Değişmeyen tablo: Özgecan’dan sonra 700 kadın öldürüldü

Değişmeyen tablo: Özgecan’dan sonra 700 kadın öldürüldü

Kadınların talepleri açısından milat olması umut edilen Özgecan Aslan cinayetinin ardından tablo değişmedi.

Gizem ÖRNEK
Dilan DEMİR
İstanbul

Özgecan Aslan 22 Ekim 1995’te Mersin’de Dersimli bir ailenin çocuğu olarak doğdu ve Mersin’de büyüdü. Psikolog olmak istiyordu, Çağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi birinci sınıf öğrencisiydi. Özgecan yaz tatillerinde çalışarak hem eğitimi için para kazanıyor hem de ailesine destek oluyordu.

Özgecan’ın hayalleri  20 yaşındayken yarım kaldı…

11 Şubat 2015 günü okuldan çıkıp sonra Tarsus’ta bir alışveriş merkezinde arkadaşıyla buluştu. Buluşma sonrası arkadaşından ayrılarak, evine gitmek için şehirlerarası sefer yapan bir minibüse bindi ve bir daha akıllardan silinmeyecek olan o korkunç olay yaşandı. Şoför Suphi Altındöken, Mersin’e D-400 Karayolundan gitmesi gerekirken aracın yönünü Tarsus-Mersin otoyoluna doğru değiştirdi. Güzergahın değişmesi üzerine ters giden bir şeyler olduğunu anlayan Özgecan için kendini koruyabilme, hayatta kalabilme mücadelesi başladı. Tecavüz girişiminde bulunan Suphi Altındöken’e engel olmaya çalıştı, ancak olamadı. Tecavüze uğradı ve defalarca bıçaklandı. Daha sonra demir sopa ile öldüresiye dövüldü. Suphi Altındöken Tarsus’a geri dönerek babası ve arkadaşından yardım istedi. Cinayet mahalline geri dönen katil ve yardımcıları, Özgecan’ın bedenini bir ormanda ateşe verdiler.

Bu korkunç olaydan sonra geriye Özgecan’ın yanmış bedeni ve o dehşet anlarında Suphi Altındöken’in yüzüne adeta hikayesini kazıdığı tırnak izleri kaldı...

ÖZGECAN CİNAYETİ MİLAT OLDU MU?

Bu hikaye hafızalarda ve yüreklerde derin bir etki yarattı. Hep bir ağızdan “Özgecanlarımız yanmasın” diye haykırdı kadınlar. Binlerce kadın, erkek sokaklara çıktı, eylemler yapıldı. Talepler dile getirildi: Özgecan yasası çıkarılsın, devlet kadın cinayetlerinin önlenmesi konusunda sorumluluğunu yerine getirsin, kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüz son bulsun, katiller gereken cezayı alsın... Özgecan Aslan’ın vahşice katledilmesi kadınların yıllardır dile getirdiği talepler açısından bir milat olsun istendi.

Peki, Özgecan’ın öldürülmesinin ardından devlet ne yaptı, bu olay gerçekten bir milat olabildi mi?

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, Özgecan Aslan’ın ölümünün kadın mücadelesi ve kadınların mücadeleye katılımı noktasında önemli bir milat olduğunu, ancak devletin yapması gerekenler açısından milat denecek bir durum yaşanmadığını düşünüyor.

Özgecan Aslan’ın öldürülmesi üzerinden geçen iki yılı değerlendiren Gülsüm Kav, şöyle dedi: “Özgecan milat olsun demiştik. Bence oldu. Bunun için Türkiye’nin her yerinde kadınlar elinden geleni yaptı. Özgecan kardeşimizin hayatını kaybetme biçimi ve ondan sonra ortaya çıkan büyük kadın ayaklanmasıyla daha önceden sadece hak arayıcıların bildiği bu önemli toplumsal sorun tüm toplumun, tüm kadınların sorunu haline geldi. Daha da önemlisi bunu sahiplenenler arasında kendi kuşağını çok ciddi biçimde uyandırdı Özgecan’ın hayatını kaybetmesi. Özellikle genç nesiller feminizme, kadın mücadelesine ilgi duymaya başladı.

Ama sorumlular açısından milat olmadı, hiç bir somut adım atılmadı. Kadın cinayetleri nitelikli suçlar kapsamına alınması, indirim ve af kapsamı dışında tutulmasını içeren ‘Özgecan Yasası’ talebimiz de hayata geçirilmedi. Hâlâ bol keseden iyi hal, haksız tahrik, pişmanlık indirimi uygulanıyor. Davalar, hak ihlaline uğrayan kadınlar olduğu halde neredeyse yine kadınların yargılandığı bir hale dönüşüyor. Yani sorun şiddetlenerek devam ediyor ve o zamandan bu zamana 700’e yakın kadın öldürüldü.”

2011 yılında Koruma Kanunu’nun yenilendiğini ve aynı yıl hükümetin İstanbul Sözleşmesi’ne imza attığını hatırlatan Kav, “Bunlar gördüğümüz son iyi şeylerdi. AKP’nin ustalık döneminin başlamasıyla zaten o sene atılan adımlar onlara fazla geldi ve o zaman tanınan, kadınlara da iyi gelen, kazanım diyebileceğimiz tüm yeni hakları geri almaya çalıştıkları daha karanlık bir döneme girdik. 2015’ten bu yana kadınların yaşamını daha da kısıtlayan programlar hızla uygulamaya konuldu” diye konuştu.

KADIN CİNAYETLERİ SÜREKLİ ARTIYOR

Kadın cinayetleri rakamlarına dikkat çeken Gülsüm Kav, şu değerlendirmeyi yaptı: “Rakamlara baktığımızda 2010’dan 2016’ya kadar sürekli yükselen bir eğri görüyoruz. Sadece 2011 yılında bu eğri aşağı iniyor, yarı yarıya. Daha sonra yeniden yükselmeye başlıyor. Bu grafik sorunun çözümünü gösteriyor aslında; siyaseten bir irade geliştirmek, koruyucu yeni yasalar yapmak ve devletin erkek şiddetine tavır alıyorum demesi... Devlet bunu dediğinde toplum ona göre hiza alıyor ve cinayetler yarı yarıya düşüyor demek ki.” 

REFERANDUM ÇÖZÜM OLUR MU?

Anayasa değişikliği ve referandum sürecinde yapılan araştırmalara göre kadınların ‘hayır’ deme oranının erkeklere göre daha yüksek olduğunu dile getiren Gülsüm Kav, bunu kadınların yaşadığı sorunların çözülmemesine bağladı: “Kadına yönelik şiddet artmış durumda. Geçim yükü altındaki ailenin beslenmesinden bakımına her şeyin sorumluluğu kadına yüklenmiş durumda. Kadın işsizliği oranları çok yüksek ve giderek artıyor. Bununla birlikte genel olarak toplumdaki güvenlik sorunu, patlamalar, şiddet ortamı kadınları daha çok etkiliyor. Kadınların hak aramak için başvuracağı kadın kurumları kapatılıyor. Anayasa değişikliğiyle Meclis işlevsizleştiriliyor, adil bir yargı ve tarafsız bir cumhurbaşkanı söz konusu bile olmayacak. Ama kadınlar buna razı değil. Çünkü bu kadar güvensizlik ve zorluğa başkanlık nasıl bir çözüm getirecek, bunun bir cevabı yok.”

www.evrensel.net