Petrolün izinde, toplumsal mühendislik

Petrolün izinde, toplumsal mühendislik

İTÜ Petrol ve Doğalgaz Mühendisliği bölümü öğrencileri ile mesleklerinin detaylarını, üniversite izlenimlerini ve mühendislik kavramını konuştuk.

Mahmut Sezgin MEMİŞ

Petrol ve doğalgaz mühendisliği geleceğin mesleği midir?

Ahmet: Değildir. Alternatifi çok az olan bir meslek dalı. Baktığımız zaman her sene petrol mühendisliği öğrenci kontenjanları artarken petrol aramaları o nispette artmıyor. Teknolojiye endeksli bir mesleğimiz var.

Zeydin: Uzun vadede petrol fiyatlarının düşük düzeyde kalması, Avrupa’daki gibi farklı enerji kaynakları arayışı ortaya çıkıyor. Avrupa’da alternatif yenilenebilir enerji kaynaklarına teşvikler çok.

Ahmet: Türkiye’ye baktığımız zaman petrol rezervi açısından çok fakir bir ülke. Eskiden ODTÜ ve İTÜ’de 50 mezun verirken, şu an bu sayı 4-5’e katlıyor. Bu bence sorundur ve üzerinde tartışılması gerekiyor. Her sene 400 yeni petrol mühendisi çıkıyor üniversitelerden, amaç işsizliği azaltmak mıdır burada bilemiyorum. Üniversiteler bilim endeksli değil, endüstri, ticari eksenli olduğunu düşünüyorum.

Petrol ve doğalgaz mühendisi ne yapar?

Zeydin: Petrol, doğalgaz mühendisi petrolün çıkarılması, dağıtılması konularında çalışabilir. Teknoloji ile birlikte farklı petrol ve doğalgaz çıkarma teknikleriyle karşılaşıyoruz. Bu da bizim için avantajdır. Son yıllarda %10-15 mezun sahada mühendislik yapıyor. Diğerleri başka disiplinlere geçiyorlar.

Maden mühendisliği kulübü der ki; bölüme yeni gelmiş insanlar ile bölüm arasında köprü kurmaya çalışıyoruz. Petrol mühendisliği kulübü neden var?

Zeydin: Kulübümüzün adı Spe I-Tech’e bağlı. Bütçemizi doğrudan oradan alıyoruz. Kültür sanat birliğine bağlı bir kulüp değiliz. Bölüm için tanışabildiğimiz insanlarla, 2 haftada bir sahadan-sektörden olan kişiler katılımı ile seminerler yapıyoruz. Sosyal projeler ve yardımlaşma etkinliklerinde de bulunuyoruz. Teknik geziler düzenliyoruz. Mezun olanlardan sadece 1-2 kişi petrol şirketlerinde işe girebiliyor. Sektördeki işsizliğin çok olmasından dolayı jeotermallere bir kayış söz konusu.

Petrol ve doğalgaz mühendisliğini neden tercih ettiniz?

Ahmet: Bölüme giriş yaptığım zaman petrol varil fiyatı 110 dolar civarındaydı. Petrol mühendisliği gözde bir bölümdü. Benim tercih yaparken kriterim buydu. Yüksek maaşla işe başlıyorlardı.

Ama ülkemizin yanlış politikaları yüzünden ben umduğumu bulamadım. İşsizliği kapatmak için her yere üniversite açtılar.

Zeydin: Yer bilimlerine ilgiliydim. İTÜ çok tercih edilebilir gelmişti. Fakat 2014’ten sonra sektörde kötü bir gidişat başladı. Üniversitelerin akademik yönü dünya genelinde tartışılsa da içerisinde olmaktan yine de mutluyum ve umutluyum.

Petrol mühendislerinin çalışma koşulları nasıl?

Ahmet: Bizim en zor çalışma koşulu olan alanımız sondajdır. 20 gün sahadasın 10 gün izinlisin, dinleniyorsun. Aile yaşantısı zordur. 6 ay çalışıp 6 ay dinlenenler de var.

Zeydin: Örneğin; sahada aniden basınç yükselişi oldu, sahada ne zaman ne olacağını bilemezsin. İzninin ilk gününde de çağırabilirler seni geriye. 10 gün git, sonra gelirsin gibi bir şey yok. Gece uyurken bile tetiktesin. Nöbetçi doktor gibiyiz. Özellikle sondajda neredeyse hiç uyumuyorsun. Artık sondaj sahalarında 2 mühendis çalıştırılıyor. Nöbetleşe uyuyorlar.

Nasıl bir üniversite olmalı sizce?

Ahmet: İTÜ’nün adı teknik kendisi değil, laboratuarların çok eksiği var. Özgür tartışma ortamı, bilimsel ve konferans alanları düzeyinde çok sınırlı bir noktadayız. Bizim bölümün sadece 2 laboratuarı var. Bizim maden fakültesinin girişinde maket düzeyinde bile olsa sondaj kulesinin olması gerekiyor. Gerçeğini değil maketini istiyorum. Küçük bir uygulama alanımız yok diyebiliriz. İTÜ biz tercih edeceğimiz zaman diyordu ki; “Dünya çapında, yüzyıllardır üniversiteyim.” O zaman dünya çapında eğitim vermek zorundadır.

Zeydin: Biz bölümü laboratuara girdiğimiz zaman sevdik. Teorik bilgiyi somutlaştıramıyoruz kafamızda. Bunların hepsinin bütçeyle alakası var. Bunlar için bütçe ayrılması lazım. Bugünlerde zaten hükümet tarafından tüm üniversitelere yazı gönderildi bütçe kısıtlamalarıyla ilgili. Yeni bir ekipman sağlamak çok zor.

Fatah: Akademisyenlerin iyi olması lazım. Bizim hocalarımız Amerika’dan çok iyi eğitim alıp geliyorlar.

Zeydin: TPAO önceden öğrencileri burslu bir şekilde gönderiyordu. Ama şu an içinde bulunduğumuz sektörel krizden dolayı göndermiyorlar. Amerika’da okuyup iyi bir eğitim alabilecekken, bu imkanlar elimizden alındı. TPAO bursları direkt kesti.

Bir mühendis nasıl olmalı sizce?

Zeydin: Ben daha çok bir mühendisin toplum mühendisliğine soyunması gerektiğini düşünüyorum. Sadece çalıştığı şirketin çıkarlarını düşünmeyecek, aynı zamanda toplumun ve çevrenin çıkarlarını düşünebilmeli.

“GÜNÜMÜZDE PETROL İKİNCİ PLANDA”

Savaşlar petrol yüzünden mi çıkıyor?

Zeydin: Savaşlar, 17-18 yy.’da Napolyon’un Mısır işgaliyle başlıyor. Mısır İpek Yolu hattının en stratejik yerlerinden birisi olarak bilinir. Petrolün geçişi olan o bölge değerini koruyor. Şu an o coğrafya yine karışık. Özellikle Humus bölgesi, Katarın, Rusya’nın ABD’nin istediği bir bölgedir. Akdeniz’e kadar boru hattı ulaşımı için önemli.

Ahmet: Şu an günümüzde petrol ikinci planda. Şu an bilim ve teknolojiyi elinde bulunduranların ve pazarı elinde bulundurmak isteyenlerin savaşlarını görüyoruz. Üretilen teknolojinin dünyaya bir satımı var. Silah yardımlarını yapanlar ile savaşı tetikleyenler aynı.

Zeydin: Avrupa doğalgaz’a bağımlı bir kıta, fakat bağımlı olduğu ülke Rusya. Rusya’ya bağımlı olmak yerine, Suriye’den getirmek daha az maliyetlidir. Rusya da buna ortak olmak istiyor.

Fatah İmtuti: Petrol fiyatlarının grafiğine bakarsak; fiyatlar ne zaman düşerse o zaman herhangi bir ülkede savaş görüyoruz. 1939’dan günümüze kadar.

www.evrensel.net