Halirrothios’a ve Kolin’e karşı  uzat elini Athena’ya

Halirrothios’a ve Kolin’e karşı uzat elini Athena’ya

Zeytin Yasasındaki değişiklikle 117 milyon zeytin ağacı için idam fermanı verildi. Elimizi ‘Kolin’lere karşı Athena’ya uzatma vakti.

Çağrı SARI

“Herkese aidim ve kimseye ait değilim, siz gelmeden önce de buradaydım, siz gittikten sonra da burada olacağım.”
Homeros Destanı


Yıllar yıllar evvel Atina’yı hangi tanrının koruyacağı gündeme gelmiş. Tanrılar tanrısı Zeus karar verecekmiş buna... Bir yarış yapmış Zeus; bu yepyeni kenti en değerli hediyeyi veren tanrı kenti koruyacak...
 

İki tanrı, ikisi de birbirinden güçlü, birbirinden istekli Atina’nın korucusu olmak için. Denizlerin tanrısı Poseidon savaşta en çok işe yarayacak bir at yaratmış... Rüzgar gibi hızlı, göz kamaştırıcı... 
 

Rakibi Athena... Bilimin, akılın ve sanatın tanrısı, bir zeytin dalı sunmuş... Bu daldan ağaç olacak, meyvesinden birbirinden lezzetli yemekler yapılacak, suyunda şifa aranacak; iyileştirecek yaraları... Gölgesinde insanlar oturacak, rüzgarda savrulan yaprağında nefes alacak tatlı, tatlı muhabbetler edecek... 

Yarışın galibi Athena olmuş... Ağaç da Akropolis’e dikilmiş. Barışın simgesi olmuş artık zeytin dalı, bereketin zenginliğin de.

Poseidon’un Atina’ya hakim olamaması oğlu olan Halirrothios’u hınçla doldurmuş... Öfke artık içinde nasıl büyüdüyse zeytin ağacını kesmek için elindeki baltayı savurmuş. Fakat balta ters dönmüş ve o balta Halirrothios’un kafasını kesmiş...

Zeytin ile ilgili o kadar çok efsane var ki... En bilinenlerinden biridir yukarıda anlattığım. 
***
Her şeyi yıkım üzerine kuran bir iktidara sahibiz... Ne akla gelirse... 

Bu bazen Diyarbakır Sur’da tarih oluyor, bazen Kars’ta bir heykel ya da İstiklal caddesindeki tramvay. İlla dozerle girilmesinden bahsetmiyorum tabii. Adalet duygusu yıkılıyor, hukuk yıkılıyor. İnsanların inandığı, inanmaya çalıştığı her şey elinden alınmaya çalışılıyor. 

Yeni hedef zeytinlikler; yeni yıkım alanı... Meclis yine bir yasa değişikliğine gidiyor. 7. kez ele alacakmış bu yasayı: Zeytin Alanları Yasası. İlla çıkarılacak o yasa, illa yıkılacak o zeytinlikler... Neden? 

Ekmeğe katık yaptığımız zeytin, soframızdan tane tane azalma tehlikesi ile karşı karşıya...  Zeytin ağacı yılları barındırırmış gövdesinde; yaprakları resmen ağlarmış kesildiğinde... Duyanlar olmuş ağlama sesini...   

2014 yılında Yırca’da 6 bin ağaç kesildiğinde köylülerin günlerce nöbet tuttuğunu anımsarsınız. Zeytin ağaçları için direnen köylüler de kayda geçti. İyi ki de geçti. Baksanız ya daha çok mücadele edecekmişiz zeytinlikler için. Öğretici orada yaşananlar... Not edilmeli. 

Etti! Kazım Kızıl... “Ölmez Ağaç Yırca” ile... Şimdilerde belgeselin yönetmeni tutuklu... Referandum sonuçlarını protesto eylemlerini kamerasıyla çekerken gözaltına alındı. Belki de 16 Nisan tarihinin de not edilmesi gerektiğini düşünüyordu. Tutuklandı! Bu yazı yazılırken 33 gündür tutukluydu. Bir ayı geçmişti... Neymiş, halkı kin ve düşmanlığa itmiş... Elindeki kamerası büyük tahrik nedeni! Zaten halk da bir kamera ile galeyana gelecek kadar zavallı!

Belgeselinde köylülerin zeytinleri için nasıl direndiğini anlatıyor. Kolin İnşaat, termik santral yapmak için Soma’da, Yırca Köyü’nü seçince, yasa masa dinlememiş 6 bin ağaca bir anda kıymıştı. Köylüler dövülmüş, kelepçelenmiş ama mücadeleden vazgeçmemişti. Belgeselde Emine Teyze diyor ki; Bu ağaçlar insan gibi ağladı çatır çatır. Keşke gelmeseydim, görmeseydim... Uyuyorum uyanıyorum bu ağaçların sesini duyuyorum. İçmizden canımızı kopardı Kolin. Bunları zor anlatıyor Emine Teyze. Zaten görüntünün devamında da baygın görüyoruz kendisini...

Bir başka köylü yıkılmış zeytin ağaçlarından dökülen zeytinleri yerde topluyor. Ağlıyor... “Babamı gördüm. Öldü benim babam ama ben gördüm. Sanki ben kesmişim gibi” kesik kesik anlatıyor bunları zeytinleri toplarken... Babası ile ilişkilendiriyor o zeytinleri...O ağacın değerini düşünüyorum ‘emanet’e sahip çıkamamanın ağırlığını hissediyor belli ki. 

Halbuki devlet herkesin devleti.. ‘Korur koylüyü’ diye düşünüyor belli ki bu insanlar. Korumuyor....  Neye üzülsün? Bunca ağacın hunharca katledilmesine mi, inandıkları devletin onlara sırtını dönmesine mi?

Ancak,

Koruyan ‘hâlâ’ bir şeyler var. 

Yasalar, hukuk...

O köylüler direndiler, nöbet tuttular, günlerce, dozerleri sokmamak için... Bir taraftan da hukuk mücadelesi yürüttüler. Çünkü zeytinlikleri koruyan yasalar mevcut ‘du’ ve o yasaların çiğnendiğinin farkındaydılar; kazandılar... Günler sonra Danıştay’dan durdurma kararı geldiğinde artık 6 bin ağaçtan olmuşlardı... Ama ‘biz yine dikeceğiz’ dediler.. ‘Yeniden yeşerteceğiz’ buraları... ‘Senelermizi verdik, çok emek verdik ama yine vereceğiz ve yine zeytinlik olacak buralar’ dediler... Belki de yine gördü rüyasında o köylü babasını. Bu sefer başı dikti! ‘Kazandık’ diyebildi...

Peki ya o yasa olmasaydı...

O gün Yırca direnişinin olduğu zaman, şu an geçirmek istedikleri yasa yürürlükte olsaydı ne mi olacaktı? 

Danıştay o kararı almayacaktı... Yırca’da termik santral olacaktı. O köy, koca bir cenaze evine dönüşecekti!

O ağaçların gözyaşlarına bakmadılar Yırca’da... Emine Teyze’nin dediği gibi çatır çatır ağladı o ağaçlar. Emine Teyze ağacın ağladığını duymuş! Eğer bu yasa meclisten geçerse yine bir yıkım olacak... Rüzgarda dans eden, o ağaçların gövdelerinden gözyaşları süzülecek ve bu sefer o gözyaşını silecek bir ‘hukuk’ olmayacak. Yasa onların istediğine karar verecek! Mini mini ‘Kolin’ler çoğalacak oksijen cennetlerinde!

Ve bu sefer tek hedef Yırca olmayacak... 

Asırlık ağaçlar kesilecek. Çünkü yasa tasarısı tek bir ağaç bırakmayacak türden hazırlanmış durumda... Bu alanın uzamanları 167 milyon zeytin ağacından bahsediyor...  

Nasıl kabulleneceğiz?

167 milyon ağaç ağlarken, biz izleyecek miyiz? 

Bu yasa tasarısı tam 6 kez gelmiş meclise. Reddedilmiş. 7. kez geliyor. Bu ne hırs...

Şimdi karar verme zamanı elini uzatan Athena’ya elimizi uzatalım mı?

Son söz yine yukarıdaki efsaneden: 

Poseidon’un Atina’ya hakim olamaması oğlu olan Halirrothios’u hınçla doldurmuş... Öfke artık içinde nasıl büyüdüyse zeytin ağacını kesmek için elindeki baltayı savurmuş. Fakat balta ters dönmüş ve o balta Halirrothios’un kafasını kesmiş... 

Son Düzenlenme Tarihi: 28 Mayıs 2017 12:06
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.