Mahalli ihanet

Mahalli ihanet

Mehmet Tarhan, Halep üzerindeki iddiasını yitirir yitirmez, Hüsnü Mahalli’yi tutuklatan iktidar-yargı komedyasını yazdı.

Mehmet TARHAN

Tarih 18 Ekim 2016. 28. Muhtarlar toplantısında esip gürlüyor Cumhursultanı. Bir yıl önce uçağını düşürüp sonra sıkıyı görünce yeniden “dost” olduğu Putin ile ne kadar iyi bir ilişkisi olduğunu göstermek için yaptıkları telefon görüşmesini anlatıyor: “Sayın Putin ile Halep’e ilişkin dün gece bir telefon görüşmesi yaptık. Kendisinden hava saldırılarının durdurulmasını istedim. Onlar da ya durdular ya da durduracaklar. Sayın Putin’in el Nusra’nın Halep’ten çekilmesi yönünde ricası oldu. Biz de arkadaşlarımıza gerekli talimatları verdik. Bu konuda çalışma başlatıldı.”

Aradan iki ay geçmeden Halep’ten cihatçıların -çamur medyasına göre sivillerin, bana göre ikisinin birden- tahliyesi konusunda anlaşmaya varıldı. Rusya bu arada hava saldırılarını durdurmadı ama demek ki “Arkadaşlar” Erdoğan’ın ricasını yerine getirdiler.

İç kamuoyuna rahatlatıcı bir ekşın gerektiğinden olsa gerek; kabak Hüsnü Mahalli’nin başına patladı. Gözaltı kararı, tutuklama istemi, tutuklama kararı gibi belgeleri açtım önüme; zul geldi vallahi şöyle ciddi ciddi analiz etmek, kararın saçmalığını mantık sınırları içinde göstermeye çalışmak. Makbul hukuk profesörünün Burhan Kuzu olduğu yerde kuzu kuzu hukuktan konuşup kendimi aşağılamak istemedim açıkçası.

Evet efendim acayip haklılar Hüsnü Mahalli’yi tutuklamakta. Çok fena aldattı sayın cumhurbaşkanını. Yepisyeni Türkiye Davutoğlan’ın akıl hocalığında Ortadoğu’ya açılırken Arap dünyasıyla ilişkilerin gelişmesi için neyi var neyi yoksa koydu ortaya. Hain Esad -pardon Esed- için “kardeşim Beşar” dedirtti memleketin milli iradesine. Vize kaldırmalar vs derken durduk yere hilafet rüyasına itti alçakgönüllülüğü, munisliği ile nam yapmış zamanın başbakanını. Arap baharı başlar başlamaz fırsat olarak gördü tabii stratejik derinliklerde yüzenler bunu. Ay vallahi geliyordu Yeni Osmanlı. Peki ne yaptı bu hain Hüsnü ondan sonra? Yok, dedi, burnunuzu sokmayın bu işlere; Arap dünyası, Ortadoğu sizin bildiğiniz gibi değil. İsrail’e karşı bir “one minute” dediniz, dizilerden mütevellit milyonlarca Arap turist geliyor diye Araplar sizin sultanlığınızı, hilafetinizi özlüyor sanmayın. Aklınızı başınıza alın, bunun ABD’si, Rusya’sı, Suudi’si, Mısır’ı var. Öyle Emeviye Camii’nde namaz kılıcam diye sınırınızı cihatçılar için kevgire çevirirseniz Suriye bataklığa döner. Batıp boğulmasanız bile çamuru sıçrar. Desteklediğiniz cihatçılardan ne size ne Suriye’ye hayır gelir. Yapmayın, etmeyin.
İşte böyle abuk subuk şeyler söyleyip duruyordu Hüsnü Mahalli. Abuk subuk. Abuk subuk. Abuk subuk. Saçma olan parça pinçik olmuş bir imparatorluğu canlandırma, kolonyal bir bakışla Arapların tüm tarihini, entelektüel birikimini yok sayıp kendisine tapınacakları fantezisiyle “Böyyük” cihan imparatorluğu olma hayalleri değil de bunlardı abuk subuk konuşmalar. Üstelik ihanetti bu çünkü bu tip uyarılar durduk yere milletin gazını kesiyordu, kesebilirdi, kesmesindi. Emeviye’de cumaya yetişmek lazım tabii. Edepsiz hainin lafına bak!: Suriye rejimi, uluslararası dengeler sizin sandığınız gibi değil, yolları kapattırıp yan mahallede cumaya gitmeye benzemez. Bundan büyük ihanet mi olur? Bedelli askerlik diye yırtınan süper mukaddesatçı, yerli ve milli gençlerin hevesi kırılır maazallah!

ELİN ESAD’A YETİŞMİYORSA BUL BİR GÜNAH KEÇİSİ!

Putin -ki canımız cananımız olur, acayip yerli ve millidir kendisi- ile Halep konusunda anlaşacak tabii ki ümmetin koruyucusu milli irade. Tamam uçak düşmüş, bilinmeyen uçaklarca askerler bombalanmış falan önemli değil. Tıkarsın 10-12 Kürt siyasetçiyi içi soğur tosuncukların. Esad’ın davetiyle Suriye’de olan Rusya ile anlaşmanın Halep’i Esad’a vermek olduğunu kim takar? Üç beş ağlak video, iki üç esip gürleme ile ümmetin hamisi pozisyonu sağlamlaşır. Elin Esad’a yetişmiyorsa bul bir günah keçisi: Şöyle Arap olsun ama islamcı falan olmasın, tanınmış olsun ama muhalif olsun ki ne derse desin ümmet kulak vermesin. Şöyle Türkan Saylan tarzında ibreti alemlik bir şovla evi aransın, tutuklansın ki Esad tir tir titresin. Varsın Hüsnü Mahalli yıllarca hükümete danışmanlık yapmış olsun, Erdoğan’ın davetiyle vatandaş olmuş olsun falan. Bülent abiden tuz ekmek paylaşmışlığı yok ya. Tasmalı medyada bir sabah programında hedef gösterir, öğleden sonra evini basarsın. Tweet atmıştır, televizyonda bişi’ söylemiştir falan. Vatan haini demek için kanıta gerek yok nasıl olsa. Bulunur birkaç bahane sonrasında.

Tutuklama gerekçesi yalnız hakimin FETÖ üyesi olabileceği şüphesi uyandırdı bende. Diyor ki: “serbest kalması halinde delilleri yok edeceği, gizleyeceği veya değiştireceği, suçun mağduru ve tanıkları üzerinde baskı kurma girişiminde bulunacağı yolunda kuvvetli şüphe uyandırmıştır.”

Şimdi bu hakim kişisi Hüsnü Mahalli denen hainin koskoca, bösböyyük Türkiye Cumhuriyeti, ondan da böyyük devlet büyükleri -ki o bir tanesi Türkiye’nin- üzerinde baskı kurabileceği şüphesinden bahsederek ne tür subliminal mesajlar veriyor? Bu nasıl bir sinsiliktir? E bu kökü dışarda Esad ajanı Hüsnü baskı yapabiliyorsa yerli ve milli irademiz o kadar da kuvvetli değil demek ki diye düşünmez mi ümmet? Bu nasıl bir fitnedir ümmet ile iradesi arasında? Milli seferberlik çağrısına uymak suretiyle buradan ihbar ediyorum, savcıları göreve çağırıyorum Hüsnü Mahalli’nin tutuklama kararını veren hakimlere karşı. Bunlar da Hüsnü Mahalli ile aynı şeyi yapıyorlar, her şeye kadir milli iradeyi güçsüz gösterip, ümmetin motivasyonunu kırıyorlar. Asıl tehlikeli olan Hüsnü Mahalli’den çok bu “mahalli ihanet” değil mi? Bakınız 15 Temmuz.

Arz ederim!

Son Düzenlenme Tarihi: 18 Aralık 2016 11:32
www.evrensel.net
ETİKETLER Hüsnü Mahalli