Değinmeler 

Değinmeler 

Bir an geliyor, zaman duruyor. Olan karanlık sürüyor. Sonra birden hızlanıp bir anda sabah oluyor. O hızla sabah, anında geceye dönüşüyor...

Adnan ÖZYALÇINER

 

KARARTMA

Koyu karanlık, uykumuzda sürüyor, düşsüz. Uyandığımızda ortalık aydınlık oluyor. Sabahları avunmak için baktığımız ekransa karanlık/karartılmış. Resimsiz.

SUSMAKTAN BAŞKA

Birileri bir şey söylüyor, birileri dinliyor. Ağzı olanlarla kulakları olanların iş birliğinde denilenlere uyuyorlar. Söylenenleri uyguluyorlar. Mis gibi geçinip gidiyorlar böylece. Bu durumda ağzı var, dili yoklar -dilsiz değillerse- kulağı olup ses almayanlar -sağır değillerse- susmaktan başka ne yapıyorlar, ne yapmalılar, söyler misiniz?

DUYULMUYOR

Savaşın karanlığı yerine barışın ak aydınlığını, kara ölüme karşı yaşamı, dirimi, mutluluğu, acıya karşı sevinci, sevgiyi savunan herkesin sesi kısıldı nicedir bağırmaktan. Duyulmuyor artık. 

BELİRSİZLİK

Kara bir trenin içindeyiz. Kadın erkek, yaşlı genç, çoluk çocukla birlikte. Tren son hızla ilerliyor. Nereye gittiği, nerede duracağı, durup durmayacağı, durdurabilecek birinin olup olmadığı belirsiz şimdilik.

ÇÖPLEŞME

Her yer çöl gibiydi. Beklenen hızlı yağmurların ardından ortalık yeşerdi.  Hemen ardından kızgın bir güneş çıktı. Ortalığı kasıp kavurarak bütün bitkileri, bütün yeşili soldurdu. Suları çekilip kurudu her şey. Yeniden çöpleşti.

ROMEO İLE JÜLYET

Romeo ile Jülyet birbirinin kucağında öldü. Birbirlerinin dudaklarındaki zehri içerek. Gövdelerini ayrı katafalklara koyarak birbirlerinden ayırdılar, ruhları birleştirir onları diyerek. Romeo’nun genç yeğeni kanmadı buna. İkisinin ellerini birleştirdi. Parmaklarını birbirine kenetleyerek. Tıpkı evliliklerinin ilk gününde rahibin birleştirdiği gibi.

SÜREN KARANLIK

Bir an geliyor, zaman duruyor. Olan karanlık sürüyor. Sonra birden hızlanıp bir anda sabah oluyor. O hızla sabah, anında geceye dönüşüyor. Süren karanlığa.

TÜKENEN

Kentin ara sokaklarının birinden ötekine geçerek dolaşıyorum. Eskiden çıkmaz sokaklar olurdu. Duvarlarla kesilen, loş sokaklar. Yok hiçbiri. Yerini duvarların kalktığı, koskoca binaların 

-loşluktan çok- karanlıklaştırdığı çıkar sokaklar almış. Çıkılan her sokaktan koca koca binalara, gökdelenlere toslu-yorsun. Kentte kırlara çıkan, denize ulaşan tek sokak kalmamış gibi. Tükenmiş…
 

 

www.evrensel.net
ETİKETLER Adnan Özyalçıner