Madımak katliamı için de  ‘adalet’ gelmedi

Madımak katliamı için de ‘adalet’ gelmedi

‘Adalet Yürüyüşü’ ülke gündeminde. 2 Temmuz Sivas Katliamında yaşamını yitirenler ise 24 yıldır adalet arıyor.

Sultan ÖZER

“Adalet” arayışı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun başlattığı yürüyüş ile ülke gündemine otururken; Madımak otelinde katledilenlerin aileleri zaten 24 yıldır “adalet” arıyordu.  2 Temmuz 1993 yılında Madımak Oteli’nde canları yakılanların “adalet” çığlığı bugün adalet arayanlar tarafından da duyulmamıştı ne yazık ki!

2 Temmuz 1993; Türkiye tarihinin karanlıklarından, kara lekelerinden biri. En büyüğü diyemiyoruz, zira 10 Ekim katliamı gibi yeni yeni katliamlar, kara lekeler ekleniyor Türkiye tarihine. 

Madımak Katliamının üzerinden 24 yıl geçti; ne canları yanan ailelerin yüreklerine su serpildi, ne adalet yerini buldu, ne de ailelerin “Madımak Utanç Müzesi olsun” talebi karşılandı. 24 yıldır bulunmayan katiller, onlara emir verenler, katliama seyirci kalan, hatta açıklamalarıyla katliamcı güruhu destekleyen yöneticilerin yargı önüne getirilmesi mümkün olmadı. 

NE DEĞERLER GİTTİ

12 yaşında bağlama çalmaya heves eden Koray Kaya’dan, 70  yaşındaki Bilge Araştırmacı Yazar Asım Bezirci’ye, Doktor-Şair Behçet Aysan’dan halk ozanları Hasret Gültekin ve Muhlis Akarsu’ya, Karikatürist Asaf Koçak’a...Muhibe Akarsu, Edibe Sulari Ağbaba, Asuman Sivri, Yasemin Sivri, Huriye Özkan, Yeşim Özkan, Metin Altıok, Uğur Kaynar, Belkıs Çakır, Serkan Doğan, Ahmet Özyurt, Murat Gündüz, Serpil Canik, İnci Türk, Muammer Çiçek, Gülsün Karababa, Sehergül Ateş, Handan Metin, Sait Metin, Mehmet Atay, Gülender Akça, Carina Cuanna, Erdal Ayrancı, Nesimi Çimen, Menekşe Kaya, Nurcan Şahin, Özlem Şahin... devletin denetimi ve gözetimi altında şeriatçı güruh tarafından yakılarak katledildiler.

‘YAK, YAK’ NİDALARI İLE YAKILDILAR

Katliamdan sağ kurtulan, ancak üç yıldır mücadele ettiği hastalığa yenik düşen dönemin Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Sekreteri Rıza Aydoğmuş’un dediği gibi; “Devlet, bu katliama 8 saat boyunca polisi ve askeriyle seyirci kaldı, müdahale etmedi. Tek müdahale vardı; o da  Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in ‘vatandaş ile polisi karşı karşıya getirmeyin’ talimatıydı. Oteli kuşatan ve içindeki insanları ‘Kahrolsun laiklik yaşasın şeriat’ diyerek, ‘yak ula yak’ nidaları ve alkışlarla ateşe veren vatandaşa(!) müdahale edilmemeliydi.”

RIZA AYDOĞMUŞ’UN GÖZÜ ARKADA KALDI

Rıza Aydoğmuş da 26 Haziran’da, 2 Temmuz’un yıldönümüne günler kala, Madımak’ta bıraktıkları 33 Can’ın yanına gitti. Gözü arkada kalarak gitti, çünkü ailelerin “adalet” arayışı hâlâ sürüyordu. Hâlâ katliam sanıklarından yurt dışında olanlar getirilmemiş; katliama seyirci kalan dönemin yöneticileri, katliama onay verenler yargılanmamıştı. 

Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan ve partililerle taziyeye gittiğimiz Rıza Aydoğmuş’un evinde hüzün vardı. Hem Aydoğmuş’un kaybından doğan acı ve hüzün, hem de Aydoğmuş’un rahatsızlığına rağmen sürekli takip ettiği Madımak Katliamı’nın yıl dönümü olan 2 Temmuz’a ve Ankara’da defnedilenlerin anıt mezarına 6 Temmuz’da yapılacak ziyarete katılamayacağı üzüntüsü vardı. 

Eşi ve ağabeyleri, Rıza Aydoğmuş’un davayı, sürekli takip ettiğini, her 2 Temmuz’da yüreği yeniden yanan, aileler gibi acısı ve öfkesinin hiç bitmediğini söylediler. 

Rıza Aydoğmuş ile katliam sonrası sık sık görüştük, röportajlar, haberler yaptık. Yol TV’nin Ankara Temsilciliğıini yürütürken birlikte programlar da yaptık. Aydoğmuş sürekli ve son röportajımızda da katliamın “devletin gözetimi ve denetimi altında yapıldığının” altını çiziyordu.  

‘BİZDE ADAM YAKMAK YOK’MUŞ

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ “Bizde diri diri insan yakmak yok” demişti ki, bu sözlerine hem Rıza Aydoğmuş, hem Madımak’ta katledilenlerden Gülsün Karababa’nın ablası, halk ozanı Zeynep Karababa ve bütün aileğler tepki göstermişlerdi. Rıza Aydoğmuş yakılışlarını, “Otel yanıyor, alevler her yanı sarmış ve bir anda kiremitlere kadar ulaşmıştı. Artık, yanıyorduk…” derken, Zeynep Karababa da Adalet Bakanı’nı şu sözlerle yalanlıyordu; “Madımak insan yakmak değil de ne? Soykırım, bir düşünceyi yakmak. Cumhuriyetin kurulduğu bir şehirde ‘Cumhuriyeti yıkacağız’ diye bu insanları diri diri bir benzin bidonu elinde o güruhun ateşi çocukların üzerine atması, yok etmek, toplu bir kıyım, aslında bir soykırım. Bakan neyi görüyor ki bunu görsün?” 

‘ÜLKE ANIT MEZARLIĞINA DÖNER’ 

Katliamın üzerinden geçen 24 yıla rağmen adalet yerini bulmadığı gibi, ailelerin “Madımak müze olsun” talebi de dikkate alınmadı. Hatta ailelerin ve Alevi örgütlerinin bu talebine dönemin sorumlu bakanı Faruk Çelik  “Buna izin verirsek her şehirde bir ‘müze’, ‘anıt’ talebi olur ki, ülke anıt mezarlığına döner” yanıtı vermişti. Bu sözler aslında ülkede işlenen cinayetlerin, katliamların bir itirafıydı.

AKP eliyle ‘Bilim ve Kültür Merkezi’ yapılan Madımak Oteli ailelerin canını bir kez daha yaktı, zira “yak yak, yak” naraları atanların içinde olup, ölen iki katilin ismi de yakılan canların arasına eklenmişti bu merkezde. 

24 yıl geçmesine rağmen Madımak için “adalet” gerçekleşmedi, ailelerin, canları yanan insanların yüreklerindeki ateş bir nebze söndürülmedi. Katillerden bazıları için zamanaşımı kararı çıkmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakan iken söylediği, “milletimize hayırlı olsun” sözleri de tarihe kazındı...

www.evrensel.net