Fındık milli değil  stratejik üründür

Fındık milli değil stratejik üründür

Dosyamızın 2. gününde Tüm Köy Sen Örgütlenme Uzmanı Sedat Başkavak ve TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi Aslan Soydan'ın yazdı.

Dosyamızın 2. gününde Tüm Köy Sen Örgütlenme Uzmanı Sedat Başkavak yazısına devam ediyor. Fındığın milli değil stratejik ve devlet tarafından desteklenmesi gereken bir ürün olduğuna dikkat çeken Başkavak, bu desteğin şirketler için değil üretici köylüler için olması gerektiğine vurgu yapıyor. Fındığın halen Karedeniz üreticisi için ne kadar önemli olduğuna vurgu yapan Başkavak, TMO ve sözleşmeli üretim tartışmalarına da dikkat çekiyor. 

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Yönetim Kurulu Üyesi ve Perşembe Ziraat Odası Başkanı Aslan Soydan ise 2009 yılından itibaren başlayan serbest piyasanın nasıl tekele dönüştüğünü anlatıyor. Üreticinin umut bağladığı serbest piyasada artık her şeyi bir iki şirketin belirlediğine dikkat çeken Soydan, üreticilerin devlet tarafından desteklenmesi gerektiğini ifade ediyor. 


Sedat BAŞKAVAK
Tüm Köy Sen Örgütlenme
Uzmanı

Son dönemlerin en çok vurgulanan cümlesi ‘fındık milli ürünümüz’ vurgusu. Üreticisinden muhtarına, ziraat odasından ticaret odasına, bakanından başbakanına herkes fındığın ‘milli ürün’ olduğundan bahsediyor. Otuzun üzerinde ülkede tarımı yapılan fındık herhangi bir ülkenin malı yada oraya özgü bir ürün olmaktan ziyade tarımı yapılan bölgenin coğrafi yapısı, iklim koşulları ve ülke ekonomisine katkısı itibariyle ülkemiz açısından milli değil stratejik üründür. Konya büyüklüğündeki Hollanda’da bakliyat stratejik üründür çünkü. Hollanda tarım ürünleri ihraç eden en büyük 3 ülke arasındadır. 112 milyar dolar tarım ürünleri ihracatının içinde yenilebilir tarım ürünleri ihracatının payı 95 milyar dolardır. Biz ise fiyatına göre en az 2 ile 5 milyar dolar para kazandığımız fındığı yok sayar duruma geldik. ‘Mili ürün’ sözleri, Ulusal Fındık Konseyi gibi göstermelik fındık severlikten ziyade üretimin de kapsadığı geniş alan ve bu alanda alternatif ürün olmaması (olur diye dayatılanların da tutmaması) nedeniyle, iklim ve coğrafi özellikler nedeniyle bölge için en uygun ürün olmasını da hesaba katarak, fındık stratejik ürün olarak ilan edilmeli ve üretimi, satış ve pazarlamasında devlet desteği üretici köylüler ve kooperatifleri üzerinden yapılmalıdır. 

FINDIK GEÇİM KAYNAĞI

Son dönemlerde “bölge açısından fındık geçim kaynağı değil yan gelir olarak görülüyor” sözleri çokça söylenmeye başladı. En çokta fındığın ticaretini yapanlar bunu söylemeye başladılar. Eski bir siyasetçi de fındık dağ bitkisidir diyerek ne emek veriliyor ki fiyat isteniyor demeye getirmişti. Bu sözlerin amacı fındığın emeği az, tarımı önemsiz ve geliri değersiz bir tarım ürünü olarak gösterilemeye çalışılmasından kaynaklanıyor. Böylece hem az konuşulup tartışılacak hem de tarım politikaları kapsamında hükümetten az beklenti içine girilecek... Amaçlanan budur. 

Ne söylenirse söylensin fındık Karadeniz sahili boyunca 13 ilde 4 milyona yakın insanın geçim kaynağıdır. Nüfusunun yüzde 42’sinin köylerde yaşadığı Ordu ve  nüfusunun yüzde 37’si köylerde yaşayan Giresun bile dikkate alındığında fındığın Karadeniz açısından önemi çok açıktır. Kaldı ki il, ilçe merkezi diye sayılan yerlerde nüfusun pek çoğu fındık üreticisidir. Fındık üreticisi diye sayılan 13 il içerisinde Kocaeli ve kısmen Samsun ve Zonguldak’ı (kömür işletmeleri nedeniyle) çıkarırsak geriye kalan illerde tüten fabrika bacası yok denecek durumdadır. Hele hele Sinop’tan Sarp sınır kapısına kadar tek geçim kaynağı tarımdır. Kaldı ki bugün büyük şehirlere iş ve ekmek umuduyla göç eden ve az çok karnı doyacak kadar iş bulabilen pek çok emekçinin atasından kalan fındık bahçeleri de onlar için en önemli gelir kaynağıdır. Çünkü aldığı maaşın yarısını kiraya, bir kısmını ulaşıma veren Karadenizli emekçilerin, sofrasındaki ekmeği büyütüp, yemeği çeşitlendirirken, çocuğunun dershane parasıdır fındık. O nedenle fındık yan gelir değil geçinmek ve yaşamak için tek gelirdir. 

ÇÖZÜM BELLİ

Fındıkta sorun nedir diye sorana cevap açık ve nettir. Fındığı işleyerek satmaktır. Türkiye’nin dünya markası olabilmiş bir çikolatası, bir çikolatacısı yok. Ürettiği fındığın yüzde 90’ını ham olarak satıyor. İşte asıl bunu değiştirmek gerekmektedir. Tarımsal üretimde dünyaya örnek olarak gösterilen Hollanda’da kooperatifler üzerinden ürün pazarlama ve satışı yapılmaktadır. Bize tarıma destekleri düşür, kırsal kesim nüfusunu azalt diyen AB, kendi topraklarında tarımı desteklemektedir. Fındıkta alan bazlı destekleme kaldırılmalı ve üretilen fındığın kendisine destek verilmelidir. 

TMO FINDIK ALMIYOR, ALMIŞ GİBİ YAPIYOR

TMO’nun fındık alması önemli çünkü serbest piyasa denilen şey fındığın ticaretini yapanların çevirdiği bir dümen. ‘Biz tarım ürünleri fiyatına karışmıyoruz sadece TMO’nun yada ÇAYKUR’un alım fiyatını açıklıyoruz’ demek; tarım ürünlerine müdahale alımı yapmak değil tavan fiyat belirlemek olarak işlev görüyor. TMO’nun randevulu alım yapması nedeniyle bir yada birkaç ay sonraya gün vermesi de büyük sorun. Çünkü geçimlik tarım üretimi yapan fındık üreticisinin 1 yada 2 ay sonra fındığını satmayı bekleyecek zamanı yok.  Böylece şirketler devlet kâr zarar hesabı yapmadan fiyat veriyor propagandası eşliğinde biz o fiyatlara ürün alıp satamayız diyerek maliyetine ürün alıp yüksek kârla satış yapıyorlar. Hükümette, biz piyasaya müdahale edemeyiz diyerek köylünün emeği ve alın teri üzerinden şirketlerin para kazanmasının yollarını açmış oluyor. Oyu köylüden alan hükümet, şirketlerin çıkarlarını korumuş oluyor.

YENİ BİR SÖMÜRÜ DÜZENİ OLARAK SÖZLEŞMELİ ÜRETİM

SON zamanlarda uygulama bahçesi yada sözleşmeli üretim adı altında fındık üreticileri tek bir firmanın üreticisi haline gelmeye başladı. İtalyan şirket üreticiye imzalattığı sözleşme ile ondan ürettiği fındığı almayı taahhüt ederken fındık üreticisi köylüler ise piyasada oluşan fiyattan şirkete fındık vermeyi kabul ederken aynı zamanda onun dayattığı ilaç ve gübreyi de kullanmayı kabul etmiş oluyor. Çünkü uygulama bahçesi sözleşmesi imzalayanlar uygulama kapsamında hangi ilacı ve gübreyi nasıl kullanacağını da kabul etmiş oluyor. Fiyatı piyasa (şirketler)  belirlerken parayı şirket kazanacak, fındık üreticisi ise ‘ucuz, pahalı fındığımı verdim’ diye sevinecek. Keza organik fındıkta da yaşanan durum budur. Bunun tek açıklaması var oda fındık üreticisi köylüler kendi bahçelerinde şirketlerin sözleşmeli işçileri durumuna geleceklerdir.


Serbest piyasa çöktü devlet müdahil olmalı

Aslan SOYDAN
TZOB Yönetim Kurulu
Üyesi/Perşembe
Ziraat Odası Başkanı

Fındık üretiminde, dünya fındık tüketiminde ve fındık politikasında çok önceki yıllara göre önemli farklılıkları görüyoruz. Son yıllarda, fındık tüketimi ihracatımız ve ülkemize giren döviz girdisi artarken, fındık politikasının çok çeşitlenmiş bir şeklini görüyoruz. Dünyada fındığın yüzde 70’ini üretiyoruz. Ülkemize 2.5, 3 milyar dolar döviz girdisi var. Son yıllarda fındığımız hem ülkemizde hem de dünya piyasasında önemli düzeyde konuşulmaya ve tartışılmaya başlanmıştır. 

TEKELLEŞME OLDU, REKABET BİTTİ

2009 yılına kadar fındık piyasası hep devlet desteği ve devletin açıkladığı fiyatla belirleniyordu. 2009 yılından itibaren devlet fındık fiyatlarını serbest piyasa şartlarına bıraktı. Aslında serbest piyasaya baktığımızda olumlu olabilecek olan bir karardı. Çünkü serbest piyasa şartları rekabetin daha geniş olduğu sektörün tüm paydaşlarına olumlu yansıyacak bir piyasadır. Serbest piyasanın, ihracatımızı ve dünyadaki pazarımızı artırmasını, (Bugünkü hedef 350 bin tonun üzerinde iç fındık) hedeflemesi önemli. Devletin aldığı bu karar fındık için en önemli karardır. Fakat serbest piyasa şartları öyle bir yol aldı ki, belirli bir firmanın fındık piyasasına çok müdahil olması, fındık piyasasının tekelleşmeye sürüklenmesine sebep oldu. Şeffaf rekabetin olması gerekirken, fındık piyasası bir anda rekabetin yok olduğu bir sürecin içine girdi. Başta üretici zarar gördü. Devamında birçok manav sanayici ve ihracatçı da etkilendi bu süreçten. Serbest piyasa şartlarının fındık sektörünün tüm paydaşlarına olumlu yansıyacağı düşünülerek bu proje başlatılmış olup maalesef tekelleşen ve rekabetin yok olmasıyla istikrarsız bir fındık fiyat ve politikasının olduğu bir sürece girilmiş ve aslında serbest piyasa şartları iflas etmiştir. 

DEVLET MÜDAHİL OLMALI

Fındıkta bu serbest piyasa şartlarının olumsuz sonuçlarının karşısında taleplerimiz olarak devletin muhakkak fındık piyasasında etkin ve müdahil bir kurum olması gerektiğini ve bir taban fiyat ve fındık alımı yapması yönündeki kararı çok önemlidir. TMO yoluyla fındığa 24 nisanda alım yapılarak bir nevi devlet müdahale etmiştir. Bu karar başta üreticiler ve kamuoyu açısından çok önemlidir. Bugünkü fiyata baktığımız zaman Giresun da 8.5 TL seviyesinde Ordu piyasasında 8TL’nin altında. Bu fiyatlar asla kabul edilebilir bir fiyat değildir. Bu serbest piyasa fındık fiyatları karşısında  2017 sezonunda da devletin  TMO  fındık piyasasında olması artık kaçınılmazdır. Serbest piyasa şartları daha kötüye doğru gitmiştir ve daha da gitmektedir. TMO’nun 24 Nisan’da fındık almaya başlamasının aynen 2017 sezonunda alımlara devam etmesi üreticilerin şuan en önemli beklentisidir.

Fındıkta, Alan Bazlı Gelir Desteği, üreticilerin en önemli devlet desteğidir. Üreticiler bu destekle fındık bahçelerinin bakımlarını yaparak yıllık maliyelerini biraz olsun aza indirme açısından çok önemlidir. Hükümetin tarım politikasında almış olduğu Havza Bazlı Destekleme modeli çok önemli bir karardır. Bu Havza Bazlı Destekleme modelinde fındığında olması önemlidir. Fındıkta genel tarım yasaları içinde vardır. 

ÜRETİCİ ÖNÜNÜ GÖRMELİ

Bölgemizde fındık alanlarındaki (köylerimizdeki) göç sebeplerinin bazılarından biri tabi ki fındıktaki istikrarsız bir fiyat politikasının oluşması diyebiliriz. Bölgemizde fındığın yılda bir  üretiminin yapılması sebebiyle üretici çocuğunun düğününü, çocuklarının okul masraflarını, yıllık yiyeceklerini, giyeceklerini her şeyini fındığa bağlamıştır. Bu sebeple üretici önünü görmesi lazım. Bizim için önemli olan bu çerçeve de fındıkta çok fahiş yüksek rakamların olması değil istikrarlı bir fiyatın olması üreticinin önünü görebilecek olduğu aşırı yükselen ve aşırı düşen fiyatların olmadığı makul bir fiyatın oluşmasıdır. İşte bu çerçeve de serbest piyasasın bunlara cevap vermediği bu durum karşısında devletin fındık piyasasında olması çok önem az etmektedir.  

Fındıkta en önemli çözümün lisanslı depoculuğa geçiş ve ürün borsasının kurulması özellikle emanet sisteminin ortadan kalkması ve üreticiye cevap vermeyen istikrarsız bir fiyat oluştuğunda devletin muhakkak fındık piyasasına müdahale etmesi fındıktaki çözümün en önemli unsurlarıdır. 

Yarın: Üretici örgütleri ve 
üreticiler ne diyor?

www.evrensel.net