Lübnanlı komünist bir işçiye adanmış şarkının öyküsü

Lübnanlı komünist bir işçiye adanmış şarkının öyküsü

Arap Halklarının Mücadele Tarihinden'in bu haftaki konusu Lübnanlı komünist bir işçiye adanmış bir şarkının hikayesi: Yoldaşım Suphi el Jeez

Nasır NAZAL
Ali KARATAŞ
Demir ÇALIŞKAN
Nesrin Rihani

İşçi sınıfının, emekçilerin Birlik, Dayanışma ve Mücadele Günü 1 Mayıs’ın yaklaştığı şu günlerde Lübnanlı komünist bir işçiye adanmış bir şarkının hikayesini aktaracağız size. Şarkının adı “Yoldaşım Suphi el Jeez” (Sobhi al Jeez).

İşte o ünlü şarkının hikayesi:

CAZ MÜZİĞE AŞIK BİR GENÇ

Beyrut’ta yetmişli yılların ortalarında Ziyad, müziğe aşık yoksul bir genç adamdı, piyano çalmayı öğreniyordu. O sırada caz müziği Lübnan’da henüz yeni gösteriyordu kendini. Ziyad bu tarzı çok sevmiş ve fanatiği olmuştu. Caz müziğinin tüm dallarını öğreniyordu. Bu müzik türü onun en favorisi olmaya başlamıştı.

Bu mesleği, genç müzisyeni gün geçtikçe yoksullaştırıyordu. Aç karnını doyuramıyordu. Ziyad, 1975 yılında yazdığı meşhur şarkısı ‘Merbe el Dalal’ın sözlerinde; sevdalı çöpçünün sevdiği kızı istemeye gittiğinde kız babası, “İşin, sermayen nedir?” diye sorunca “Bana süpürgeyi miras bıraktılar, çöpçü oluverdim” demişti.

BEYRUT’TA CAZ YASAK

Ziyad, piyano çalma dalında iş aramaya başladı. Beyrut’un lüks bir restoranında mesleğine yönelik bir iş buldu. Kariyeri ve maddi geliri fena olmayan bir işti. Ne var ki restoran sahibi müşterilere uymayan caz müziğini çalmasını tamamen yasaklamıştı. Çünkü caz, siyahi kölelerin müziğiydi. Dolayısıyla sadece senfoni müzikleri çalmasını önermişti. Bu durum ona bir engel oluşturmadı. Nasıl olsa kendine has yöntemiyle bir senfoni sunmaktaydı zaten ve genel olarak müşterilerin ilgi ve hayranlıklarını toplamıştı.
Restoranda piyano çalmaya, akşamın ilk saatlerine başlıyordu. Ziyad’ın, restoran sahibinin aldığı şık takım elbisesiyle sahne alması gecenin belli bir saatinde başlıyor, sabahın ilk saatlerine kadar piyano çalıyordu. Tüm müşteriler sarhoş olup, restorandan ayrılırken Ziyad ücretini alıp yürüyerek  evin yolunu tutuyordu. 

KİTAP OKUYAN  ÇÖPÇÜ

O gece dolunaylı. Güzel bir gecedeydi, sessizlik ve sükunet Beyrut’u sarıyordu. Dar sokaklarda yol tutan Ziyad’ın dikkatini, kaldırımda zayıf, çelimsiz bir çöpçünün, çöpe atılmış bir kitabı okuyor olması çekti. Durup selam vermekten kendini alamadı. Sohbet ederlerken her ikisi de kendini tanıttı ve garip bir şekilde kültürel bir dostluk başladı aralarında. Ne var ki ikisinin de gurur verici bir meslek sürdürdükleri söylenemezdi, şerefli meslekler olduğu tartışılmazdı. Mesleklerini; var olan güçleriyle, eğitimli ve yetenekli bir beyinle yönetiyorlardı. 

Genç müzisyen artık her gece çöpçü arkadaşıyla buluşmayı alışkanlık haline getirmişti. Ve çöpçüler de müzisyen arkadaşının anlattığı sosyetenin komik haberlerine alışmıştı. Günler geçtikçe genç müzisyen, çöpçünün küçük bir devrimci olduğunu anlamıştı. Ne var ki kader onu doğru yere koymamıştı. O iddialı genç bir komünisti. Bilgi, kültür ve tecrübe sonrasında komünist partiye katılmıştı. Katılması boşuna bir yönelim değildi. Yoksulluk onu yormuş olabilirdi ama davası onun yorgunluğunun önüne geçmişti. 
O, Suphi el Jeez’in ta kendisiydi; Beyrut’un dar sokaklarının çöpçüsü.

YOLDAŞLIĞA İLK ADIMLAR

Her iki dost biraz daha yakın, biraz daha samimi olmuşlardı ve birbirlerinin endişelerinin daha fazla farkına varmışlardı. Suphi el Jeez, genç müzisyene komünist partiyi anlatırken, genç müzisyen  partinin fikirlerine ikna olmaya başlamıştı. Her ne kadar kaynakları çoğunlukla çöplüğe atılmış kitaplar olsa da, artık her gece onu daha fazla dinlemek, öğrenmek, tartışması bitmeyen konuları anlamak için onunla buluşuyordu.

Suphi el Jeez, artık genç üzisyen için savunmasız, dışlanmış halkının, umursamaz politikacılar karşısındaki mücadelesi açısından yüce bir örnekti. 

Böylece komünist partiye yönelik yakın bir yol çizmeye başlamıştı. Artık yoksulların, restoranda takılan sosyete kesimin gözündeki gibi toplumun pisliği olamadıklarına inanmıştı. 

Ve dürüst, şerefli olan emekçilerin başka bir seçenek olamadığından düşük ücretlerle çalıştırılmak zorunda kaldıklarını öğrenmişti. Artık genç müzisyenin göğsü adaletsizlik, yolsuzluk ve feodalizmi reddetmek için dolmaya başlamıştı. Kibirlilerin ve her gece oturup kendi saçmalıklarıyla övünenlerin üzerine devrim yapılması gerektiğine inanmıştı. 

MÜZİSYENİN ÖNEMLİ KARARI

Günler geçti, soğuk bir kış gecesi Genç Müzisyen Ziyad, lüks ve sıcacık restoranda müzikal programını sunmaya  giderken birden o daracık sokaklarda bulduğu yoldaşı Suphi el Jeez’in yolunu tuttu ve ona komünist partiye katılma kararı konusunda heyecanını anlatmak istedi. Artık emekçilerle ve yoksul devrimcilerle saf tutacağını ve onlara yoldaş olmak için aldığı kararını bildirecekti.

SUPHİ’NİN SOĞUKTAN ÖLÜMÜ

O soğuk gecenin karanlığında, Suphi’nin konakladığı kaldırıma varınca, onun çöp yığınları arasında yere yığılmış olduğunu gördü. Süpürgesine sarılmış, kitap, gazete ve dergi kupürleri yanında son uykusundaydı.

Subhi El Jeez ölmüştü..Yoldaş Suphi ölmüştü...Beyrut’un soğuğu onu öldürmüştü. Sıtma ve yüksek ateş onun canına kıymıştı, bir antibiyotik, yüksek ateşi hafifletecek bir ilaç alacak kadar parası yoktu.  Soğuk onu çöp yığınlarının içine atmıştı.

İçinde bir çığlık gibi şu sözler uyandı;
Uyan Suphi…
Affedersin ... Uyan yoldaşım Suphi…
Seninle olduğumu söylemeye geldim...
Bugün senin yoldaşın olmaya karar vermiştim…
Beni bırakıp gitme...
Bunlar aldatıcı günlerin alışkanlığıdır... 
Senin alışkanlıkların olamaz...
Kalk yoldaş…
Sensiz ne yapacağım bilmiyorum!

O anda Beyrut’ta gökyüzü bardaktan boşanırcasına yağıyordu, Beyrut’un gökyüzü öfkeliydi, kızgındı. Genç müzisyen ise ruhsuz, yorgun ve güçsüz kalmış, yıkılmıştı. O an gözlerinden acı ve kahır dökülüyordu. Öteki sokağa koştu ve telefon kabinine girdi. Dünyayı ısıtacak bir yüreği olan bu ölüyü kaldırsın diye defin işleri idaresini aradı.

Ziyad, o gece sahne programına bir saat gecikmişti. İş yerine gittiğinde kolu kanadı kırılmıştı, boğazında koca bir yumruk kahır oturuyordu.      

Hüzünlü müzisyen çalıştığı sıcacık restorana yöneldi. Oysa ki damarları donmaktaydı.  Sosyete kokan salona girdi ve piyanonun bulunduğu köşeye  ağır ağır yöneldi, soğuk alışkanlık haline gelen alkışları duydu .

SUPHİ’Yİ ÖLÜMSÜZLEŞTİREN ŞARKI

Tereddütsüz mikrofonda fısıldadı: “Yeter artık bu soğukluğunuz. Soğuk arkadaşımı, yoldaşımı, Suphi el Jeez’i öldürdü.”
Yaralı ve öfkeli yüreğiyle parmaklarını piyano üzerinde gezdirdi ve ilk kez o salonda, yasaklı caz müziği çalmaya başladı.  
Restoran sahibi panik içerisinde genç müzisyene  yaklaştı: “Bu müziğin her türlüsünün  burada çalınmasının yasak olduğunu bilmiyor musun”  diye fısıldadı.

Genç müzisyen patrona kulak asmadı, dinlemeyi de reddetti. Caz müziğiyle piyanonun üzerinde oynayan parmakları, o salonda bulunan tüm sosyetenin sinirlerini bozuyordu.  

Öfkeden deliye dönen patron tekrar genç müzisyene yaklaştı, “Sersem yeter artık” diye bağırdı, genç müzisyen umursamadı ve caz çalmaya devam etti. 

Salondaki “sosyetik bir güzel” ayağa kalktı ve aşağılayıcı bir tavırla, “Nedir yani bu şimdi, hikayen nedir?” dedi. 
Ziyad ona baktı, çalmaya devam etti: 

Yoldaşım Suphi el Jeez,  

beni yerde yarı yolda bıraktı ve gitti 

Yoldaşım Suphi el Jeez süpürgeyi de bıraktı ve gitti 

Milyonlarca zavallıya ne yapabileceğimi söylemeden gitti 

Yoldaşım, ey yoldaşım neredesin yoldaşım...

Omzuma birçok şey yükledin;

Taşlar, toz ve sandıklar.

Adımı değiştirdin ve adımı yoldaş yaptın 

Adım yoldaş ama  

Yoldaşım yok artık 

Adım yoldaş kalacak 

Senden başka birini arıyorum 

ama sana benzeyen bir yoldaş arıyorum

Yürüdü.. yürüyor..

Yürüyorum ...Yürüyoruz ve yola devam ediyoruz 

Yürüyoruz ve yola devam ediyoruz ..

yoldaşım..

ŞARKI NASIL ÜNLÜ OLDU?

Ziyad el Rahibeni’nin, yazdığı ve bestelediği şarkıyı ilk Halid el Habir söyledi. El Habir Lübnan Komünist Partisi üyesi olan otelde çalışan bir baba ile matbaada çalışan bir annenin oğluydu. Ülkede çok tanınmıyordu. Ama şarkının tanınıp Suphi el Jeez’i ölümsüzleştiren Arapların ünlü divası Feyruz’un söylemesi oldu. Feyruz söyledikten sonra şarkı, bütün Arap dünyasında ünlendi.  Arap halkının gönlünde taht kuran Lübnanlı Sanatçı Feyruz’un bir yönünü de bu arada tanıtalım. Geçmişte birçok Arap sanatçıdan istendiği gibi Feyruz’dan da bazı Arap liderleri kendileri için özel şarkı söylemesini isterler. Ancak Feyruz bütün talepleri “Feyruz kimse için şarkı söylemez, Feyruz vatanı için şarkı söyler” cevabıyla reddeder.

Şarkı hem Feyruz’dan hem de Ziyad el Rahibani’den dinlenebilir.

Kaynak: https://hebaalbeity.wordpress.com/2012/10/30/قصة-أغنية-رفيقي-صبحي-الجيز/ 

Son Düzenlenme Tarihi: 26 Temmuz 2017 21:03
www.evrensel.net

1 yorum yapılmış

  1. Tahir 4 ay önce Yanıtla  /  Beğendim 0  /  Beğenmedim 0

    Ne ladarda guzel bir bütünlük feyruz ve evrenselllik

Yorum yapın

Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.