Sporcu aktivizminde ‘Ben de varım’ın yeri

Sporcu aktivizminde ‘Ben de varım’ın yeri

Spor tarihi, ayrıcalıklı platformunu halkın çıkarı için kullanan politik sporcularla dolu. Peki Rıdvan Dilmen ve arkadaşları bunun neresinde?

Mithat Fabian SÖZMEN

“Spor devasa bir mücadele alanıdır ve burada söylenmiş her söz megafona söylenmişçesine büyük bir etki yaratır.”

2009’dan beri Evrensel’de kaleme aldığım spor yazılarını tek bir cümleyle özetlemem gerekse, Güney Afrikalı Şair-Aktivist Dennis Brutus’ün sıkça alıntıladığım bu sözüne başvurmam icap eder. Çünkü bu cümle sporun, erk sahiplerinin bir asrı geçkin süre boyunca iddia ettiğinin aksine siyaset üstü, toplum üstü vs. olmadığını ortaya koyduğu gibi çok güçlü bir araç haline gelebileceğini de imler. Brutus, 1960’larda, Güney Afrika Cumhuriyeti’nde hüküm süren ırkçı Apartheid rejiminin Olimpiyatlardan men edilmesini sağlayan kampanyanın önderi olarak bu iddianın altını doldurabilecek tecrübeye fazlasıyla sahiptir. O, kendi ülkesindeki egemenlerin, ülkenin çoğunluğuna kan kusturan adaletsizliğini uluslararası arenada mahkum etmiş ve bunu yaparken sporu kullanmıştır. Brutus, Güney Afrika’nın 1964 Tokyo Olimpiyatları’ndan men edildiğini öğrendiğinde cezaevinde Nelson Mandela’nın yanındaki koğuşta tutuluyordu. Ancak dünya, onun izinden gidecek pek çok sporcu ve aktivistle tanışmaya hazırdı.

MEGAFON ELDEN ELE…

Muhammed Ali, Bill Russell, Jim Brown, Tommie Smith, John Carlos… 60’lar, büyük sporcular oldukları kadar yaşadıkları ülkede ve dünyada olan bitenlere de kayıtsız kalmayan bu isimlerin yükselişine tanıklık etti. Sonraki tüm kuşaklar, onların bıraktığı “megafon”dan faydalanabilirdi artık.

O megafon bir süredir Colin Kaepernick isimli bir Amerikan futbolcusunun elinde. Kaepernick, ABD’deki ırkçılık ve polis şiddetine karşı milli marşlar esnasında diz çökerek başlattığı protestolarını sürdürüyor. Üstelik eylemlerinin kapsamı da genişlemiş durumda. Sözü bu kez de ona bırakıp, hepinizin merak ettiği bizim ülkenin “politik” sporcularına geçelim:

“…Sesini duyurma şansı olmayanlara yapılanları gördüm. Ben sesimi duyurabilecek bir pozisyondayım ve bunu, böyle bir imkanı olmayanlar için kullanmaya devam edeceğim.”

SESİ KISILANLARIN SESİ OLMAK

Sahip olduğu ayrıcalıklı platformu çoğunluğun bastırılmak istenen çıkarları için kullanabilmek, onların sesini duyurmak, kariyerini riske atabilmek…

Yukarıda saydığımız isimlerin hepsi büyük sporculardır ama asıl bunları yaptıkları için daha büyük hale gelmişlerdir.

Peki ya birkaç gündür gündemi belirleyenler?

Rıdvan Dilmen, Arda Turan, Burak Yılmaz, Hidayet Türkoğlu, Hakan Ünsal, Alpay Özalan falan…

Kaepernick’in cümlesindeki vurucu nokta “sesini duyurma…”

Rıdvan Dilmen, Arda Turan ve diğerleri, farkında değilmiş gibi yapabilir ama bu ülkede yüzü aşkın gazeteci hapiste, televizyon kanalları, dergiler, gazeteler, radyolar kapatıldı, halkın ‘Sesimi duyursun’ diye oy verip Meclise gönderdiği milletvekilleri, cezaevlerindeki binlerce siyasi tutukludan(hemen hemen hepsi ‘Hayır’ diyecek olan) yalnızca en bilinenleri…

KENDİ İKBALİNDEN BAŞKA DERDİ OLMAYAN…

Türkiye, bu koşullarda referanduma zorlanırken bizimkiler kimin sesini, kim için duyuruyorlar? Hangi mazlumun duyulmayan, bastırılmak istenen çığlığıdır bu?

Saray’dan ve kendi ikballerinden başka bir dertleri olduğuna kimi inandırabilirler?

Diyorlar ki “Demokratik hakkımızı kullandık.” Kullanabilirler elbette. Bizim derdimiz onların haklarını kullanmalarıyla değil. Bizim derdimiz,
*Onların, demokratik hakkını kullanırken cezaevine girmeyi göze almak zorunda kalan milyonlar yokmuş gibi davranabilmeleriyle…
*Onların kariyerlerinin hiçbir döneminde iktidarın belirlediği çizgilerin dışına çıkamamış olmalarıyla…
*Bu ülkenin, onların sahip olduğu ayrıcalıklara sahip olmayan milyonlarının gerçek sorunları için, bir kez olsun ağızlarını açmamış olmalarıyla…

Bu noktada Aykut Kocaman’ın sarf ettiği -ki aslında onun sözlerini Dilmen’in politik pozisyonuna yönelik bir eleştiri olarak okumak lazım- “Siyasetin içinde olmamalıyız” basmakalıbı elbette doğru ve gerçekçi değildir. Haksızlıklara karşı çıkan sporcu da her şey güllük gülistanlıkmış gibi suskun kalan sporcu da kitlelere bir mesaj verir.

Bizimkiler, iktidarın ‘Evet’ kampanyasını başlatan isimler olmayı kabul etmeleriyle tarihin sayfalarında önemli bir yer tutacaklar. Ama o sayfalarda Muhammed Ali’ler, John Carlos ve Tommie Smith’ler olmayacak. ‘Ben de varım’ derken belli belirsiz milyonlarca insanı daha da görünmez hale getirdikleri hiç unutulmayacak.

Ve inanın, er ya da geç, bu ayıp onlara yetecek.

Son Düzenlenme Tarihi: 29 Ocak 2017 09:18
www.evrensel.net
ETİKETLER Rıdvan Dilmenevet