Auschwitz toplama kampı

Auschwitz toplama kampı

En ağır koşullara bile direnilebileceğini gösteren örnek: Auschwitz toplama kampı

Ali ÇARMAN

Tüm dünyada faşizm veya Hitler denilince akla toplama kampları gelir. Hitler işbaşına geldiği andan itibaren insanlık düşmanı politikalarını uyguladı. İnsan avı başladı. Tutuklananların sayısı yüzbinleri bulunca Almanya’nın dört bir yanına toplama kampları yapıldı. Ölüm tarlaları olarak ifade edilen toplama kampları yok edilmekte olan insanlığın trajedisi oldu.

Özgürlük, eşitlik ve adalet bağlamında insanlığın kazanımlarına savaş açan Hitler, 1 Eylül 1939 Cuma sabah saatlerinde Polonya’ya saldırdı. İşgal birliklerinin gerekçesi “Polonya askerleri kendi topraklarımızda bize ateş açtı” oldu.

Hitlere, toplama kampları için Almanya toprakları yeterli gelmedi. Naziler, bu kez Krakow şehri yakınlarında Auschwitz-Birkenau’da geniş bir arazide 14 Haziran 1940’da kamp kurdular. Bu tarihten itibaren vagonlarda istif edilmiş ölüm yolcuları; Yahudiler, Polonyalılar, Romenler buraya getirildi.

Geçtiğimiz yaz dönemi bir grup arkadaşla toplama kampını ziyaret ettik. O gün dünya gençlik günü vesilesiyle Papa’da Auschwitz’i ziayeret edecekti. Tüm kamp alanı tam bir asker, polis ablukası altına alındı. İki kez kimlik kontrülünde geçerek kamp yerine gelebildik.
Papa dua okuyacak diye kampın büyük bir bölümü ziyarete kapanmıştı. Dünyanın değişik ülkelerinden gelen ziyaretciler, kampın bütününü ziyaret edemedi.  

ÖLÜM KAMPI AUSCHWİTZ

Bütün toplama kamplarının ana girişinde duran ‘’arbeit macht frei’’ yazısı insanın içini ürkütüyor. 40 kilometre karelik bir alanı 3-4 saat gezmek biraz zor. Büyük bir sessizlik içinde gruplar halinde kamp sokaklarını gezenlerin gözlerinde hüzün ve öfke açıktan belli oluyor.

Yol boyunca kampa yaşananları anlatan levhalar asılmış. Hiç tanımadığı bir tutsağın yerine kendisini feda eden Maximilian Kolbe adına yapılmış levhadan, çırılcıplak işkenceye, gaz odalarına götürülen tutsaklar için asılmış levhaya kadar birçok levha var. Barakaların girişine yaklaşıldığında ise kampa getirilen ve katledilenlerin toplam sayısını belirten levhalara rastlıyorsunuz.  1,1 milyon Yahudi, 150 bin Polonyalı, 23 bin Romen, 15 bin Sovyet Kızıl Ordu esiri, 25 bin diğer uluslardan tutsak olduğunu gösteren kocaman bir pano.

Nazi toplama kamplarının en büyüğü olan Auschwitz-Birkenau kampına 1,3 miyondan fazla insan yerleştirilmiş. Almanya, Fransa, Polonya, Çekoslovakya, Macaristan, Avusturya, Belçika, Romanya’dan getirilenler kişilerin 900 bini kısa süre içinde, gaz odalarında, kurşuna dizilerek, idam edilerek  ve en azgın ateşle krematoryumlarda yakılarak katledildi.

ÖLÜM KAMPLARI     

Hitler ve şürekası; yalnızca Yahudileri değil tüm rejim muhaliflerini, komünistleri, sosyal demokratları, sendikacıları, aydınları ve kendilerince sakıncalı buldukları eşcinselleri, çingeneleri ve asosyal dedikleri kitleleri topladılar. 

Toplumu ıslah etme ve Alman ırkını arındırma adı altında açılan bütün toplama kamplarının bir ortak özelliği de kamplara getirilenlerin en sağlıklı ve en genç olanları karın tokluğuna çalıştırmaktı. 

Dikenli ve elektrikli tellerle çevrilmiş, her 50-100 metrede bir gözetleme kuleleri ve bu kulelerin içine yerleştirilmiş makinalı tüfekler, açık alanda kurulan teşhir amaçlı idam sehpaları, kurşuna dizilme yerleri, gaz odaları, fırınlar yazmakla bitmez. Bunlar Nazilerin toplama kamplarında olağan olarak görülen yaptırımları. Kamp sokaklarını gezerken, ziyaretçilerin bilgisine sunulan dökümanları incelerken üst üste yığılmış insan cesetlerinin fotoğraflarını görmek faşizme olan kini biliyor.  

Dachau, Buchenwald, Mathausen kamplarında da fırınlar var. Ancak Auschwitz toplama kampında -insanın eli yazmaya varmıyor- günde öldürdükleri 6 bin insanın bedenini yakıyorlardı.  Yakılan bedenlerden geriye kalanlardan bile küçük tümsekler oluşmuştu.

KENDİNDE OLMAYAN HERKES DÜŞMAN

Sınırsız şovenizm ve yağma savaşı, en alasından gericilik, insanlığa dair ne kadar güzellik varsa hepsine düşman olan faşizm işbaşına getirildiği andan itibaren ‘Her şey arı Alman ırkı ve geleceği için’ denilenerek başta Almanya’da işçi ve emekçilere sonrasında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği olmak üzere bütün Avrupa halklarına savaş açtı. Faşizm ve Hitler düpedüz tüm insanlığa savaş açtı.

NAZİ DOKTOR JOSEF MENGELE

Auschwitz-Birkenau kampının bir diğer özelliği ise en akıl almaz ve alçakca deneyleri ile bilinen ölüm meleği Nazi doktor Josef Mengele’dir. Tutsakların hangisinin çalıştırılacağı, öldürüleceği veya tıbbi deneyler yapılacağına karar veren SS doktoru Mengele, ne yazık ki kamp kurtarılmadan önce kaçarak başka kimliklerle faşizme hizmet vermeye devam etmiştir.

HALKLAR VE GERÇEĞİN ZAFERİ

Toplama kampları en ağır koşullara, en onulmaz denilen şartlara dahi direnilebileceğini gösteren örneklerle dolu. Tutsaklar umuda sımsıkı sarılıp, özgürce yaşamı hayal etmekten vazgeçmediler.  Dayanışma, yardımlaşma ve dış dünya ile bağ kurma temelinde oluşturulan illegal komiteler moral kaynağı oldu. 

1944 yılının sonlarına doğru faşist Hitler ve ordusunun yenilgi haberleri gelmeye başlar. Faşistler Kızıl Ordu’nun büyük zafere doğru ilerleyen ayak seslerini duydukları anda itibaren işlemiş oldukları insanlık suçlarının belgelerini imha ettiler. Öyle ki bazı binaları dinamitle havaya uçurdular. Kızıl Ordu kampa yaklaşınca bu kez kampta bulunan tüm tutsakları “Ölüm Yürüyüşü’ne-Todesmarsch” çıkardılar. Ölüm yürüyüşüne çıkarılan 56 bin kişiden 15 bin kişi ancak kurtarılabildi. 

27 Ocak 1945’te Sovyet Kızıl Ordusu kampı özgürlüğüne kavuşturduğunda yedi bin tutsak kalmıştı. İnsanlık için büyük bir zafer olan bu mutlu günün 72. yılındayız. 

Almanya’da 1996 da bu yana her 27 Ocak, Yahudi Soykırımı Anma Günü olarak programlar gerçekleştirilir.

İnsanlık tarihinin en uğursuz döneminde yaşanılanlar için yeterince ders çıkarıldığı söylenemez. Nazi barbarlığı yenildi, ancak ardıllarını orada-burada, yakınlarımızda görmek mümkün.

Toplama kampında deli divane olmuş gezinirken; dayanışma, birleşme ve her koşulda direnmenin insana büyük güç kattığını gördük. Ve önemli olan da budur.

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.