Süregelen Dolanmalar”  (2017) isimli işi sanatçının kalsit, kireçtaşı ve mermerle oluşturduğu heykel yerleştirmelerinden oluşuyor ve tarihsel bağlamı içinde kentin dönüşümünün materyal boyutunu inceliyor. Aynı kimyasal bileşenlerden oluşan bu materyaller değişen süreler boyunca maruz kalınan farklı atmosferik basınç derecelerini gösteriyor. “İstanbul taşı” olarak da bilinen kireçtaşı şehirde bolca bulunan bir maden olmanın yanı sıra Bizans döneminden beri sıklıkla inşaat malzemesi olarak kullanılmakta.  Mursaloğlu, yerleştirmede diğer gündelik malzemelerle birleşen bu materyallerin dönüşümünü zamanın getirdiği başkalaşımı görünür kılan estetik araçlarla inceliyor.  “Kiralık, Satılık” sergisindeki tüm işler mekanı İstanbul’un Sesleri projesi arşivinden seçilen seslerle paylaşıyor. Koç Üniversitesi’nden Pınar Çevikayak Yelmi tarafından projenin danışmanlığı yürütülüyor. İstanbul’un Sesleri projesi ile şehrin günlük yaşayışının ve geleneklerinin işitsellik açısından ele alınması, şehre özgü akustik değerlerin korunması ve şehrin akustik dokusunu sergi yoluyla sunarak bu değerlere olan farkındalığın artırılması amaçlanıyor.  Yelmi ve Yantaç tarafından tasarlanan interaktif yerleştirme Kakare tarafından geliştirildi.

ADRİAN PACİ’NİN YENİ FİLMİ INTERREGNUM

Protocinema’da, Adrian Paci’nin yeni filmi Interregnum yarın izleyicilerle buluşacak. Buluntu görselleri bir araya getiren film ile Paci, güç ilişkileri, teatrallik, yas tutma, kayıp ve yokluk kavramlarını inceliyor.

Cızırtılı, grenli görseller bizi farklı zaman ve mekanlara götürür. Filmde ilk önce siyah & beyaz, daha sonra da renkli görseller akar. Bu işin merkezine kaybettiğimiz kişiler değil, yaşayanlar konmuştur. Paci, kamusal alanda yas tutmakta olan, kederli yüzleri gösterir, göz yaşı döken yüzler ardı ardına görülür. Bu insanları birbirine bağlayan tek şey yaşadıkları kayıptan dolayı tecrübe ettikleri acı ve ıstıraptır. Interregnum’da farklı kültürlere, sosyal sınıflara, dini gruplara ait ölüm ritüelleri aralıksız olarak gösterir. Asya’dan Avrupa’ya birçok farklı yere ait ritüeller gösterilirken yirminci yüzyılın değişik anlarına da seyahat edilir. Sanatçı bu videoda resmi devlet kanallarından ve ulusal televizyon yayını arşivlerinden görüntüleri derler. Kamusal alanda yas tutmak ne demektir? Yasın performansının gerçekleştirilme biçimleri, toplumları nasıl etkiler? Ölümden sonra ölenin yokluğu geride bıraktığı toplumda nasıl hissedilir?

Interregnum, izleyicileri potansiyel empati ile sarmalarken aynı zamanda eleştirel düşünceye de alan açar. (KÜLTÜR SERVİSİ)

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.