Can Yücel’in şiirli politik poetikası

Can Yücel’in şiirli politik poetikası

İsmail Afacan, Can Yücel’in poetikasını anlattığı şiirlerini kaleme aldı.

İsmail AFACAN

Şairler, şiir üzerine düşüncelerini genellikle düzyazı aracılığıyla anlatmıştır. Bu poetik yazılarda şairler; şiir nedir, şiir nasıl yazılır, şair ve şiir ilişkisi, biçim ve içerik,  şiir felsefesi, şairler ve dönemler hakkında düşüncelerini ifade etmiştir. Çağdaş Türk Edebiyatında birçok şair poetik yazılar kaleme almıştır. Nâzım Hikmet, Melih Cevdet, Oktay Rifat, Ahmet Oktay, Gülten Akın, Cemal Süreya ve Ataol Behramoğlu gibi şairler yazdıkları poetik yazılarla da isimlerinden sıkça söz ettirmiştir.  
Çağdaş Türk şiirinde şahsına münhasır isimlerin başında gelen Can Yücel ise, poetikasını anlatmak için bahsettiğimiz şairlerden farklı bir yöntem izlemiştir. Can Yücel, poetikasını yazdığı şiirlerle anlatmıştır. Belirtmek gerekir ki bazı şairler poetikalarını anlattığı şiirler yazmıştır. Ama bu şiirler yüzeysel tanımlamalardan  öteye geçmez. Okura, genel bir poetik değerlendirme olanağı sağlamaz.
Ama Can Yücel’de durum farklıdır. Can Yücel’in hemen hemen her kitabında birkaç poetik şiiriyle karşılaşmamız mümkündür. Alavara kitabının bir bölümünde uzun süren şiir yolculuğunun çeşitli dönemlerinde kaleme aldığı poetik şiirleri bir araya getirilmiştir. Bu şiirlerde; şiirin ne olduğundan tutun da şiir felsefesine kadar geniş yelpazede şairin poetikası hakkında bilgi verir.
***
Can Yücel’in poetikasında ‘Toplumcu gerçekçi’ akımın yoğun bir etkisi vardır. Kavganın içinde şekillenen bir şiiri savunur Can Yücel. Baskıya ve zorbalığa karşı direngen bir şiir yazmayı amaçlamıştır. 12 Mart döneminde Gayrettepe’de işkence gören devrimcilerden yola çıkarak nasıl bir şiir yazmak istediğini anlatır şu dizelerde:  “Devrimcilik gibi şairlik de/ İnen darbeyi duyabilmektir,/ Kaslarının liflerinde/ İster copların darbesi olsun/ İster bilincin.../ Gelerek, bin bir işkenceden/ -İnsanlık gibi tıpkı-/ Çığlıklarla büyüyen devrimci şiir,/ Giderek, sömürüye ve zulme/ Karşı akımıdır sevincin.//...Ve de birden tepti miydi geriye,/ Gözüne, yuvasına, kaynağına zulmün,/ Bir gök gürültüsüdür, bir şimşek,/ Bir sevinçtir akıp gidecek/ Şebekelerin sigortası atıncaya dek!../ İşte böyle şiir bizim yazmak istediğimiz.” Mücadeleci bir şiir tarif etmiştir Can Yücel. Yeterli mi? Hayır... Aynı zamanda yaşadığı günlerin tanığıdır. Bu tanıklığı hem kendisi hem de halk adına yapmıştır. Ve yazdığı şiirle okurunu harekete geçirmeyi hedeflemiştir: “...Şiir uyuşturuculardan değildir/ En uyandırıcısıdır/ Bir şiir okuduğun zaman ayağa kalk.”
***
Baskıya karşı direniş, güzel günler için mücadele ve çağına tanıklık yapmak. Ya biçim? Can Yücel biçimi önemseyen bir şairdir. Ne de olsa içerik ve biçim birbirinden ayrılmaz. Şaire kulak verelim: “Demek ki/ Bu hâli bu güzeli bu yeşili/ İlle de bugünkü kendi haliyle/ Görüp göstereceğiz diye/ Ihlamurlar budamak/ Şiir değil bundan böyle” Nesir yönü baskın olan bir şiirinde içerik ve biçim ilişkisini şöyle değerlendirmiştir: “Bu ara ben, kardeşler, davarlara karşı günebakanları korumakla uğraşıyorum. Yeterince ciddi olmadı mı bu yanıt dersiniz? Varsın, olmasın!.. Ben şiiri ciddiye almıyorum ki zaten, yeter ki şiir beni ciddiye alsın! Davetsiz misafirdir, pat diye gelir o, ya bir afrika menekşesini, ya ölen bir delikanlıyı bahane eder, oturur karşıma, kaldırabilirsen kaldır artık. Baudelaire öyle demiş ya: ‘Esin dediğin gelmesine nasıl olsa gelir, güçlük onu sepetlemede” Bu metinde şiir işçiliğini dikkat çeken Can Yücel,  şairlerin içeriğe uygun bir “sepetleme” yapması gerektiğini vurgulamıştır. Bu noktada şairin üslubu da şiirin olmazsa olmazıdır. Şair için ne sorusu kadar, nasıl sorusu da önemlidir: “Ben de dedim ki bazıları/ Ayçiçeği diyorlar günebakana/ Bazısı da günebakan diyor ayçiçeğine// Ben günebakanı yeğliyorum/ Belki de güne yöneldiğim için yine// Ama siz de bilirsiniz ki/ Gün aydındır gece de gece// Ama ne zaman diyeceğiz birbirimize günaydın?// Ben de onu diyordum ya işte/ Bak kardeş şimdi uslûp meselesini düşünmeye başladın.”
***
Can Yücel poetik şiirlerinde polemikler de yapmıştır. İkinci Yeni’nin üstatlarından Cemal Süreya’nın “Folklor şiire düşman” başlıklı yazısına ‘Folklor şiire yarardır’ şiiriyle göndermede bulunmuştur: “Ben Clio’nun doruğ’na durmuşam/ Şiirlerle vuruşmuşam/ Kem sözüyle dostun vurulmuşam/ Şairim ben bir keçiyem/ İnatçı leş kokulu ayağına tez/ Sarpı serap bellemişem/ Gözüm yukarıdan bakıy/ Dalgın dalgın aşağı/Düşünmüyom bile/ Düze nassı ineceğem/ Kayya gibiyem/ Ya da bi çığ diyem/ Ya da bir çağ/ Lorka gibi.” Can Yücel, kır insanının günlük konuşma dilinden yararlanarak kurduğu ‘Folklor şiire yarardır’ şiiriyle Cemal Süreya’ya toplumcu çizgiden yanıt vermiştir.  
***
Son olarak “saf şiir”. Can Yücel’in “saf şiir” anlayışını eleştirdiği birçok şiiri var. Şu kısa şiire odaklanalım: “Saf şiir olmaz/ Şiir dediğin mürekkeple yazılır” Alaysı bir dille “saf şiir”in dilci, seçkinci, soyut ve yaşamdan kopuk tarzını eleştirmiştir. 12 Mart döneminde yazdığı bir şiirde “saf şiirin” toplumcu şairler açısından neden mümkün olmadığını vurgulamıştır. “Bu damsız damda,/ Bu Havvasız havada/ “Saf Şair” olamıyor adam, sökmüyor sırf şiirsel yorum./ Hani/ Ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum, diyor ya/ Nâzım,/ Ben de artık şiir düzmek değil, şiiri düzmek istiyorum.”

www.evrensel.net