Kömür işçileri: Ölümün kokusunu 100 liraya soluyorsun

Kömür işçileri: Ölümün kokusunu 100 liraya soluyorsun

Mangal kömürü emekçileri, zor koşullar altında çalışmalarına rağmen günlük 70 ila 100 TL arasında yevmiye alıyor.

İzmir’in Torbalı ilçesinde Yörüklerin yaşadığı Ahmetli Mahallesi’nde, kavurucu sıcağın altında mangal kömürü üretimi devam ediyor. Çam ve kavak ağacı haricindeki ağaç köklerinden oluşturulan kubbelerin üzerlerinin saman ile örtülerek, ateşe verilmesi sonucu elde edilen mangal kömürü, 8 ila 10 gün boyunca ağaç köklerinin yanması ile elde ediliyor. Gün boyu yanan kömür kubbelerinin başında bekleyen işçilerin çalışma saatleri, güneşin doğuşundan batışına geçen süreyi içerirken, kimi işçiler ise yanan kömür ocaklarının başında gece nöbet tutuyor. Kömür kubbelerinin yanması ardından işçilerin köze dönüşmüş ağaç kökleri içinden kömürü ayıklaması ile mesaileri devam ediyor. 

KIŞIN NAYLON ÇADIRLARDA YAZIN AĞAÇ ALTLARINDA

Mangal kömürü ocaklarında çalışanlar kışın naylondan çadırlarını, yaz aylarında ise ocakların etrafında bulunan ağaçların altını ev olarak kullanıyor. Kömürün sindiği naylon çadırlarda geceleri uyurken zehri soluyan işçiler, yazın yattıkları ağaçların altında ise zehirli akrep, yılan ve böceklerin saldırılarına maruz kalıyor. Elektriğin ve suyun olmadığı çadırlarda özellikle çocuk ve kadın işçiler hijyen sorunlarıyla karşı karşıya. İşçiler duş ihtiyaçlarını ise köylerden getirdikleri su depoları ile karşılıyor.

‘ÖLÜMÜN KOKUSU’

Kömür üretimi yapan üreticiler de işçiler de kayıt dışı çalışıyor. Güvenlik önlemlerinin alınmadığı üretim sırasında işçiler eldivensiz ve maskesiz çalıştıkları için ağır solunum hastalıklarıyla karşı karşıya. Kadınlar ise dumanın zehrinden korunmak için başlarına bağladıkları örtüleri kullanıyor. Ölümün kokusu altında uzun çalışma sürelerine rağmen işçiler günlük 70 ila 100 TL arasında yevmiye alırken, bir kadın işçinin “Ölümün kokusunu burada 100 TL’ye soluyorsun” demesi çalışma koşullarındaki tehlikeyi gözler önüne seriyor.

73 YAŞINDA ÇALIŞIYOR

İsminin yazılmamasını isteyen bir işçi, midesindeki hastalık nedeniyle kürek sallamakta zorlandığını ifade ederken, yaşamak için kömür üretiminde çalışmak zorunda olduğunu dile getirdi. Çalışma saatlerinin belirsizliğinden yakınan işçi, yaptıkları işi herkesin yapamadığını ifade etti. Çevrede yangın çıkmaması için sürekli kömür kubbelerinin başında beklemek zorunda kaldıklarını belirten işçi, nöbette kalan işçilerin sürekli duman ve toprakla mücadele ettiğini aktardı. Bedenlerinin artık bu işe dayanamadığını dile getiren işçi, kömür kubbelerini yerin üstünde ölümü bekleyen duraklar olarak nitelendirdi. İlerleyen yaşına rağmen dağlardan kömür yapılacak ağaç köklerini taşıdıklarını kaydeden işçi, bedeninin artık bu yükü kaldıramadığını ifade etti. 

‘İŞ KAZASI NEDİR Kİ?’

Bir diğer işçi 70 yaşındaki Ahmet Şınığ ise, iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin olmaması nedeniyle sürekli iş kazası yaşadıklarını aktardı. Şınığ, “Geçen traktör kasasına kafam çarptı çalışma esnasında. Bu kafamda gördüğünüz oradan kalan dikişler. Burada iş kazası nedir ki? Bir çok işçinin elinde, kolunda ve vücudunun çeşitli yerlerinde yanıklar var. Yazın ise tüm olumsuzlukların üstüne bir de sivrisineklerle mücadele ediyoruz” dedi. Yazın kavurucu sıcaklarında çalışmanın çok zor olduğunu vurgulayan Şınığ, devam etti: “Ateş söndüğünde kömür kubbelerini açmaya başladığımızda adeta tutuşuyoruz. Çok fena terliyoruz sürekli soğuk su diye bağırıyoruz. Kubbeler yanmaya devam ettiğinde ise tepesine çıkıp ayaklarımızla sıkıştırmaya çalışıyoruz. Onun da bir hayli tehlikesi var.” 

‘ANCAK KARIN DOYURUYOR’

“İmkanımız olsa sarayda yaşarız ama imkanımız yok buna mecburuz” diyen Şınığ, şunları söyledi: “Buraya gelen işçi kara toprağı gördüğünde çalışmak istemiyor. İşçilerin burada kazandıkları ancak karnını doyuruyor. Zengin olmuyoruz ama idare ediyoruz. Bu yaştan sonra başka işte de çalışamam. Emeklilik de olmadığı için çalışmaya mecburum burada. Yeni nesil de bu işlerde çalışmak istemiyor çünkü çok zorlu. Geceleri ise el fenerleri ile burada idare etmeye çalışıyoruz. Anlayacağınız bu ocaklarda çalışmak çok zahmetli.” (İzmir/DİHABER)

www.evrensel.net