Kadınlara yapılan dayatmaların karşısındayız

Kadınlara yapılan dayatmaların karşısındayız

Şimdi de müftülük yasasıyla karşımıza gelen devlet; gerici zihniyetinden vazgeçmediğini ısrarla göstermektedir


Pınar ÇETİNKAYA
İzmir

İçinde bulunduğumuz OHAL sürecinde kadın hakları ve özgürlüğü konusunda git gide artan saldırılar gerçekleşmekte. Bu saldırılar kimi zaman sokakta şort giydiği için tekmelenen bir kadın, kimi zaman tecavüzlere karşı verilen imtiyazlar, kimi zaman da devlet eliyle çıkarılmaya çalışılan yasalar oluyor. Burada temel problem devlet eliyle desteklenen, adeta teşvik edilen yasalar ve imtiyazlar. Gerici bir zihniyeti gerek okul sıralarında müfredatlara ekleyerek, gerekse kadının toplumsal hayattaki yerinde erkeğe bağlı köle tasviriyle pratiğe dökülmektedir. Taciz, tecavüz, şiddet, çocuk istismarı gibi konular sürekli sıcak bir tartışma halindeyken, devlet şu günlerde bu konulara yeni bir eklemede bulundu. Müftülüklere nikah kıyma yetkisi vermeyi öngören yasa tasarısı ortaya atıldı. Bu mevzu yalın olarak nikahı kimin kıydığı mevzusu değil ardında yatan zihniyet ve sonuçlarda gizlidir. Ülkemizde çok sayıda çocuk istismara uğrarken, 18 yaş altı evliliklere maruz kalırken hiçbir yasal güvence ve hakkı olmadan bu tarz gericiliklerin önü açılmaktadır. Bu kurumun denetimi kimin elinde olacak ki? Tabii ki denetlenemez sonuçlar ortaya çıkaracaktır. Özellikle zorunlu bırakılan kız çocukları ve kadınlar bu senaryonun en can acıtıcı yeri olacaktır. Çünkü ülkemizdeki dini nikahta “istek” sorulmaz. Bir de hukuki olarak her türlü haktan yoksun bırakılan kadınlar olacaktır. Ayrılma durumunda mal bölüşümü, hukuk önünde evliliklere tanımlanan bütün haklar işlevsiz hale gelecektir. Çünkü bu bir denetimsiz, hukuksuz evlilik çeşididir. Kadınları hem ekonomik, hem toplumsal hem de bireysel açıdan güvencesizliğe iten bir nikah yetkisidir bu. Adeta “fıtrat”ına mecbur bırakma propagandasının bir ayağıdır. 

DEVLET GERİCİ ZİHNİYETİNDEN VAZGEÇMEDİ

Bu ülkede devlet eliyle desteklen Ensar Vakfı’nda küçücük çocuklara istismarda bulunulduğunu, her gün yaşça büyük insanların küçücük kız çocuklarını taciz ettiğini hatta aile içinde bile tecavüze maruz kaldığını okuyoruz gazetelerde. Daha önce evlilik yaşını düşürmeyi, tecavüzcüyü aklamayı hedefleyen yasaya karşı binlerce kadın ülkenin dört bir yanında sokaklara akın etti, tepkilerini gösterdi ve yasanın geri çekilmesini sağladı. Şimdi de müftülük yasasıyla karşımıza gelen devlet; gerici zihniyetinden vazgeçmediğini ısrarla göstermektedir. Bu yalnızca bir kadın ve hak mücadelesi değil, bireyin özgürlüğüne ve hayatına doğrudan yapılan bir müdahaledir. Başta kadınlar olmak üzere aslında toplumdaki her bireyin önünde duran bir mücadeledir bu. Bu sebeple istismar yasasında, davalarda gösterdiğimiz mücadelenin direngenliğiyle devletin ısrarına karşı durmalıyız.
 

www.evrensel.net