Porto Riko: Üniversitemize sahip çıkıyoruz!

Porto Riko: Üniversitemize sahip çıkıyoruz!

Porto Riko Üniversitesi öğrencileri, üniversitelerinin bütçelerini 2021’te üçte biri kadar azaltacak olan bütçe kesintisine karşı süresiz boykotta.

Dorian Bon*

Porto Riko Üniversitesi öğrencileri, üniversitelerinin bütçelerini 2021’te üçte biri kadar azaltacak olan bütçe kesintisine karşı süresiz boykotta. Baskılara, kısıntılara karşı on yıllardır süren bir öğrenci direnişi geleneği var Porto Riko’da. Bu sefer ise boykotun fitilini ateşleyen olay, ülkeyi yalnızca bir Porto Rikolu temsilci bulunan Amerikan Kongresi tarafından atanan bankacıların, bürokratların merhametine bırakan, Yunanistan tarzı bir borç krizinin varlığı oldu. Öğrenciler sadece okul kesintilerine karşı çıkmakla kalmayıp, Porto Riko›nun uluslararası borçları bağımsız bir komisyon tarafından denetleninceye kadar geri ödemelerin durdurulmasını talep ediyorlar.

2016’da Barack Obama ile ABD Kongresi, “PROMESA” isimli bir yasa çıkardı. Bu yasa sonucunda kurulan yedi kişilik Mali Kontrol Heyeti’ne verilen olağanüstü yetkilerle Porto Riko’nun bütçesi bölünüp, buradan yapılan kesintilerle borcun ödenmesi planlandı. Porto Riko halihazırda işsizlik, kamu sağlığı gibi alanlarda pek çok sorunla boğuşurken, şimdi de adanın koloni derebeyinden başka kimseye hesap verme zorunluluğu olmayan bir finansçılar komitesi tarafından harap ediliyor. Bu durumun sonucunda öğrenciler boykotlarına kitlelerin desteğini kazanıyor.

Porto Riko Üniversitesi öğrencisi, “Colectiva Independista Radical” isimli bir öğrenci örgütünün üyesi Garbiel Casar Nazario ile boykotu, öğrencileri boykota götüren süreci konuştuk.

Boykotun içinde geliştiği koşulları bize biraz anlatır mısınız?

Öncelikle Porto Riko’nun son 10 yıldır ekonomik krizle karşı karşıya olduğunu, 20 yıldır da kemer sıkma politikaları sürdürdüğünü bilmek önemli. Bu durum Porto Rikolular için, özellikle de gençler için artık burada yaşamını idame ettirecek koşulların bulunmaması anlamına geliyor. Porto Riko’nun tarihi boyunca bu dönemdeki kadar çok göç verilmemiştir.

Öyle ki, ABD’de yaşayan Porto Rikolu sayısı burada yaşayandan daha fazla artık. Son beş yılda nüfusumuzun %10’u ülkeden ayrıldı. Gerçekten inanılmaz bir durum.

ABD’NİN ÇIKARLARI DEĞİŞİNCE…

Biz bu durumu ABD’nin Porto’daki çıkarlarının değişmesine bağlıyoruz. Porto Riko, uzunca bir süre boyunca ABD’li şirketlerin ilaçlarını ürettiği bir ülkeydi. Fakat daha sonra finansal spekülasyonların hedefi oldu, ayrıca üst tabakadan turistler için güzel bir tatil adası olarak görülmeye başlandı. Adalıları adanın dışına iterek kendileri için, kendi işleri için alan açmaya çalışıyorlar diyebiliriz bir bakıma.

Porto Riko Üniversitesi ise bu sürecin yalnızca bir örneği. Hükümetin isteği, gençleri adadan dışarıya yönlendirmek. ABD Kongresi ülkeyi pratikte yedi kişinin diktatörlüğüne çeviren PROMESA adlı yasa tasarısını da bu amaçla geçirdi.

ABD Kongesi’nin kurduğu Mali Kontrol Heyeti dokunulmaz bir kurummuş gibi bir algı var. Hem okulda hem sokaklarda karşılaştığımız tepkiler, Porto Rikoluların heyete karşı yapabileceği hiçbir şey olmadığı yönünde. Fakat biz aslında onları durdurabileceğimizi söylüyoruz.

Üniversitedeki bütün öğrencilerin boykota katılımını nasıl sağladınız?

Üniversitemizdeki öğrenci hareketinin geçmişi epeyce dolu bu yönden.

2005 yılında yine benzer bir bütçe kesintisine karşı öğrenciler boykota çıkmıştı. Fakat bu süreci örgütleyenlerin yorgunluğu, bir kısmının da mezun olması sonucunda bir sü re geriye düşüldü. Ardından 2010’da eğitim ücretlerini iki katına çıkarmaya çalıştılar. Öğrenciler de yeniden boykota çıktı. Son dört yılda öğrencilerin muhalefetinde giderek bir güçlenme söz konusu. 2014’te iki günlük, 2015’te üç günlük, geçen yıl da beş günlük boykotlar düzenledik. Şimdiyse ülke çapında süresiz boykottayız.

Tabii eklemek gerekiyor. Boykotta olmak yorucu bir iş. Yüzlerce öğrenci üniversitenin içinde yaşıyor ve binleri örgütlemeye çalışıyoruz. Hem duygusal hem fiziksel olarak yoruluyoruz.

Fakat aynı zamanda ödülleri de olan bir iş. Çünkü insanların yeni bir varlık göstermedeki heyecanını hissedebiliyor, eğitimlerini, hatta yaşamlarını yitirme pahasına bu işe atıldığını görebiliyorsunuz. Ayrıca bu boykotun bizden sonra gelecek nesil için, ilköğretim ve lise öğrencileri için de önemli olduğunu düşünüyoruz. Çünkü üniversite çağına geldiklerinde gidebilecekleri bir devlet üniversitesinin kalıp kalmayacağı şu anda belirsiz.

Peki boykot sürecini nasıl örgütlediniz?

Önce bildiğimiz öğrenci temsilcilerini San Juan’daki ana kampüste bir toplantıya çağırdık. Benim de üyesi olduğum Colectiva Independista Radical, 300 kişilik bu toplantıda bir boykot önerisi yaptı.

Toplantıda öneride bazı değişiklikler yaptıktan sonra, bu 300 temsilci yeni bir toplantı örgütledi. 5000 öğrencinin katıldığı bu toplantıda boykot önerisi oylanıp kabul edildi. Porto Riko Üniversitesi’nin en büyük kampüsü olan Rio Pedras kampüsünde toplam 16.000 öğrenci var. Yani öğrencilerin neredeyse üçte biri bu toplantıya katılmıştı.

28 Mart-5 Nisan arasında bizim kampüsümüzde boykota gidildi. Epey de başarılı oldu. Eyalet valisiyle, hatta Mali Kontrol Heyeti temsilcisiyle toplantılar yaptık. Elbette somut bir sonuç alamadık, ama hem dikkatlerini çekmiş hem de korkutmuş olduk. Ayrıca öteki 10 kampüsü de boykota katılmak için etkilemiş olduk.

5 Nisan’da ülke çapında 11.000 katılımcıyla bir öğrenci kongresi düzenledik. Burada 11 kampüsün tümünde, 58.000 öğrencinin boykota çıkması kararı alındı. O günden beri de süresiz boykottayız.

Porto Rikoluların büyük çoğunluğunun bizimle aynı görüşte olduğunu biliyoruz. Porto Rikalılara borcun denetlenmesi gerekliliği üzerine yapılan bir ankette yüzde 86 “denetlenmeli” oyu verdi. Ancak eyalet valisi hiçbir bir şey yapmadı.

Hükümetin boykotu bastırmak için adım atacağını düşünüyor musunuz?

Pek çok öğrenci polis şiddetinden korkuyor. 2010 yılında ücretlerin artırılmasına karşı yapılan protestolarda polisler aşırı derecede saldırgandı. Bu deneyim pek çok öğrenciyi olumsuz etkiledi tabii. Kendimizi de, kampüslerimizi de savunmanın gerekliliğinin farkındayız.

Şimdiye kadar gördüğümüzden daha büyük bir reaksiyon bekliyorduk aslında biz. Kampüslere barikatlar kurarak polislerin girmesini engelledik. Ne kadar baskı kurarsak, boykotu ne kadar uzun süre devam ettirirsek hükümetin müdahale riski de o kadar artacak, biliyoruz.

Yönetim, elbette, işgalimizin yasadışı olduğunu söylüyor. Fakat öğrencilerin tanıdığı tek otorite, 5 Nisan’da toplanıp boykot kararı alan öğrenci kongresi. Yani eğer işgali bitirirsek, bu kongreye olan demokratik bağlılığımızı parçalamış oluruz. Bir kampüs dışında bütün kampüslerde barikatlar var. Hatta kampüslerden birinin yakınlarındaki liselerde de öğrenciler boykotta.

*Socialistworker.org'dan kısaltılarak çevrilmiştir.

**Boykotla ilgili gelişmeler Centro de Comunicación Estudiantil Facebook sayfasından takip edilebilir.

 

 

www.evrensel.net