Cezaevinde işkence: Kameraların olmadığı  yerde dövmüşler

Cezaevinde işkence: Kameraların olmadığı yerde dövmüşler

Maltepe Cezaevinde oğlunun işkenceye uğradığını söyleyen anne Ayfer Altun, gardiyanların oğlunu kamerasız yerlerde işkence ettiğini belirtti.

Gökhan ÇETİN
İstanbul

Bazen sözcükler boğazına düğümlenir. Hissettiklerini anlatacak sözcükler bulamazsın. Çaresizce yapacak bir şeyler ararsın. Ayfer Altun ile ilk karşılaşmamızda karşımda böyle bir anne vardı. Tek çocuğu var Altun ailesinin, Umut Altun...  

Umut Altun 8 aydır cezaevinde. Bir anne için ne kadar da zor olduğunu bir kez daha anlıyoruz; çocuğunun başarılı derslerinden bahsetmek yerine cezaevinde yaşadıklarını anlatmanın.

Ayfer Altun, 5 ayını Maltepe Çocuk Cezaevinde geçiren oğlu Umut Altun’un, doğum gününün ertesi sabahı Metris cezaevine oradan da Silivri 8 nolu F Tipi cezaevine nakledildiğini söylüyor. Umut 1,5 ay tek kişilik hücrede tutulmuş. Ailenin bu sürede yaptıkları tüm başvurular sonuçsuz kalmış. Umut’un tek başına tutulduğu hücresindeki yalnızlığı yine 18 yaşını doldurduğu için Maltepe Çocuk Cezaevinden nakil edilen Murat Yüksel isimli genç ile son bulmuş. 

‘KAMERAYI KAPATTIN’ DEDİLER, MERDİVEN  ALTINDA DÖVDÜLER 

Anne Altun oğlunun yaşadığı son olayı anlatmaya başlıyor. İddiaya göre Umut’un bulunduğu hücreye 16 Ağustos tarihinde 30-40 kişilik gardiyan grubu girerek, çöp kovasını, kameraların kapatıldığı gerekçesi ile almak istiyor. Daha sonra saldırıya uğrayan tutuklu 3 genç çeşitli yerlerinden yaralanıyor. Umut ile aynı hücrede kalan Murat Yüksel ve Musa isimli iki genç çıplak bir şekilde “süngerli oda” denilen yere kapatılıyor. Şiddet burada da bitmiyor. 5 dakika sonra aynı grup bu iki genç tutukluyu burada da darp ediyor. Anne Ayfer Altun yutkunarak ve bazen gözyaşlarına rağmen zorlanarak anlatmaya devam ediyor tek çocuğunun yaşadıklarını. Özellikle merdiven boşluklarında, kameraların olmadığı yerlerde dövmüşler, ters kelepçe takmışlar. “Oğlum dayaktan dolayı bayılmış, ayıldığında ters kelepçe takıldığını fark etmiş” diyor Ayfer Altun. Çocuğunun; vücüdundaki morlukları gösterdiğini, sağ kolunu kaldırmakta zorlandığını, kulağının darbedildiğini ve kaburgalarının ağrıdığını ekliyor.

Umut’un kaldığı hücreye yönelik saldırıdan bir hafta önce yine 9 Nolu F Tipinde başka hücrelere de saldırı yapıldığını öğrendiklerini aktaran Anne Altun, birçok tutuklu ile ilgili “Görüş yasakları var, o yüzden birçoğunun durumu ile ilgili herhangi bir bilgi alınamıyor” diyor. Kendisinin yazdığı mektupların oğluna ulaşmadığını da aktaran Ayfer Altun, aynı şekilde oğlu Umut’un yazdığı mektuplara cezaevi idaresi tarafından el konulduğunu söylüyor. Açlık grevindeki Nuriye ve Semih’e mektup yazan Umut’un üniversiteye hazırlanan bir genç olarak üniversite hayallerinin elinden alındığını yazdığını mektubu da cezaevi idaresi tarafından karalanarak geri verilmiş... 

Anne; çocuklarının kaldığı cezaevini anlatıyor, “Gökyüzünü görmeleri engelleniyor, tel örgüler ile kapatılıyor. Havalandırmalar bile kameralar ile izleniyor” diyor ve sitem ediyor:  “17 yaşında cezaevine atılan Umut 8 aydır 3 sefer hakim karşısına çıktı ve hala bizleri cezaevinde neden kaldığına ikna edecek bir şey söyleyemediler.”   

KİMSE BENİM ANNELİĞİMİ YARGILAYAMAZ

Bir başka anne de Pınar... Pınar’ın 2 çocuğu cezaevinde. Biri endüstri meslek lisesi öğrencisi Maltepe Çocuk Cezaevinde, diğeri Kamu Yönetimi 1. sınıf öğrencisi. Çocukları cezaevinde olan anneler birbiri ile dayanışarak ayakta kalmaya çalışıyor. Umut’un cezaevinde şiddete uğradığını duyunca Ayfer Altun’un yanında olmak istemiş. O da muhabbete dahil oluyor: “Savcı ile görüşemiyorsunuz, gizlilik kararı var deniyor. Gardiyanlar bize suçlu muamelesinde bulunuyor, çocuklarınız iyi çocuklar olmuş olsa burada işleri ne diyorlar.” Sık sık görüş yasağı geldiğini söylüyor Pınar. “Çocuklarımıza özgürlük istiyoruz, çocuklarımızın cezaevinde olmamaları gerekiyordu” diyen Pınar, “Demir parmaklıklar arasında çocuğunu görmek nasıl bir duygu biliyor musunuz?” diye de soruyor. Ve devam ediyor:  “İyi anne baba değilsiniz diyor bize cezaevi görevlileri, kimse benim anneliğimi yargılayamaz. Bu ülkede Kürt olmak Alevi olmak bir suçmuş gibi davranılıyor. Bütün cezaevindeki çocuklar bizim çocuklarımız” diye aynı anda birlikte söylüyor Ayfer ve Pınar. “Ne söyleyeceğimizi bilemiyorum, cümleler yetmiyor. İnsan adını unutur mu? Ben bazen adımı unutuyorum, düşünüyorum adımı hatırlamak için. Biz kendimizi böyle hissederken çocuklarımız içerde ne yaşıyor, ne hisssediyor diye düşündükçe daha da kötü oluyorum. Bu ülkede Adalet yok, adalet olmayan bir ülkede de hiç bir şey olmaz. Oturduğum mahallede birçok yüz kızartıcı suç işlediğini bildiğim insanlar elini kolunu sallayarak dolaşıyor ama bizim çocuklarımız içerde” diyerek yaşananlara tepki gösteriyorlar. “Cezaevlerinde işkence var” diyerek yutkunan Pınar, “17 yaşında çocuğun yeri cezaevi değil, gelecek hayalleri buralarda yok edilmemeli” diyor ve ekliyor: “Bir çocuğun, 17 yaşında bir çocuğun neden cezaevinde olduğunun cevabını kimseden alamıyoruz, dosyada gizlilik kararı var diyerek kestirip atıyorlar.”

‘OĞLUM BİR İFTİRAYA KURBAN GİTTİ’

Tutuklanmasının  arkasında yatan hikaye yine oldukça tanıdık; itirafçı ifadeleri... Anne Altun bu süreci de şöyle anlatıyor; “Daha önce örgüt üyeliği iddiası ile cezaevinde yatan biri tekrar cezaevine girmeme şartı ile eline verilenleri ifade olarak imzalıyor. İtitrafçı gencin bir ay cezaevinde kaldıktan sonra, “Ben sizin söylediklerinizi yaptım, siz de bana sözünüzü yerine getirin” diye mektup yazdığını ve salındığı aktarıyor. İtirafçı olarak ifade verdiği söylenen kişinin mahkemedeki ifadesinde de Umut’u tanımadığını söylediğini aktarıyor anne Altun. “Oğlum bir iftiraya kurban gitti” diyen Ayfer Altun, Cem isimli 16 yaşındaki genç ile oğlunun aynı itirafçı ifadesi nedeni ile 8 aydır cezaevinde olduğunu söylüyor.  Öte yandan günlük gazetelerine de el konuyor Umut Altun’un, okuduğu Cummhuriyet ve Hürriyet gazetesine el konuluyor.

www.evrensel.net