Göç mevsimi

Göç mevsimi

Leyleklerin, Hasankeyflilerin ve yörüklerin hüzünlü göç mevsimi başlıyor. Özer Akdemir göçe tanıklıklarını yazdı.

Özer AKDEMİR

Sabah erken saatte, Büyükada'daki çadır kampımızı çevreleyen uzun çamların üstündeki gökyüzünde birden bire yüzlerce leyleğin süzüldüğünü görmek hepimizi şaşırttı. Şaşırmayan sadece çadır komşum Bursa DOĞADER Başkanı Caner Gökbayrak idi. Meğer dünden beri gözlüyormuş leylekleri. "Dün akşama doğru bu kadar değillerdi ama sabah sayıları bir hayli arttı. Bir grubu termali yakalayıp gitti ama bu kalabalık sürü epeydir dolanıyor" dedi.
Kahvaltıdan önce Aya Yorgi tepesine yürümek istedik birkaç kişi. Kiliseye kadar yaklaşık 1-1,5 kilometrelik epeyce dik bir yokuşu tırmanmamız gerekiyordu. Serin bir ada sabahında o dik yokuşu, başımızın üzerinde dönen leyleklerin eşliğinde, deniz ve çam kokuları içerisinde yürümek bize çok da yorucu gelmedi. Karşıda, boğazın ötesinde, sabah güneşi ile yıkanan İstanbul'un güzelliğini içimize sindirerek tırmandık tepeye.
Aya Yorgi'ye yaklaştıkça yüksek çamların bir kısmı aşağımızda kaldı. İşte o zaman yüzlerce leyleğin döne döne gelip bu çamların tepesine konduğunu, bir süre dinlenip yeniden havaya süzüldüğünü gördük. Çamların tepesinde yeşilin üzerinde beyaz lekeler gibi görünüyordu leylekler.
Leylek sürülerinin havada süzülmesini izlerken her 2-3 dakika da bir alçalan uçaklara endişeyle bakıyorduk. Sabiha Gökçen'e doğru inişe geçen uçaklarla leylekleri aynı fotoğraf karesi içerisinde yakalamaya çalışırken çok da zorlanmadık. Büyükada milyonlarca yıldır, Ağustos ayının sonları ile birlikte kuzeyden - Doğu Avrupa'dan güneye göç eden bu leyleklerin geçiş güzergahı, aynı zamanda dinlenme/beslenme noktalarından birisiydi.
Bugün Sabiha Gökçen'in uzun beton pistlerinin olduğu yer de bir zamanlar bu leyleklerin göç yolunda durup dinlendikleri Ömerli Meraları olarak bilinirdi.
İstanbul göğü üzerinden bir sıcak hava akımından diğerine geçerek Afrika'nın güneyine kadar uçacak olan leyleklerin geçiş yollarını, göç sırasında durup dinlendikleri sulak alanları, ormanları, gölleri betonlar boğduk yıllar içerisinde. Hiç düşünmedik bizlerden milyon yıl önce buralara konup göçen bu güzelim kuşları.
İstanbul Kuzey Ormanlarına yapımı devam eden üçüncü havalimanı her yıl İstanbul üzerinden göçmek zorunda kalan yaklaşık 800 bin leylek için en önemli darbelerden birisi olacak. Göçüp konacak yer kalmadı neredeyse onlara.
Leyleklerin göç yollarına havaalanı yapanlar sadece leylekleri değil uçak yolcularının yaşamını da tehlikeye attıklarını biliyorlardır elbette. ÇED Raporlarında bu konuyu belirtmek, riskten bahsetmek durumundalar çünkü. Ama rantın tadı bu türden riskleri göz almayı gerektirir onlar için çoğu zaman.
Yine böyle bir leylek göçünün yaşandığı Ağustos 2015 yılında, motorlarında parçalanmış kuş gövdeleri, burnuna çakılmış bir leylek ölüsü ile kalkıştan hemen sonra Sabiha Gökçen'e acil iniş yapmak zorunda kalan Singapur uçağının ardından, 6 kilogramlık bir leyleğin saatte 300 kilometre ile giden bir uçağa 550 kilogramlık bir kuvvetle çarptığını öğrenecektik uzmanlarından...
***
Leyleklere en son kötü haber Kaz Dağlarından. Dağın eteklerindeki, Edremit yakınlarında bulunan kuş göç noktası Dalyaz sazlığı geçtiğimiz günlerde cayır cayır yandı. Yangınlar bir tarafa son 50 yılda Marmara denizi büyüklüğünde sulak alanımızın yok olduğu söyleniyor. Bu sulak alanlar kuşların evi, göç ederken kullandıkları konaklama yerleriydi.
***
Hasankeyf Yaşatma Girişiminin geçtiğimiz günlerde açıkladığı "son durum" raporundan okuyorum; "Hasankeyf ilçesinin yüzde 90 gibi büyük bölümü barajdan etkilenecek, aralarında köy ve mezraların da bulunduğu 199 yerleşim yeri sular altında kalacaktır. Sular altında kalacak yerleşim yerleri Batman’ın Beşiri, Hasankeyf ve Gercüş ilçeleri, Diyarbakır’ın Bismil ilçesi, Siirt’in Merkez, Kurtalan ve Eruh ilçeleri; Şırnak’ın Güçlükonak ilçesi ile Mardin’in Dargeçit ilçesine bağlı köy ve mezralar. Barajın bitmesi ile 10 bini aşkın kişinin büyük kentlere göç edeceği tahmin edilmektedir.”
İnsan yerleşimlerinin 13 bin yıllık bir geçmişi olduğu düşünülen Dicle Vadisi boyunca belki de dünyanın ilk köyleri kurulmuştu. Eğer durdurulamazsa, bir yıl içerisinde ömrü 50 yıllık Ilısu barajının sularına gömülecek 13 bin yıl önceki atalarımızın kurduğu bu ilk köyler. Yarın, topraklarını sulara teslim edip göçmek zorunda kalan insanlar kadar Fırat Vadisindeki barajların suyla doldurması nedeniyle yaşam alanlarından Dicle Vadisi'ne göçen binlerce canlı türünün son sığınakları da yok olacak.
***
Anadolu'nun yüzlerce yıllık göç geleneğinin son temsilcileri Sarıkeçili göçerleri de dertli bugünlerde. Yaylalarını, sürülerin otladığı meraları mesken tutan mermer ocakları 170 yıl önce göçer Yörüklerin yaptığı çeşmenin suyunu kesti geçenlerde. Sarıkeçili Yörüğü Veli Bacak 500 keçisi ile Hacıbaba Dağı’nın başında susuz çaresiz kaldı.
***
İstanbul üzerinde konacak yer bulamayan leylek sürüsü döndü durdu göğün yüzünde. Hasankeyf'te göç hazırlıkları yapan köylünün göz yaşları karıştı Dicle'ye. Torosların başında yanan bir yörük ateşinde susuz kalan keçilerin ağıtları yakıldı geceye, göç mevsiminde...

www.evrensel.net
ETİKETLER Özer Akdemir

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.