Dost mu düşman mı? - Mitoloji ve edebiyatın gediklisi 8 kuş

Dost mu düşman mı? - Mitoloji ve edebiyatın gediklisi 8 kuş

BBC Radio 3’te Will Abberley, 8 kuş türünün çağlar boyunca hikaye anlatıcılarının hayal gücünde nasıl canlandığını aktardı.

Alfred Hitchcock’un Kuşlar’ından George R. R. Martin’in Taht Oyunları’ndaki kuzgununa, kuşlar yazarlar için hep zengin –ve bazen karanlık- bir ilham kaynağı oldu. BBC Radio 3’te Will Abberley, 8 kuş türünün çağlar boyunca hikaye anlatıcılarının hayal gücünde nasıl canlandığını aktardı.

ÖRDEK

Zarafetten yoksun paytak yürüyüşleri ve rahatsız edici vaklamalarıyla ördekler edebiyatta budalalıkla sembolize edildi. Hans Christian Andersen’in ‘Çirkin Ördek Yavrusu’, ördekleri, büyüyüp güzelleşecek kuğu yavrusunun değerini bilemeyen dar kafalı zorbalar olarak betimliyordu. Benzer şekilde Beatrix Potter’ın ‘Jemima Pamukördek’in masalı’nda ana karakter, kendisini yemeyi planlayan tilkinin evine gidecek kadar saftı.

MARTI

Daphne du Maurier’nin kısa öyküsü Kuşlar’da –Hitchcock’un aynı isimli korku filmi de bu esere dayanıyor- martılar, esrarengiz bir dürtüyle insanlara saldıran katil kuşların taarruzuna öncülük ediyordu. Kuşların hücumu altında kendilerini korumakta zorlanan insanlar, çareyi evlerinin pencerelerini ve diğer giriş noktalarını tahtayla kapatmakta buluyordu.
1950’lerin Britanyası’nda bu hava saldırganları sürüsü, 2. Dünya Savaşı’nın bombardımanlarını ve kamikaze pilotlarını akıllara getiriyordu. 
Bu tema halen yaşıyor. Plymouth Kent Konseyi, yakın dönemde aldığı kararla martıların tatilcilerin yemeklerine dadanmasını önlemek için, onları besleyenlere cezalar getiren yasalar çıkardı.

KUZGUN

Kuzgunlara Yunan, Kelt, İskandinav ve klasik mitolojide rastlayabilirsiniz. Kuzgunlar, Yunan mitlerinde Apollo’nun fani dünyaya gönderdiği habercilerdi ve iyi talihi simgeliyordu. Ulak rolü asırlar boyunca sabit kalsa da kuzgunlar, kapkara tüyleri ve kaba çığlıklarıyla çoğunlukla kıyametin habercisi olarak değerlendirildi. Örneğin eğer kuzgunlar Londra Kulesi’ni terk ederlerse İngiltere’nin düşeceğine inanılır(Bu yüzden kanatları kesilmiştir).
Kuzgunlar, epik televizyon dizisi Wagner’in Yüzüğü’nde Wotan’ın ulaklarıydı, Taht Oyunları, kuzgunun haberci olarak geleneksel rolünü devam ettiriyor ve Bran Stark(Bran, ortaçağ İrlandası’nda kuzgun anlamına geliyordu) karakteri, serüveninde yolunu bulabilmek için rüyalarında kuzgunla buluşuyor.

KIZILGERDAN

Bu kuş yerli ve fazlasıyla agresif olabilse de halk kültüründe nazik hatta kutsal olarak tasvir edilir. Kızılgerdana adını veren izlerin, İsa’ya, gerildiği çarmıhta dikenli tacını çıkarması için yardım ederken bulaşmış kan lekelerinden yadigar olduğu söylenir. Kızılgerdan, ormandaki bebekler adlı halk söylencesinde de kaybolan 2 çocuğa merhamet gösteren kuşlar olarak gösterilir. Bu hikayede açlıktan ölen çocukların bedenlerini tüylerinden oluşturdukları kefenle örterler.

GUGUK KUŞU

Guguk kuşunun başka kuşların yuvalarına yumurtalarını bırakma huyu onun sadakatsizliğin sembolü olmasına yol açmıştır. Shakespeare’in ‘Aşkın çabası boşuna’ oyununda guguk kuşunun kocalarla dalga geçercesine ötüşü, “evlilerin kulakları için rahatsızlık verici” olarak niteleniyordu. Gerçekten de İngilizcedeki “Cuckold(Aldatılmış koca)” kelimesi, guguk kuşunun Fransızca karşılığı olan cucu’dan gelmektedir.

KARATAVUK

Efsanelere ve halk söylencelerine inanacak olursanız bu yalnız, yerli kuş doğaüstü, şer güçlerle doludur. Gallerli Şair R. S. Thomas, karatavuğun güzel şarkısında “Karanlık yerlerin izi” olduğu gözleminde bulunmuştu.
Aziz Benedict’in yaşam öyküsünde, Şeytan’ın azizin aklını çelmek için yeryüzüne karatavuk şeklinde indiği söyleniyordu.
İngiliz çocuk şarkısı “Sign a Song of Sixpence”, turtanın içerisinde pişirilen karatavukları içerir. Turta açıldığında karatavuk yeniden canlanır ve ötmeye başlar. Daha sonra pencereden uçar ve hizmetçi kadının burnunu gagalar.

YALIÇAPKINI

Şair Gerard Manley Hopkins, yalıçapkınının hızlı alçalışını “alev alma” olarak tasvir ederek turuncu lekelerinin bunun yansıması olduğunu söylüyor. Yunan mitolojisinde yalıçapkınları barışı ve refahı simgeler. Bu, yalnızca sakin havada yumurtladıkları ve yuva yaptıkları inanışına dayanıyor.

KERKENEZ

Bu yırtıcı kuş uzun süre avcılığın ve vahşi dünyanın acımasızlığının sembolü olarak görüldü. Şair Ted Hughes, kerkenezi rüzgarlı havada dahi tek bir noktanın üzerinde uçabilen ürkütücü yeteneği sebebiyle bir çeşit doğaüstü sanrı olarak betimledi.
Kuşun, aynı zamanda Ken Loach’un Kes filmine ilham olan Barry Hines’a ait ‘A Kestrel for a Knave’ romanında da sembolik bir varlığı bulunuyor. Zorbaların hedefindeki yoksul öğrenci Billy Casper için kerkenez, özgürlüğü ve bağımsızlığı temsil ediyordu.

(Çeviren: Mithat Fabian SÖZMEN)

Son Düzenlenme Tarihi: 28 Mayıs 2017 12:49
www.evrensel.net